Yunus Emre D-G

Anadolu Türk halk şairimiz Yunus Emre'nin şiirlerini, eski Türkçe aslından günümüz diline aktarıp, kolay gezilecek şekilde derleyip dizdik.

DERVİŞLİK MAKAMI HÂL İÇİNDE HÂL

Dervîşlik makâmı hâl içinde hâl
Ferâgatlık makâmı dervîş olana muhâl

Dervîş ayrılımaz evvelki demden
Hîç fürkat olmadı nasîbdür visâl

Dervîş fitne kabın bunda uşatdı
Hareket itdi bunda olmadı battâl

Dervîşlik dirligi Sırât üzredür
Hisâbı itdiler zerre-i miskâl

Dervîş Ene'l-Hak derse n'ola aceb mi
Hep varlık Hakk'undur alâ küllî hâl

Dervîş ırma gözün evvelki demden
Yûnus görüp durur hem âhir hem evvel

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Dervişlik makamı hal içinde hal,
Feragatlık derviş olana muhal.

Derviş ayrılamaz evvelki demden,
Hiç firkat olmadı nasiptir visal.

Derviş fitne kabın burada kırdı,
Hareket ederken olmadı battal.

Dervişlik dirliği Sırat üzredir,
Hesabı ettiler bir zerre miskal.

Derviş Enel Hak derse n'ola acep?
Hep varlık Hakk'ındır ala külli hal.

Derviş ırma gözün evvelki demden,
Yunus görüp durur ahir ve evvel.

DERVİŞ OLAN KİŞİLER

Dervîş olan kişiler aceb nite dirile
Yol takazası budur bir ola her birile

İkilik eylemeye hîç yalan söylemeye
Âlem bulanurısa bulanmadın turıla

Aceb öyle kim ola bulanmadın turıla
Öylelik isterisen yoldaş olgıl er ile

Er ile yoldaş olan key olısar gönülden
Âlem yoldaş olurdı olurmısa dilile

Dilden nesnene gelmez suyıla gönül yunmaz
Girçegin gelenleri yederler bir kılıla

Dün ü günin çekerler o kıl üzülsün diyü
Ömrin anda berkitmiş yedilür bir kılıla

İnce sanman ol kılı güzâf sanman bu yolı
Erenler geçdi geldi her biri bir hâlile

Her kim hâli hâllendi ol beg oldı kullandı
Yûnus sen kul olıgör beg söyleşür kulıla

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Derviş olan kişiler acep nice dirile,
Yok takazası budur bir ola her bir ile.

İkilik eylemeye, hiç yalan söylemeye,
Alem bulanır ise, bulanmadan durula.

Acep öyle kim ola, bulanmadan durula,
Öylelik ister isen, yoldaş ol sen er ile.

Er ile yoldaş olan çabuk olur gönülden,
Alem yoldaş olurdu olur ise dil ile.

Dilden nesnene gelmez, su ile gönül yunmaz,
Gerçeğin gelenleri yederler bir kıl ile.

Gece gündüz çekerler, o kıl üzülsün diye,
Ömrün anda berkitmiş yedilir bir kıl ile.

İnce sanman o kılı, güzaf sanman bu yolu,
Erenler geçti geldi, her biri bir hal ile.

Her kim hali hallendi, o bey oldu kullandı,
Yunus sen kul ola gör, bey söyleşir kul ile.

DİNİN İMANIN VAR İSE

Dînün îmânun varısa hor görmegil dervîşleri
Cümle âlem müştâk durur görmeklige dervîşleri

Ay u güneş müştâk durur dervîşlerün sohbetine
Firişteler tesbîh okur zikir ider dervîşleri

Tersâlar tapuya gelür hükm ısları zebûn olur
Taglar taşlar secde kılur göricegez dervîşleri

Ol Fahr-i âlem Mustafâ ol maden-i sıdk u safâ
İsterisen andan vefâ incitmegil dervîşleri

İncidesin âh ideler ömrin gülin kurıdalar
Gözsüz olasın yideler tâ bilesin dervîşleri

Dervîş okı ırak atar hey dimedin câna batar
Gâfil olma yiter tutar hor görmegil dervîşleri

Yir gök eydür hırka hakı himmetleri olsun bâkî
Çün pâdişâh oldı sâkî esridiser dervîşleri

Gökden inen dört kitâbı günde bin kez okurısan
Va'llâh dîdâr görmeyesin sevmezisen dervîşleri

Devletlüler sever bizi her dem sorar hâlümüzi
Kördür münkirlerün gözi görmeyiser dervîşleri

Yûnus eydür bu ışk geldi ölmiş cânum diri kıldı
Sen ben dimek dilden kaldı göricegez dervîşleri

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Dinin imanın varı ise, hor görme sen dervişleri,
Cümle alem müştak durur, görmekliğe dervişleri.

Ay ve Güneş müştak durur, dervişlerin sohbetine,
Ferişteler tesbih okur, zikir eder dervişleri.

Tapuya gelir tersalar, ağlar pişman günahlılar,
Secde eder dağlar taşlar, göreceğiz dervişleri.

O Fahri alem Mustafa, o madeni sıdkı safa,
İster isen ondan vefa, incitme sen dervişleri.

İncitirsen ah ederler, ömrün günün kuruturlar.
Gözsüz olasın yedeler, ta bilesin dervişleri.

Derviş oku ırak atar, hey demeden cana batar,
Gafil olma yeter tutar, hor görme sen dervişleri.

Yer gök söyler hırka hakı, himmetleri olsun baki,
Çün Padişah oldu saki, esritirler dervişleri.

Gökten inen dört kitabı, günde bin kez okusan,
Vallah didar görmeyesin, sevmez isen dervişleri.

Devletliler sever bizi, her dem sorar halimizi,
Kördür münkirlerin gözü, onlar görmez dervişleri.

Yunus der ki: Bu aşk geldi, ölmüş canım diri kıldı,
Sen ben demek dilden kaldı, göreceğiz dervişleri.

DİN VