Türk Bitig: Haydar Baba'ya Selam


Azerbaycan-İran coğrafyasında konuşulan Türkçe'nin en güzel şiir örneklerinden biri şüphesiz ki Tebrizli Muhammed Şehriyar'ın "Haydar Baba'ya Selam" şiiridir. Mutlaka okuyalım, okutalım.

    Not: Şair, doğup büyüdüğü,Tebriz'e bağlı Hoşgenab köyünden ayrı kalmıştır. Bu şiirinde, uzun yıllar sonra çocukluk anıları ve köyünün özlemiyle, köyünde bulunan "Haydar Baba Dağı"na seslenmektedir. Şiirde sıkça geçen "kend/kent" kelimesi bizdeki "köy" manasına gelir.

Şairin kendi sesiyle Haydar Baba



Haydar Baba'ya Selam

1

‫حیدربابا ایلدیریملار شاخاندا‬
Heyder Baba, ıldırımlar şakanda,
Haydar Baba, yıldırımlar çakanda,
سئللر سولار شاققیلدییوب آخاندا‬
Seller, sular şakkıldayıb akanda,
Seller, sular şakıldayıp akanda,
‫قیزلار اوْنا صف باغلییوب باخاندا‬
Kızlar ona saf bağlayıb bakanda,
Kızlar ona saf bağlayıp bakanda,
‫سلام اولسون شوْکتوْزه ائلوْزه !‬
Selâm olsun şevkatize, elize,
Selâm olsun şevketinize, elinize,
‫منیم دا بیر آدیم گلسین دیلوْزه‬
Menim de bir adım gelsin dilize.
Benim de bir adım gelsin dilinize.

2

‫حیدربابا ، کهلیک لروْن اوچاندا‬
Heyder Baba, kehliklerin uçanda,
Haydar Baba, kekliklerin uçanda,
‫کوْل دیبینن دوْشان قالخوب قاچاندا‬
Kol dibinden dovşan kalkıb, kaçanda,
Çalı dibinden tavşan kalkıp, kaçanda,
‫باخچالارون چیچکلنوْب آچاندا‬
Bahçaların çiçeklenib açanda,
Bahçaların çiçeklenip açanda,
‫بیزدن ده بیر موْمکوْن اوْلسا یاد ائله‬
Bizden de bir mümkün olsa, yâd ele,
Bizden de bir mümkün olsa, yâd eyle,
‫آچیلمیان اوْرکلری شاد ائله
Açılmayan ürekleri şâd ele.
Açılmayan yürekleri şâd eyle.

3

‫بایرام یئلی چارداخلاری ییخاندا‬
Bayram yeli çardakları yıkanda,
Bayram yeli çardakları yıkanda,
‫نوْروز گوْلی ، قارچیچکی چیخاندا‬
Novruz gülü, kar çiçeği çıkanda,
Nevruz gülü, kar çiçeği çıkanda,
آغ بولوتلار کؤینکلرین سیخاندا‬
Ağ bulutlar köleklerin sıkanda,
Ak bulutlar köleklerini sıkanda,
‫بیزدن ده بیر یاد ائلییه ن ساغ اوْلسون‬
Bizden de bir yâd eyleyen sağ olsun,
Bizden de bir yâd eyleyen sağ olsun,
‫دردلریمیز قوْی دیّکلسین ، داغ اوْلسون
Derdlerimiz koy dikkelsin dağ olsun.
Dertlerimiz koy dikelsin dağ olsun.

4

‫حیدربابا ، گوْن دالووی داغلاسین !‬
Heyder Baba, gün dalıvı dağlasın,
Haydar Baba, gün sırtını dağlasın,
‫اوْزوْن گوْلسوْن ، بولاخلارون آغلاسین !‬
Üzün gülsün, bulakların ağlasın,
Yüzün gülsün, bulakların ağlasın,
اوشاخلارون بیر دسته گوْل باغلاسین !‬
Uşaklarun bir deste gül bağlasın,
Uşakların bir deste gül bağlasın,
یئل گلنده ، وئر گتیرسین بویانا‬
Yel gelende ver getirsin bu yana,
Yel gelende ver getirsin bu yana,
بلکه منیم یاتمیش بختیم اوْیانا‬
Belke menim yatmış bahtım oyana.
Belki benim yatmış bahtım uyana.

5

حیدربابا ، سنوْن اوْزوْن آغ اوْلسون !‬
Heyder Baba, senin üzün ağ olsun,
Haydar Baba, senin yüzün ak olsun,
‫دؤرت بیر یانون بولاغ او ْلسون باغ اوْلسون !‬
Dört bir yanın bulak olsun, bağ olsun,
Dört bir yanın bulak olsun, bağ olsun,
‫بیزدن سوْرا سنوْن باشون ساغ اوْلسون !‬
Bizden sora senin başın sağ olsun,
Bizden sonra senin başın sağ olsun,
دوْنیا قضوْ-قدر ، اؤلوْم-ایتیمدی‬
Dünya kazov-kader, ölüm-itimdi,
Dünya kazov-kader, ölüm-yitimdir,
دوْنیا بوْیی اوْغولسوزدی ، یئتیمدی‬
Dünya boyu oğulsuzdu, yetimdi.
Dünya boyu oğulsuzdur, yetimdir.

6

‫حیدربابا ، یوْلوم سنن کج اوْلدی‬
Heyder Baba, yolum senden keç oldu,
Haydar Baba, yolum senden ayrı oldu,
‫عؤمروْم کئچدی ، گلممه دیم ، گئج اوْلدی‬
Ömrüm keçdi, gelenmedim geç oldu,
Ömrüm geçdi, gelemedim geç oldu,
هئچ بیلمه دیم گؤزللروْن نئج اوْلدی‬
Heç bilmedim gözellerin neç oldu,
Hiç bilmedim güzellerin niçe oldu,
‫بیلمزیدیم دؤنگه لر وار ، دؤنوْم وار‬
Bilmezidim döngeler var, dönüm var,
Bilmez idim döngeler var, dönüm var,
‫ایتگین لیک وار ، آیریلیق وار ، اوْلوْم وار‬
İtginlik var, ayrılık var, ölüm var.
Yitginlik var, ayrılık var, ölüm var.

7

‫حیدربابا ، ایگیت اَمَک ایتیرمز‬
Heyder Baba, igit emek itirmez,
Haydar Baba, yiğit emek yitirmez,
‫عؤموْر کئچر ، افسوس بَرَه بیتیرمز‬
Ömür geçer efsus bere bitirmez,
Ömür geçer esef bere bitirmez,
‫نامرد اوْلان عؤمری باشا یئتیرمز‬
Nâmerd olan ömrü başa yetirmez,
Nâmert olan ömrü başa yetirmez,
‫بیزد ، واللاه ، اونوتماریق سیزلری‬
Biz de vallah unutmarık sizleri,
Biz de vallah unutmarık sizleri,
‫گؤرنمسک حلال ائدوْن بیزلری‬
Görenmesek helâl edin bizleri.
Göremezsek helâl edin bizleri.

8

‫حیدربابا ، میراژدر سَسلننده‬
Heyder Baba, Mir Ejder seslenende,
Haydar Baba, Mir Ejder seslenende,
کَند ایچینه سسدن - کوْیدن دوْشنده‬
Kend içine sesden-köyden düşende,
Kent içine sesden-küyden düşende,
‫عاشیق رستم سازین دیللندیرنده‬
Aşık Rüstem, sazın dillendirende,
Aşık Rüstem, sazını dillendirende,
‫یادوندادی نه هؤلَسَک قاچاردیم‬
Yadındadır ne hövlesek kaçardım,
Yadındadır ne hövlesek kaçardım,
‫قوشلار تکین قاناد آچیب اوچاردیم‬
Kuşlar tekin kanad çalıb uçardım.
Kuşlar değin kanat çalıp uçardım.

9

‫شنگیل آوا یوردی ، عاشیق آلماسی‬
Şengülava yurdu, aşık alması,
Şengülava yurdu, aşık elması,
‫گاهدان گئدوب ، اوْردا قوْناق قالماسی‬
Gâh da gedib orda konak kalması,
Kâh da gidip orda konak kalması,
‫داش آتماسی ، آلما ، هیوا سالماسی‬
Daş atması, alma-heyva salması,
Taş atması, elma-ayva salması,
‫قالیب شیرین یوخی کیمین یادیمدا‬
Kalıb şirin yuhu kimin yadımda,
Kalıp şirin uyku gibi yadımda,
‫اثر قویوب روحومدا ، هر زادیمدا‬
Eser koyub, ruhumda her zadımda.
Eser koyup, ruhumda her zadımda.

10

‫حیدربابا ، قوری گؤلوْن قازلاری‬
Heyder Baba, Kuru gölün kazları,
Haydar Baba, Kuru gölün kazları,
‫گدیکلرین سازاخ چالان سازلاری‬
Gediklerin sazak çalan sazları,
Gediklerin ıslık çalan sazları,
‫کَت کؤشنین پاییزلاری ، یازلاری‬
Ket kövşenin payızları, yazları,
Kent-köycenin güzleri, yazları,
‫بیر سینما پرده سی دیر گؤزوْمده‬
Bir sinema perdesidir gözümde,
Bir sinema perdesidir gözümde,
‫تک اوْتوروب ، سئیر ائده رم اؤزوْمده‬
Tek oturub, seyr ederem özümde.
Tek oturup, seyrederim özümde.

11

‫حیدربابا ، قره چمن جاداسی‬
Heyder Baba, Karaçemen caddası,
Haydar Baba, Karaçimen caddesi,
‫چْووشلارین گَلَر سسی ، صداسی‬
Çovuşların geler sesi, sedası,
Çavuşların gelir sesi, sedası,
‫کربلیا گئدنلرین قاداسی‬
Kerbelâ’ya gedenlerin kadası,
Kerbelâ’ya gidenlerin tasası,
‫دوْشسون بو آج یوْلسوزلارین گؤزوْنه‬
Düşsün bu aç, yolsuzların gözüne,
Düşsün bu aç, yolsuzların gözüne,
‫تمدّونون اویدوخ یالان سؤزوْنه‬
Temeddünün uyduk yalan sözüne.
Medeniyetin uyduk yalan sözüne.

12

‫حیدربابا ، شیطان بیزی آزدیریب‬
Heyder Baba, şeytan bizi azdırıb,
Haydar Baba, şeytan bizi azdırıp,
‫محبتی اوْرکلردن قازدیریب‬
Mehebbeti üreklerden kazdırıb,
Muhabbeti yüreklerden kazdırıp,
‫قره گوْنوْن سرنوشتین یازدیریب‬
Kara günün ser-nüviştin yazdırıb,
Kara günün alın yazısını yazdırıp,
‫سالیب خلقی بیر-بیرینن جانینا‬
Salıb halkı bir-birinin canına,
Salıp halkı bir-birinin canına,
‫باریشیغی بلشدیریب قانینا‬
Barışığı beleşdirib kanına.
Barışığı bulaştırıp kanına.

13

گؤز یاشینا باخان اوْلسا ، قان آخماز‬
Göz yaşına bakan olsa, kan akmaz,
Göz yaşına bakan olsa, kan akmaz,
‫انسان اوْلان خنجر بئلینه تاخماز‬
İnsan olan hancer beline takmaz,
İnsan olan hancer beline takmaz,
‫آمما حئییف کوْر توتدوغون بوراخماز‬
Amma hayıf, kör tutduğun burakmaz,
Amma hayıf, kör tutduğunu burakmaz,
‫بهشتیمیز جهنّم اوْلماقدادیر !‬
Behiştimiz cehennem olmakdadır,
Cennetimiz cehennem olmakdadır,
‫ذی حجّه میز محرّم اوْلماقدادیر !‬
Ziheccemiz meherrem olmakdadır.
Zilhiccemiz Muharrem olmakdadır.

14

‫خزان یئلی یارپاخلاری تؤکنده‬
Hazan yeli yarpakları tökende,
Hazan yeli yaprakları dökende,
‫بولوت داغدان یئنیب ، کنده چؤکنده‬
Bulut dağdan yenib kende çökende,
Bulut dağdan inip kente çökende,
‫شیخ الاسلام گؤزل سسین چکنده‬
Şeyhülislam gözel sesin çekende,
Şeyhülislam güzel sesini çekende,
‫نیسگیللی سؤز اوْرکلره دَیَردی‬
Nisgilli söz üreklere deyerdi,
Nisgilli söz yüreklere değerdi,
‫آغاشلار دا آللاها باش اَیَردی‬
Ağaçlar da Allah’a baş eyerdi.
Ağaçlar da Allah’a baş eğerdi.

15

‫داشلی بولاخ داش-قومونان دوْلماسین !‬
Daşlı bulak daş-kumunan dolmasın,
Taşlı bulak daş-kum ile dolmasın,
‫باخچالاری سارالماسین ، سوْلماسین !‬
Bahçaları saralmasın, solmasın,
Bahçaları sararmasın, solmasın,
‫اوْردان کئچن آتلی سوسوز اولماسین !‬
Ordan keçen atlı susuz olmasın,
Ordan keçen atlı susuz olmasın,
‫دینه : بولاخ ، خیرون اوْلسون آخارسان‬
Deyne bulak, hayrın olsun, akarsan,
Deyin ey! bulak, hayrın olsun, akarsan,
‫افقلره خُمار-خُمار باخارسان‬
Ufuklara humar-humar bakarsan.
Ufuklara kumar-kumar bakarsan.

16

‫حیدر بابا ، داغین ، داشین ، سره سی‬
Heyder Baba, dağın daşın seresi,
Haydar Baba, dağın daşın seresi,
‫کهلیک اوْخور ، دالیسیندا فره سی‬
Kehlik okur, dalısında feresi,
Keklik öter, arkasında yavrusu,
‫قوزولارین آغی ، بوْزی ، قره سی‬
Kuzuların ağı, bozu, karası,
Kuzuların akı, bozu, karası,
‫بیر گئدیدیم داغ-دره لر اوزونی‬
Bir gedeydim dağ-dereler uzunu,
Bir gideydim dağ-dereler uzunu,
‫اوْخویئدیم : » چوْبان ، قیتر قوزونی «‬
Okuyaydım: 'Çoban, kaytar kuzunu'.
Okuyaydım: 'Çoban, kaytar kuzunu'.

17

‫حیدر بابا ، سولی یئرین دوْزوْنده‬
Heyder Baba, Sulu yerin düzünde,
Haydar Baba, Sulu yerin düzünde,
‫بولاخ قئنیر چای چمنین گؤزونده‬
Bulak kaynar çay çemenin gözünde,
Bulak kaynar çay çimenin gözünde,
‫بولاغ اوْتی اوْزَر سویون اوْزوْنده‬
Bulakotu, üzer suyun üzünde,
Bulak otu, yüzer suyun yüzünde,
‫گؤزل قوشلار اوْردان گلیب ، گئچللر‬
Gözel kuşlar ordan gelib keçerler,
Güzel kuşlar ordan gelip geçerler,
‫خلوتلیوْب ، بولاخدان سو ایچللر‬
Halvetleyib bulakdan su içerler.
Halvetleyip bulaktan su içerler.

18

‫بیچین اوْستی ، سونبول بیچن اوْراخلار‬
Biçin üstü sünbül biçen oraklar,
Biçin/Harman üstü sümbül biçen oraklar,
‫ایله بیل کی ، زوْلفی دارار داراخلار‬
Ele bil ki, zülfü darar daraklar,
Öyle bil ki, zülfü tarar taraklar,
‫شکارچیلار بیلدیرچینی سوْراخلار‬
Şikarçılar bildirçini soraklar,
Avcılar bıldırcını soraklar / ararlar,
‫بیچین چیلر آیرانلارین ایچللر‬
Biçinçiler ayranların içerler,
Biçiçiler ayranlarını içerler,
‫بیرهوشلانیب ، سوْننان دوروب ، بیچللر‬
Bir huşlanıb, sondan durub biçerler.
Bir hoşlanıp, sonra durup biçerler.

19

‫حیدربابا ، کندین گوْنی باتاندا‬
Heyder Baba, kendin günü batanda,
Haydar Baba, kentin günü batanda,
‫اوشاقلارون شامین ئییوب ، یاتاندا‬
Uşakların şamın yeyib yatanda,
Uşakların [ak]şamın yiyip yatanda,
‫آی بولوتدان چیخوب ، قاش-گؤز آتاندا‬
Ay bulutdan çıkıb kaş-göz atanda,
Ay buluttan çıkıp kaş-göz atanda,
‫بیزدن ده بیر سن اوْنلارا قصّه ده‬
Bizden de bir sen onlara kıssa de,
Bizden de bir sen onlara kıssa de,
‫قصّه میزده چوخلی غم و غصّه ده‬
Kıssamızdan çoklu gam u gussa de.
Kıssamızdan çoklu gam ve husa de.

20

‫قاری ننه گئجه ناغیل دییَنده‬
Karı nene gece nağıl deyende,
Karı/yaşlı nene gece masal diyende,
‫کوْلک قالخیب ، قاپ-باجانی دؤیَنده‬
Külek kalkıb kap-bacanı döyende,
Yel çıkıp kapı-bacanı dövende,
‫قورد گئچینین شنگوْلوْسون یینده‬
Kurd keçinin Şengülüsün yeyende,
Kurt keçinin yavrusunu yiyende,
‫من قاییدیب ، بیرده اوشاق اوْلئیدیم‬
Men kayıdıb bir de uşak olaydım,
Ben de dönüp bir de uşak olaydım,
‫بیر گوْل آچیب ، اوْندان سوْرا سوْلئیدیم‬
Bir gül açıb ondan sora solaydım.
Bir gül açıp ondan sonra solaydım.

21

‫عمّه جانین بال بلله سین ییه ردیم‬
‘Emmecan’ın bal bellesin yeyerdim,
‘Emmecan’ın bal bükmesini yerdim,
‫سوْننان دوروب ، اوْس دوْنومی گییه ردیم‬
Sondan durub üs donumu geyerdim,
Sonra durup üst donumu giyerdim,
‫باخچالاردا تیرینگَنی دییه ردیم‬
Bahçalarda tiringeni deyerdim,
Bahçalarda tiringeni derdim,
‫آی اؤزومی اوْ ازدیرن گوْنلریم !‬
Ay özümü o ezdiren günlerim,
Ay özümü o ezdiren günlerim,
‫آغاج مینیپ ، آت گزدیرن گوْنلریم !‬
Ağac minib, at gezdiren günlerim.
Ağaç binip, at gezdiren günlerim.

22

‫هَچی خالا چایدا پالتار یوواردی‬
Heçi hala çayda paltar yuvardı,
Heçi hala çayda paltar yuvardı,
‫مَمَد صادق داملارینی سوواردی‬
Memmed Sadık damlarını suvardı,
Mehmed Sadık damlarını suvardı,
‫هئچ بیلمزدیک داغدی ، داشدی ، دوواردی‬
Heç bilmezdik dağdı, daşdı, divardı
Hiç bilmezdik dağdı, taşdı, duvardı
‫هریان گلدی شیلاغ آتیب ، آشاردیق‬
Her yan geldi, şıllak atıb aşardık,
Her bir yana şıllak atıp aşardık,
‫آللاه ، نه خوْش غمسیز-غمسیز یاشاردیق‬
Allah, ne koş, gamsız-gamsız yaşardık.
Allah, ne hoş, gamsız-gamsız yaşardık.

23

‫شیخ الاسلام مُناجاتی دییه ردی‬
Şeyhülislam münâcatı deyerdi,
Şeyhülislam münâcatı der idi,
‫مَشَدرحیم لبّاده نی گییه ردی‬
Meşed Rahim lebbâdeni geyerdi,
Meşed Rahim cübbesini giyerdi,
‫مشْدآجلی بوْز باشلاری ییه ردی‬
Meşdâceli bozbaşları yeyerdi,
Meşdâceli bozbaşları/nohutları yer idi,
‫بیز خوْشودوق خیرات اوْلسون ، توْی‬ ‫اوْلسون‬
Biz hoş idik, hayrat olsun, toy olsun,
Biz hoş idik, hayrat olsun, toy olsun,
‫فرق ائلَمَز ، هر نوْلاجاق ، قوْی اولسون‬
Fark eylemez, her n’olacak, koy olsun.
Fark eylemez, her n’olacak, koy olsun.

24

‫ملک نیاز ورندیلین سالاردی‬
Melik Niyaz verendilin salardı,
Melik Niyaz tüfeğini salardı,
‫آتین چاپوپ قئیقاجیدان چالاردی‬
Atın çapıb kıykacıdan çalardı,
Atını çapıp kıykacıdan çalardı,
‫قیرقی تکین گدیک باشین آلاردی‬
Kırkı tekin gedik başın alardı.
Kırgı/şahin değin gedik başın alardı.
‫دوْلائیا قیزلار آچیپ پنجره‬
Dolayıya kızlar açıb pencere,
Dolayıda kızlar açıp pencere,
‫پنجره لرده نه گؤزل منظره !‬
Pencerelerden ne gözel menzere.
Pencerelerden ne güzel manzara.

25

‫حیدربابا ، کندین توْیون توتاندا‬
Heyder Baba, kendin toyun tutanda,
Haydar Baba, kentin düğün tutanda,
‫قیز-گلینلر ، حنا-پیلته ساتاندا‬
Kız gelinler hena, pilte satanda,
Kız gelinler kına, fitil satanda,
‫بیگ گلینه دامنان آلما آتاندا‬
Bey geline damdan alma atanda,
Bey geline damdan elma atanda,
‫منیم ده اوْ قیزلاروندا گؤزوم وار‬
Menim de o kızlarında gözüm var,
Benim de o kızlarında gözüm var,
‫عاشیقلارین سازلاریندا سؤزوم وار‬
Aşıkların sazlarında sözüm var.
Aşıkların sazlarında sözüm var.

26

‫حیدربابا ، بولاخلارین یارپیزی‬
Heyder Baba, bulakların yarpızı,
Haydar Baba, bulakların yarpızı,
‫بوْستانلارین گوْل بَسَری ، قارپیزی‬
Bostanların gülbeseri, karpızı,
Bostanların gülbeseri, karpuzu,
‫چرچیلرین آغ ناباتی ، ساققیزی‬
Çerçilerin ağ nebatı sakkızı,
Çerçilerin ak nebati sakızı,
‫ایندی ده وار داماغیمدا ، داد وئرر‬
İndi de var damağımda, dad verer,
Şimdi de var damağımda, tat verir,
‫ایتگین گئدن گوْنلریمدن یاد وئرر‬
İtgin geden günlerimden yad verer.
Yitgin giden günlerimden yad verir.

27

‫بایرامیدی ، گئجه قوشی اوخوردی‬
Bayram idi gece kuşu okurdu,
Bayram idi gece kuşu okurdu,
‫آداخلی قیز ، بیگ جوْرابی توْخوردی‬
Adaklı kız bey çorabın tokurdu,
Adaklı kız bey çorabını dokurdu,
‫هرکس شالین بیر باجادان سوْخوردی‬
Herkes şalın bir bacadan sokurdu,
Herkes şalını bir bacadan sokardu,
‫آی نه گؤزل قایدادی شال ساللاماق !‬
Ay ne gözel kaydadı şal sallamak,
Ay ne güzel kaideydi şal sallamak,
‫بیگ شالینا بایراملیغین باغلاماق !‬
Bey şalına bayramlığın bağlamak.
Bey şalına bayramlığını bağlamak.

28

‫شال ایسته دیم منده ائوده آغلادیم‬
Şal istedim men de evde ağladım,
Şal istedim ben de evde ağladım,
‫بیر شال آلیب ، تئز بئلیمه باغلادیم‬
Bir şal alıb tez belime bağladım,
Bir şal alıp tez belime bağladım,
‫غلام گیله قاشدیم ، شالی ساللادیم‬
Gulam gile kaçdım, şalı salladım,
Gulam gile kaçtım, şalı salladım,
‫فاطمه خالا منه جوراب باغلادی‬
Fatma hala mene çorab bağladı,
Fatma hala bana çorap bağladı,
‫خان ننه می یادا سالیب ، آغلادی‬
Han nenemi yada salıb ağladı.
Han ninemi yada salıp ağladı.

29

‫حیدربابا ، میرزَممدین باخچاسی‬
Heyder Baba, Mirzemmed’in bahçası,
Haydar Baba, Mirzemmed’in bahçası,
‫باخچالارین تورشا-شیرین آلچاسی‬
Bahçaların turşa şirin alçası,
Bahçaların turşu-şirin alçası/eriği,
‫گلینلرین دوْزمه لری ، طاخچاسی‬
Gelinlerin düzmeleri, tahçası
Gelinlerin düzmeleri, tahçası
‫هی دوْزوْلر گؤزلریمین رفینده‬
Hey düzüler gözlerimin refinde,
Hey düzülür gözlerimin rafında,
‫خیمه وورار خاطره لر صفینده‬
Heyme vurar hatıralar sefinde.
Çadır kurar hatıralar safında.

30

‫بایرام اوْلوب ، قیزیل پالچیق اَزَللر‬
Bayram olub, kızıl palçık ezerler,
Bayram olup, kızıl balçık ezerler,
‫ناققیش ووروب ، اوتاقلاری بَزَللر‬
Nakış vurub, otakları bezerler,
Nakış vurup, odaları bezerler,
‫طاخچالارا دوْزمه لری دوْزللر‬
Tahçalara düzmeleri düzerler
Tahçalara düzmeleri düzerler
‫قیز-گلینین فندقچاسی ، حناسی‬
Kız-gelinin fındıkçası, henası,
Kız-gelinin fındıkçası, kınası,
‫هَوَسله نر آناسی ، قایناناسی‬
Heveslener anası, kaynanası.
Heveslenir anası, kaynanası.

31

‫باکی چی نین سؤزی ، سوْوی ، کاغیذی‬
Bakıçının sözü, sovu, kağızı
Bakıçının sözü, savı, kağıdı
‫اینکلرین بولاماسی ، آغوزی‬
İneklerin bulaması, ağızı,
İneklerin bulaması, ağızı,
‫چرشنبه نین گیردکانی ، مویزی‬
Çerşenbenin girdekânı, mövizi
Çarşambanın cevizi kuruüzümü
‫قیزلار دییه ر : » آتیل ماتیل چرشنبه‬
Kızlar deyer: “Atıl-matıl, çerşenbe,
Kızlar der ki: “Atıl-matıl, çarşamba,
‫آینا تکین بختیم آچیل چرشنبه «‬
Ayna tekin bahtım açıl, çerşenbe".
Ayna değin bahtım açıl, çarşamba".

32

‫یومورتانی گؤیچک ، گوللی بوْیاردیق‬
Yumurtanı göyçek, güllü boyardık,
Yumurtayı güzel, güllü boyardık,
‫چاققیشدیریب ، سینانلارین سوْیاردیق‬
Çakkışdırıb sınanların soyardık,
Çakıştırıp kırılanı soyardık,
‫اوْیناماقدان بیرجه مگر دوْیاردیق ؟‬
Oynamakdan birce meğer doyardık,
Oynamaktan birce meğer doyardık,
‫علی منه یاشیل آشیق وئرردی‬
Eli mene yaşıl aşık vererdi,
Eli bana yeşıl aşık vererdi,
‫ارضا منه نوروزگوْلی درردی‬
İrza mene novruz gülü dererdi.
Rıra bana Nevruz gülü dererdi.

33

‫نوْروز علی خرمنده وَل سوْرردی‬
Novruz Ali hermende vel sürerdi,
Nevruz Ali harmanda düven sürerdi,
‫گاهدان یئنوب ، کوْلشلری کوْرردی‬
Kâhdan enib küleşlerin kürerdi,
Bazen inip samanları kürerdi,
‫داغدان دا بیر چوْبان ایتی هوْرردی‬
Dağdan da bir çoban iti hürerdi,
Dağdan da bir çoban iti ürerdi,
‫اوندا ، گؤردن ، اولاخ ایاخ ساخلادی‬
Onda gördün ulak ayak sahladı,
O-anda gördün eşek ayak sakladı/durdu,
‫داغا باخیب ، قولاخلارین شاخلادی‬
Dağa bakıb kulakların şahladı.
Dağa bakıp kulaklarını şahladı.

34

‫آخشام باشی ناخیرینان گلنده‬
Akşam başı nahırçılar gelende,
Akşam başı çobanlar gelende,
‫قوْدوخلاری چکیب ، وورادیق بنده‬
Kodukları çekib, vurardık bende,
Sıpaları çekip, vurardık bende,
‫ناخیر گئچیب ، گئدیب ، یئتنده کنده‬
Nahır keçib gedib yetende kende,
Sürü geçip gidip varınca kente,
‫حیوانلاری چیلپاق مینیب ، قوْواردیق‬
Heyvanları çılpak minib kovardık,
Hayvanlara çılpak binib kovardık,
‫سؤز چیخسایدی ، سینه گریب ، سوْواردیق‬
Söz çıksaydı, sine gerib sovardık.
Söz çıksaydı, sine gerib savardık.

35

‫یاز گئجه سی چایدا سولار شاریلدار‬
Yaz gecesi çayda sular şarıldar,
Yaz gecesi çayda sular şarıldar,
‫داش-قَیه لر سئلده آشیب خاریلدار‬
Daş kayalar selde aşıb, karıldar,
Taş kayalar selde aşıp, karıldar,
‫قارانلیقدا قوردون گؤزی پاریلدار‬
Karanlıkda kurdun gözü parıldar,
Karanlıkta kurdun gözü parıldar,
‫ایتر ، گؤردوْن ، قوردی سئچیب ، اولاشدی‬
İtler gördün, kurdu seçib ulaşdı,
İtler gördün, kurdu seçip ulaştı,
‫قورددا ، گؤردو ْن ، قالخیب ، گدیکدن آشدی‬
Kurd da gördün, kalkıb gedikden aşdı.
Kurt da gördün, kalkıp gedikten aştı.

36

‫قیش گئجه سی طؤله لرین اوْتاغی‬
Kış gecesi tövlelerin otağı,
Kış gecesi tövlelerin otağı,
‫کتلیلرین اوْتوراغی ، یاتاغی‬
Kentlilerin oturağı, yatağı,
Kentlilerin oturağı, yatağı,
‫بوخاریدا یانار اوْتون یاناغی‬
Buharıda yanar odun yanağı,
Buharıda yanar odun yanağı,
‫شبچره سی ، گیردکانی ، ایده سی‬
Şebçeresi, girdekânı, iydesi,
Şebçeresi, cevizi, iğdesi,
‫کنده باسار گوْلوْب - دانیشماق سسی‬
Kendi basar gülüb-danışmak sesi.
Kenti basar gülüp-konuşmak sesi.

37

‫شجاع خال اوْغلونون باکی سوْقتی‬
Şücâ haloğlunun Baki savgati,
Şücâ hala oğlunun Bakü hediyesi,
‫دامدا قوران سماواری ، صحبتی‬
Damda kuran samavarı, söhbeti,
Damda kurar semaveri, sohbeti,
‫یادیمدادی شسلی قدی ، قامتی‬
Yadımdadı şestli keddi, kameti,
Yadımdaydı şestli keddi, kameti,
‫جؤنممه گین توْیی دؤندی ، یاس اوْلدی‬
Cünemmegin toyu döndü, yas oldu,
Genç ölenin toyu/düğünü döndü, yas oldu,
‫ننه قیزین بخت آیناسی کاس اوْلدی‬
Nene Kız’ın baht aynası kâs oldu.
Nene Kız’ın baht aynası kâs oldu/kırıldı.

38

‫حیدربابا ، ننه قیزین گؤزلری‬
Heyder Baba, Nene Kızın gözleri,
Haydar Baba, Nene Kızın gözleri,
‫رخشنده نین شیرین-شیرین سؤزلری‬
Rakşende’nin şirin-şirin sözleri,
Rakşende’nin şirin-şirin sözleri,
‫ترکی دئدیم اوْخوسونلار اؤزلری‬
Türki dedim, okusunlar özleri,
Türkçe dedim/yazdım, okusunlar özleri,
‫بیلسینلر کی ، آدام گئدر ، آد قالار‬
Bilsinler ki, adam geder ad kalar,
Bilsinler ki, adam gider adı kalır,
‫یاخشی-پیسدن آغیزدا بیر داد قالار‬
Yahşı-pisden ağızda bir dad kalar.
Iyi-kötü ağızda bir tat kalır.

39

‫یاز قاباغی گوْن گوْنئیی دؤیَنده‬
Yaz kabağı gün güneyi döyende,
Yaza doğru gün[eş] güneyi dövende,
‫کند اوشاغی قار گوْلله سین سؤیَنده‬
Kend uşağı kar güllesin sövende,
Kent uşağı kar güllesini sövende,
‫کوْرکچی لر داغدا کوْرک زوْیَنده‬
Kürekçiler dağda kürek züvende,
Kürekçiler dağda kürek çekende,
‫منیم روحوم ، ایله بیلوْن اوْردادور‬
Menim ruhum ele bilin ordadır,
Benim ruhum öyle bilin ordadır,
‫کهلیک کیمین باتیب ، قالیب ، قاردادور‬
Kehlik kimi batıb kalıb, kardadır.
Keklik gibi batıp kalıp, kardadır.

40

‫قاری ننه اوزاداندا ایشینی‬
Karı Nene uzadanda işini,
Karı/yaşlı nene uzatanda işini,
‫گوْن بولوتدا اَییرردی تشینی‬
Gün bulutdan eyirerdi teşini,
Gün bulutdan eğirerdi teşini,
‫قورد قوْجالیب ، چکدیرنده دیشینی‬
Kurd kocalıb, çekdirende dişini,
Kurt kocayıp, düşürünce dişini,
‫سوْری قالخیب ، دوْلائیدان آشاردی‬
Sürü kalkıb dolayıdan aşardı,
Sürü kalkıp dolayıdan aşardı,
‫بایدالارین سوْتی آشیب ، داشاردی‬
Badyaların südü aşıb-daşardı.
Badyaların sütü aşıp-taşardı.

41

‫خجّه سلطان عمّه دیشین قیساردی‬
Hecce Sultan emme dişin kısardı,
Hatice Sultan emme dişini kısardı,
‫ملا باقر عم اوغلی تئز میساردی‬
Molla Bağır emoğlu tez mısardı,
Molla Bağır emmioğlu tez pusardı,
‫تندیر یانیب ، توْسسی ائوی باساردی‬
Tendir yanıb, tüstü evi basardı,
Tandır yanıp, tüstü evi basardı,
‫چایدانیمیز ارسین اوْسته قایناردی‬
Çaydanımız arsın üste kaynardı,
Çaydan[lık]ımız arsın üste kaynardı,
‫قوْورقامیز ساج ایچینده اوْیناردی‬
Kovurkamız saç içinde oynardı.
Kavurgamız saç içinde oynardı.

42

‫بوْستان پوْزوب ، گتیرردیک آشاغی‬
Bostan pozub getirerdik aşağı,
Bostan pozup getirirdik aşağı,
‫دوْلدوریردیق ائوده تاختا-طاباغی‬
Doldurardık evde tahta tabağı,
Doldururduk evde tahta tabağı,
‫تندیرلرده پیشیرردیک قاباغی‬
Tendirlerde pişirerdik kabağı,
Tandırlarda pişirirdik kabağı,
‫اؤزوْن ئییوْب ، توخوملارین چیتداردیق‬
Özün yeyib, tohumların çıtlardık,
Özünü yiyib, tohumların çıtlardık,
‫چوْخ یئمکدن ، لاپ آز قالا چاتداردیق‬
Çok yemekden lap az kala çatlardık.
Çok yemekten lap az kala çatlardık.

43

‫ورزغان نان آرموت ساتان گلنده‬
Verzeğan’dan armud satan gelende,
Verzeğan’dan armut satan gelende,
‫اوشاقلارین سسی دوْشردی کنده‬
Uşakların sesi düşerdi kende,
Uşakların sesi düşerdi kente,
‫بیزده بویاننان ائشیدیب ، بیلنده‬
Biz de bu yandan eşidib bilende,
Biz de bu yandan işitip bilende,
‫شیللاق آتیب ، بیر قیشقریق سالاردیق‬
Şıllak atıb bir kışkırık salardık,
Şıllak atıp bir kışkırık salardık,
‫بوغدا وئریب ، آرموتلاردان آلاردیق‬
Buğda verib armudlardan alardık.
Buğday verib armutlardan alırdık.

44

‫میرزاتاغی نان گئجه گئتدیک چایا‬
Mirza Tağı’ynan gece getdik çaya,
Mirza Tağı'yla gece gittik çaya,
‫من باخیرام سئلده بوْغولموش آیا‬
Men bakıram selde boğulmuş aya,
Ben bakarım selde boğulmuş aya,
‫بیردن ایشیق دوْشدی اوْتای باخچایا‬
Birden ışık düşdü otay bahçaya,
Birden ışık düştü öte bahçaya,
‫ای وای دئدیک قورددی ، قئیتدیک قاشدیق
"Eyvay dedik, kurddu", kayıtdık, kaşdık,
"Eyvay dedik, kurtdur", döndük, kaçdık,
‫هئچ بیلمه دیک نه وقت کوْللوکدن آشدیق‬
Heç bilmedik ne vakt küllükden aşdık.
Hiç bilmedik ne vakit küllükten aşdık.

45

‫حیدربابا ، آغاجلارون اوجالدی‬
Heyder Baba, ağaçların ucaldı,
Haydar Baba, ağaçların yüceldi,
‫آمما حئییف ، جوانلارون قوْجالدی‬
Amma hayıf cevanların kocaldı,
Ama hayıf civanların kocadı,
‫توْخلیلارون آریخلییب ، آجالدی‬
Tokluların arıklayıb acaldı,
Tokluların arıklayıp acaldı/zayıfladı,
‫کؤلگه دؤندی ، گوْن باتدی ، قاش قَرَلدی‬
Kölge döndü, gün batdı, kaş kereldi,
Gölge döndü, gün battı, hava karardı,
‫قوردون گؤزی قارانلیقدا بَرَلدی‬
Kurdun gözü karanlıkda bereldi.
Kurdun gözü karanlıkta belirdi.

46

ائشیتمیشم یانیر آللاه چیراغی‬
Eşitmişem yanır Allah çırağı,
İşitmişem yanar Allah çırağı,
دایر اوْلوب مسجدیزوْن بولاغی‬
Dayır olub mescidüzün bulağı,
Akar olup mescidinizin bulağı,
‫راحت اوْلوب کندین ائوی ، اوشاغی‬
Râhat olub kendin evi, uşağı,
Râhat olup kentin evi, uşağı,
‫منصورخانین الی-قوْلی وار اوْلسون‬
Mensur Han’ın eli kolu var olsun,
Mensur Han’ın eli kolu var olsun,
‫هاردا قالسا ، آللاه اوْنا یار اوْلسون‬
Harda kalsa, Allah ona yar olsun.
Nerde kalsa, Allah ona yar olsun.

47

‫حیدربابا ، ملا ابراهیم وار ، یا یوْخ ؟‬
Heyder Baba, Moll’ İbrahim var, ya yok?
Haydar Baba, Molla İbrahim var, ya yok?
‫مکتب آچار ، اوْخور اوشاقلار ، یا یوْخ ؟‬
Mekteb açar, okur uşaklar, ya yok?
Mektep açar, okur uşaklar, ya yok?
‫خرمن اوْستی مکتبی باغلار ، یا یوْخ ؟‬
Hermen üstü mektebi bağlar, ya yok?
Harman üstü mektebi bağlar, ya yok?
‫مندن آخوندا یتیررسن سلام‬
Menden ahonda yetirersen selâm,
Benden ahunda yetiştirirsen selâm,
‫ادبلی بیر سلامِ مالاکلام‬
Edebli bir selâm-ı mâ lâkelâm.
Edepli bir selâm-ı mâ lâkelâm.

48

‫خجّه سلطان عمّه گئدیب تبریزه‬
Hecce Sultan emme gedib Tebriz’e,
Hecce Sultan emmi gidip Tebriz’e,
‫آمما ، نه تبریز ، کی گلممیر بیزه‬
Amma ne Tebriz ki, gelemmir bize,
Amma ne Tebriz ki, gelemiyor bize,
‫بالام ، دورون قوْیاخ گئداخ ائممیزه‬
Balam durun, koyak gedek evmize,
Balam durun, koyak gidek evimize,
‫آقا اؤلدی ، تو فاقیمیز داغیلدی‬
Ağa öldü, tufakımız dağıldı,
Ağa öldü, birliğimiz dağıldı,
‫قوْیون اوْلان ، یاد گئدوْبَن ساغیلدی‬
Koyun olan yad gediben sağıldı.
Koyun olan yada gidip sağıldı.

49

‫حیدربابا ، دوْنیا یالان دوْنیادی‬
Heyder Baba, dünya yalan dünyadı,
Haydar Baba, dünya yalan dünyadır,
‫سلیماننان ، نوحدان قالان دوْنیادی‬
Süleyman’dan, Nuh’dan kalan dünyadı,
Süleyman’dan, Nuh’dan kalan dünyadır,
‫اوغول دوْغان ، درده سالان دوْنیادی‬
Oğul doğan, derde salan dünyadı,
Oğul doğanı, derde salan dünyadır,
‫هر کیمسَیه هر نه وئریب ، آلیبدی‬
Her kimseye her ne verib alıbdı,
Her kimseye her ne verse alıptır,
‫افلاطوننان بیر قوری آد قالیبدی‬
Eflatun’dan bir kuru ad kalıbdı.
Eflatun’dan bir kuru ad kalıptır.

50

‫حیدربابا ، یار و یولداش دؤندوْلر‬
Heyder Baba, yaru yoldaş döndüler,
Haydar Baba, yar-u-yoldaş döndüler,
‫بیر-بیر منی چؤلده قوْیوب ، چؤندوْلر‬
Bir-bir meni çölde koyub, çöndüler,
Bir-bir beni çölde koyup, çöndüler,
‫چشمه لریم ، چیراخلاریم ، سؤندوْلر‬
Çeşmelerim, çırahlarım, söndüler,
Çeşmelerim, çıralarım, söndüler,
‫یامان یئرده گؤن دؤندی ، آخشام اوْلدی‬
Yaman yerde gün döndü, akşam oldu,
Yaman yerde gün döndü, akşam oldu,
‫دوْنیا منه خرابهٔ شام اوْلدی‬
Dünya mene harâbe-i şâm oldu.
Dünya bana harâbe-i şâm oldu.

51

‫عم اوْغلینان گئدن گئجه قیپچاغا‬
Emoğluynan geden gece Kıpçağ’a,
Emoğluyla giden gece Kıpçağ’a,
‫آی کی چیخدی ، آتلار گلدی اوْیناغا‬
Ay ki çıkdı, atlar geldi oynağa,
Ay ki çıkdı, atlar geldi oynağa,
‫دیرماشیردیق ، داغلان آشیردیق داغا‬
Dırmaşırdık, dağdan aşırdık dağa,
Tırmaşırdık, dağdan aşardık dağa,
‫مش ممی خان گؤی آتینی اوْیناتدی‬
Meşmemi Han göy atını oynatdı,
Meşmemi Han gök/kır atını oynattı,
‫تفنگینی آشیردی ، شاققیلداتدی‬
Tüfengini aşırdı, şakkıldatdı.
Tüfeğini aşırdı, şakkıldatdı.

52

‫حیدربابا ، قره کوْلون دره سی‬
Heyder Baba, Karakolun deresi,
Haydar Baba, Karaçalı deresi,
‫خشگنابین یوْلی ، بندی ، بره سی‬
Hoşgenâb’ın yolu, bendi, beresi,
Hoşgenâb’ın yolu, bendi, beresi,
‫اوْردا دوْشَر چیل کهلیگین فره سی‬
Orda düşer çil kehliğin feresi,
Orda düşer çil kekliğin feresi,
‫اوْردان گئچر یوردوموزون اؤزوْنه‬
Ordan keçer yurdumuzun özüne,
Ordan geçer yurdumuzun özüne,
‫بیزده گئچک یوردوموزون سؤزوْنه‬
Biz de keçek yurdumuzun sözüne.
Biz de geçek yurdumuzun sözüne.

53

‫خشگنابی یامان گوْنه کیم سالیب ؟‬
Hoşgenâb’ı yaman güne kim salıb?
Hoşgenâb’ı yaman güne kim salıp?
‫سیدلردن کیم قیریلیب ، کیم قالیب ؟‬
Seyyidlerden kim kırılıb, kim kalıb?
Seyyidlerden kim kırılıp, kim kalıp?
‫آمیرغفار دام-داشینی کیم آلیب ؟‬
Ağa Mir Gafar dam daşını kim alıb?
Ağa Mir Gafar’ın dam taşını kim alıp?
‫بولاخ گنه گلیب ، گؤلی دوْلدورور ؟‬
Bulak gene gelib gölü doldurur,
Bulak gene gelip gölü doldurur,
‫یا قورویوب ، باخچالاری سوْلدورور ؟‬
Ya kuruyub, bahçaları soldurur.
Veya kuruyup, bahçaları soldurur.

54

‫آمیر غفار سیدلرین تاجییدی‬
Ağa Mir Gafar seyyidlerin tacıydı,
Ağa Mir Gafar seyitlerin tacıydı,
‫شاهلار شکار ائتمه سی قیقاجییدی‬
Şahlar şikar etmesi kıykacıydı,
Şahları avlaması kıykacıydı,
‫مَرده شیرین ، نامرده چوْخ آجییدی‬
Merde şirin, nâmerde çok acıydı,
Merde şirin, nâmerde çok acıydı,
‫مظلوملارین حقّی اوْسته اَسَردی‬
Mazlumların hakkı üste eserdi,
Mazlumların hakkı üste eserdi,
‫ظالم لری قیلیش تکین کَسَردی‬
Zalimleri kılıç tekin keserdi.
Zalimleri kılıç değin keserdi.

55

‫میر مصطفا دایی ، اوجا بوْی بابا‬
Mir Mustafa dayı, uca boy baba,
Mir Mustafa dayı, yüce boy baba,
‫هیکللی ،ساققاللی ، توْلستوْی بابا‬
Heykelli, sakkallı, Tolustoy baba,
Heykelli, sakallı, Tolstoy baba,
‫ائیلردی یاس مجلسینی توْی بابا‬
Eylerdi yas meclisini, toy baba,
Eylerdi yas meclisini, toy baba,
‫خشگنابین آبروسی ، اَردَمی‬
Hoşgenâb’ın âb-ı rûsu, erdemi,
Hoşgenâb’ın yüzsuyu, erdemi,
‫مسجدلرین ، مجلسلرین گؤرکَمی‬
Mescidlerin, meclislerin görkemi.
Mescitlerin, meclislerin görkemi.

56

‫مجدالسّادات گوْلردی باغلارکیمی‬
Mecdüssâdât gülerdi bağlar kimi,
Mecdüssâdât gülerdi bağlar gibi,
‫گوْروْلدردی بولوتلی داغلارکیمی‬
Guruldardı, buludlu dağlar kimi,
Guruldardı, bulutlu dağlar gibi,
‫سؤز آغزیندا اریردی یاغلارکیمی‬
Söz ağzında erirdi yağlar kimi,
Söz ağzında erirdi yağlar gibi,
‫آلنی آچیق ، یاخشی درین قاناردی‬
Alnı açık, yakşı, derin kanardı,
Alnı açık, yakşı, derin kanar/anlardı,
‫یاشیل گؤزلر چیراغ تکین یاناردی‬
Yaşıl gözler çırağ tekin yanardı.
Yeşıl gözler çıra değin yanardı.

57

‫منیم آتام سفره لی بیر کیشییدی‬
Menim atam süfreli bir kişiydi,
Benim atam sofralı bir kişiydi,
‫ائل الیندن توتماق اوْنون ایشییدی‬
El elinden tutmak onun işiydi,
El elinden tutmak onun işiydi,
‫گؤزللرین آخره قالمیشییدی‬
Gözellerin âhire kalmışıydı,
Güzellerin âhire/sona kalmışıydı,
‫اوْننان سوْرا دؤنرگه لر دؤنوْبلر‬
Ondan sonra dönergeler döndüler,
Ondan sonra çarklar döndüler,
‫محبّتین چیراخلاری سؤنوْبلر‬
Mehebbetin çırağları söndüler.
Muhebbetin çıraları söndüler.

58

‫میرصالحین دلی سوْلوق ائتمه سی‬
Mir Sâlih’in deli sevlik etmesi,
Mir Sâlih’in deli sevlik etmesi,
‫میر عزیزین شیرین شاخسِی گئتمه سی‬
Mir Aziz’in şirin şahsey getmesi,
Mir Aziz’in şirin şahsey gitmesi,
‫میرممّدین قورولماسی ، بیتمه سی‬
Mir Memmed’in kurulması, bitmesi,
Mir Memmed’in kurulması, bitmesi,
‫ایندی دئسک ، احوالاتدی ، ناغیلدی‬
İndi desek, ahvâlâtdı, nağıldı,
Şimdi desek, hikâyedir, masaldır,
‫گئچدی ، گئتدی ، ایتدی ، باتدی ، داغیلدی‬
Keçdi getdi, itdi batdı, dağıldı.
Geçti gitti, yitti battı, dağıldı.

59

‫میر عبدوْلوْن آیناداقاش یاخماسی‬
Mir Abdül’ün aynada kaş yakması,
Mir Abdül’ün aynada kaş yakması,
‫جؤجیلریندن قاشینین آخماسی‬
Çövçülerinden, kaşının akması,
Uçlarından, kaşının akması,
‫بوْیلانماسی ، دام-دوواردان باخماسی‬
Boylanması, dam-divardan bakması,
Boylanması, dam-duvardan bakması,
‫شاه عبّاسین دوْربوْنی ، یادش بخیر !‬
Şah Abbas’ın dürbini, yâdeş behayr,
Şah Abbas’ın dürbünü, hayırla yâd et,
‫خشگنابین خوْش گوْنی ، یادش بخیر !‬
Hoşgenâb’ın hoş günü, yâdeş behayr.
Hoşgenâb’ın hoş günü, hayırla yâd et.

60

‫ستاره عمّه نزیک لری یاپاردی‬
Sitâr’ emme nezikleri yapardı,
Sitâr emmi nezik/çörekleri yapardı,
‫میرقادر ده ، هر دم بیرین قاپاردی‬
Mir Kadir de her dem birin kapardı,
Mir Kadir de hemen birini kapardı,
‫قاپیپ ، یئیوْب ، دایچاتکین چاپاردی‬
Kapıb, yeyib, dayça tekin çapardı,
Kapıp, yiyip, tayca değin çapardı,
‫گوْلمه لیدی اوْنون نزیک قاپپاسی‬
Gülmeliydi onun nezik kappası,
Gülünç idi onun nezik kapması,
‫عمّه مینده ارسینینین شاپپاسی‬
Emmemin de, ersininin şapması.
Emmemin de, ersinini şap[lat]ması.

61

‫حیدربابا ، آمیر حیدر نئینیوْر ؟‬
Heyder Baba, ağa Mir Heyder neyneyir?
Haydar Baba, ağa Mir Haydar neyliyor?
‫یقین گنه سماواری قئینیوْر‬
Yakın gene samavarı keyneyir,
Kesin gene semaveri kaynıyor,
دای قوْجالیب ، آلت انگینن چئینیوْر‬
Day kocalıb, alt engiynin çeyneyir,
Daha da kocayıp, alt çeneyle çiyniyor,
‫قولاخ باتیب ، گؤزی گیریب قاشینا‬
Kulak batıb, gözü girib kaşına,
Kulak batıp, gözü girip kaşına,
‫یازیق عمّه ، هاوا گلیب باشینا‬
Yazık emme, havâ gelib başına.
Yazık emmi, havâ gelip başına.

62

‫خانم عمّه میرعبدوْلوْن سؤزوْنی‬
Hanım emme Mir Abdül’ün sözünü,
Hanım emmi Mir Abdül’ün sözünü,
‫ائشیدنده ، ایه ر آغز-گؤزوْنی‬
Eşidende eyer ağzı, gözünü,
İşitende eğer ağzı, gözünü,
‫مَلْکامِدا وئرر اوْنون اؤزوْنی‬
Melkâmıd’a verer onun özünü,
Azraile verir onun özünü,
‫دعوالارین شوخلوغیلان قاتاللار‬
Da’vaların şuhlugılan katallar,
İddiaya şaka ile katarlar,
‫اتی یئیوْب ، باشی آتیب ، یاتاللار‬
Eti yeyib, başı atıb yatallar.
Eti yiyip, başı atıp yatarlar.

63

‫فضّه خانم خشگنابین گوْلییدی‬
Fizze hanım Hoşgenâb’ın gülüydü,
Fizze hanım Hoşgenâb’ın gülüydü,
‫آمیریحیا عمقزینون قولییدی‬
Ağa Mir Yahya em kızının kuluydu,
Ağa Mir Yahya emmi kızının kuluydu,
‫رُخساره آرتیستیدی ، سؤگوْلییدی‬
Ruhsâre artist idi, sevgiliydi,
Ruhsâre artist idi, sevgiliydi,
‫سیّد حسین ، میر صالحی یانسیلار‬
Seyid Hüseyn Mir Salih’i yansılar,
Seyid Hüseyin Mir Salih’i yansılar,
‫آمیرجعفر غیرتلی دیر ، قان سالار‬
Ağa Mir Cefer geyretlidir, kan salar.
Ağa Mir Cafer geyretlidir, kan salar.

64

سحر تئزدن ناخیرچیلار گَلَردی‬
Seher tezden nahırçılar gelerdi,
Seher tezden çobanlar gelirdi,
‫قوْیون-قوزی دام باجادا مَلَردی‬
Koyun kuzu dam bacadan melerdi,
Koyun kuzu dam bacadan melerdi,
‫عمّه جانیم کؤرپه لرین بَلَردی‬
Emme Can’ım körpelerin belerdi,
Emme Can’ım körpelerini belerdi,
‫تندیرلرین قوْزاناردی توْسیسی‬
Tendirlerin kavzanardı tüstüsi,
Tandırların kavzanardı tüstüsü,
‫چؤرکلرین گؤزل اییی ، ایسیسی‬
Çöreklerin gözel iyi, issisi.
Çöreklerin güzel iyi issisi/kokusu.

65

‫گؤیرچینلر دسته قالخیب ، اوچاللار‬
Göyerçinler deste kalkıb uçallar,
Güvercinler deste kalkıp uçarlar,
‫گوْن ساچاندا ، قیزیل پرده آچاللار‬
Gün saçanda kızıl perde açallar,
Gün saçanda kızıl perde açarlar,
‫قیزیل پرده آچیب ، ییغیب ، قاچاللار‬
Kızıl perde açıb, yığıb kaçallar,
Kızıl perde açıp, yığıp kaçarlar,
‫گوْن اوجالیب ، آرتارداغین جلالی‬
Gün ucalıb, artar dağın celâli,
Gün yücelip, artar dağın celâli,
‫طبیعتین جوانلانار جمالی‬
Tebietin cevanlanar cemâli.
Tabiatin civanlanır cemâli.

66

‫حیدربابا ، قارلی داغلار آشاندا‬
Heyder Baba, karlı dağlar aşanda,
Haydar Baba, karlı dağlar aşanda,
‫گئجه کروان یوْلون آزیب ، چاشاندا‬
Gece kervan yolun aşıb çaşanda,
Gece kervan yolunu aşıp şaşanda,
‫من هارداسام ، تهراندا یا کاشاندا‬
Men hardasam, Tehran’da, ya Kâşan’da,
Ben nerdeysem, Tahran’da, ya Kâşan’da,
‫اوزاقلاردان گؤزوم سئچر اوْنلاری‬
Uzaklardan gözüm seçer onları,
Uzaklardan gözüm seçer onları,
‫خیال گلیب ، آشیب ، گئچر اوْنلاری‬
Hayâl gelib, aşıb keçer onları.
Hayâl gelip, aşıp geçer onları.

67

‫بیر چیخئیدیم دام قیه نین داشینا‬
Bir çıkaydım Damkaya’nın daşına,
Bir çıkaydım Damkaya’nın daşına,
‫بیر باخئیدیم گئچمیشینه ، یاشینا‬
Bir bakaydım keçmişine, yaşına,
Bir bakaydım geçmişine, yaşına,
‫بیر گورئیدیم نه لر گلمیش باشینا‬
Bir göreydim neler gelib başına,
Bir göreydim neler gelip başına,
‫منده اْونون قارلاریلان آغلاردیم‬
Men de onun karlarıylan ağlardım,
Ben de onun karlarıylan ağlardım,
‫قیش دوْندوران اوْرکلری داغلاردیم‬
Kış donduran ürekleri dağlardım.
Kış donduran yürekleri dağlardım.

68

‫حیدربابا ، گوْل غنچه سی خنداندی‬
Heyder Baba, gül konçesi handandı
Haydar Baba, gül goncası handandır
‫آمما حئیف ، اوْرک غذاسی قاندی‬
Amma hayıf, ürek gazası kandı,
Amma hayıf, yürek gıdası kandır,
‫زندگانلیق بیر قارانلیق زینداندی‬
Zindegânlık bir karanlık zindandı,
Zindegânlık bir karanlık zindandır,
‫بو زیندانین دربچه سین آچان یوْخ‬
Bu zindanın derbeçesin açan yok,
Bu zindanın kapısını açan yok,
‫بو دارلیقدان بیرقورتولوب ، قاچان یوْخ‬
Bu darlıkdan bir kurtulub kaçan yok.
Bu darlıkdan bir kurtulup kaçan yok.

69

‫حیدربابا گؤیلر بوْتوْن دوماندی‬
Heyder Baba, göyler bütün dumandı,
Haydar Baba, gökler bütün dumandır,
‫گونلریمیز بیر-بیریندن یاماندی‬
Günlerimiz birbirinden yamandı,
Günlerimiz birbirinden yamandır,
‫بیر-بیروْزدن آیریلمایون ، آماندی‬
Birbirizden ayrılmayın, amandı,
Birbirinizden ayrılmayın, amandır,
‫یاخشیلیغی الیمیزدن آلیبلار‬
Yakşılığı elimizden alıblar,
Yakşılığı elimizden alıplar,
‫یاخشی بیزی یامان گوْنه سالیبلار‬
Yakşı bizi yaman güne salıblar!
Yakşı bizi yaman güne salıplar!

70

‫بیر سوْروشون بو قارقینمیش فلکدن‬
Bir soruşun bu karkınmış felekden,
Bir soruşun bu karkınmış felekten,
‫نه ایستیوْر بو قوردوغی کلکدن ؟‬
Ne isteyir bu kurduğu kelekden?
Ne istiyor bu kurduğu kelekden?
‫دینه گئچیرت اولدوزلاری الکدن‬
Deyne, keçirt ulduzları elekden,
Deyin, keçir yıldızları elekden,
‫قوْی تؤکوْلسوْن ، بو یئر اوْزی داغیلسین‬
Koy tökülsün, bu yer üzü dağılsın,
Koy dökülsün, bu yer üzü dağılsın,
‫بو شیطانلیق قورقوسی بیر ییغیلسین‬
Bu şeytanlık korkusu bir yığılsın.
Bu şeytanlık korkusu bir yığılsın.

71

‫بیر اوچئیدیم بو چیرپینان یئلینن‬
Bir uçaydım bu çırpınan yelinen,
Bir uçaydım bu çırpınan yel ile,
‫باغلاشئیدیم داغدان آشان سئلینن‬
Bağlaşaydım dağdan aşan selinen,
Bağlaşaydım dağdan aşan sel ile,
‫آغلاشئیدیم اوزاق دوْشَن ائلینن‬
Ağlaşaydım uzak düşen elinen,
Ağlaşaydım uzak düşen el ile,
‫بیر گؤرئیدیم آیریلیغی کیم سالدی‬
Bir göreydim ayrılığı kim saldı?
Bir göreydim ayrılığı kim saldı?
‫اؤلکه میزده کیم قیریلدی ، کیم قالدی‬
Ölkemizde kim kırıldı, kim kaldı?
Ülkemizde kim kırıldı, kim kaldı?

72

‫من سنون تک داغا سالدیم نَفَسی‬
Men senin tek dağa saldım nefesi,
Ben senin dek dağa saldım nefesi,
‫سنده قئیتر ، گوْیلره سال بو سَسی‬
Sen de kaytar, göylere sal bu sesi,
Sen de döndür, göklere sal bu sesi,
‫بایقوشوندا دار اوْلماسین قفسی‬
Baykuşun da dar olmasın kefesi,
Baykuşun da dar olmasın kafesi,
‫بوردا بیر شئر داردا قالیب ، باغیریر‬
Burda bir şîr darda kalıb bağırır,
Burda bir şîr darda kalıp bağırır,
‫مروّت سیز انسانلاری چاغیریر‬
Mürüvvetsiz insanları çağırır.
Mürüvvetsiz insanları çağırır.

73

‫حیدربابا ، غیرت قانون قاینارکن‬
Heyder Baba, gayret kanın kaynarken,
Haydar Baba, gayret kanın kaynarken,
‫قره قوشلار سنن قوْپوپ ، قالخارکن‬
Karakuşlar senden kopub kalkarken,
Karakuşlar senden kopup kalkarken,
‫اوْ سیلدیریم داشلارینان اوْینارکن‬
O sıldırım daşlarıynan oynarken,
O sıldırım taşlarınla oynarken,
‫قوْزان ، منیم همّتیمی اوْردا گؤر‬
Kavzan, menim himmetimi orda gör,
Yüksel, benim himmetimi orda gör,
‫اوردان اَییل ، قامتیمی داردا گؤر‬
Ordan eyil, kâmetimi darda gör.
Ordan eğil, kâmetimi darda gör.

74

‫حیدربابا . گئجه دورنا گئچنده‬
Heyder Baba, gece durna keçende,
Haydar Baba, gece durna geçende,
‫کوْراوْغلونون گؤزی قارا سئچنده‬
Köroğlunun gözü kara seçende,
Köroğlunun gözü kara seçende,
‫قیر آتینی مینیب ، کسیب ، بیچنده‬
Kıratını minib, kesib biçende,
Kıratına binib, kesip biçende,
‫منده بوردان تئز مطلبه چاتمارام‬
Men de burdan tez matlaba çatmaram,
Ben de burdan tez amaca çatmaram,
‫ایوز گلیب ، چاتمیونجان یاتمارام‬
Eyvaz gelib çatmayıncan yatmaram.
Ayvaz gelip çatmayınca yatmaram.

75

‫حیدربابا ، مرد اوْغوللار دوْغگینان‬
Heyder Baba, merd oğullar doğginan,
Haydar Baba, mert oğullar doğurun,
‫نامردلرین بورونلارین اوْغگینان‬
Nâmerdlerin burunların oğginan,
Nâmertlerin burunların oğun,
‫گدیکلرده قوردلاری توت ، بوْغگینان‬
Gediklerde kurdları dut boğginan,
Gediklerde kurtları tutup boğun,
‫قوْی قوزولار آیین-شایین اوْتلاسین‬
Koy kuzular ayın şayın otlasın,
Koy kuzular ayın şayın otlasın,
‫قوْیونلارون قویروقلارین قاتلاسین‬
koyunların kuyrukların katlasın.
Koyunların kuyrukları katlasın.

76

‫حیدربابا ، سنوْن گؤیلوْن شاد اوْلسون‬
Heyder Baba, senin könlün şad olsun,
Haydar Baba, senin gönlün şad olsun,
‫دوْنیا وارکن ، آغزون دوْلی داد اوْلسون‬
Dünya varken ağzın dolu dad olsun,
Dünya varken ağzın dolu tat olsun,
‫سنن گئچن تانیش اوْلسون ، یاد اوْلسون‬
Senden keçen yakın olsun, yad olsun,
Senden geçen yakın olsun, yad olsun,
‫دینه منیم شاعر اوْغلوم شهریار‬
Deyne menim şâir oğlum Şehriyâr,
Deyin benim şâir oğlum Şehriyâr,
‫بیر عمر دوْر غم اوْستوْنه غم قالار‬
Bir ömürdür gam üstüne gam çalar.
Bir ömürdür gam üstüne gam çalar.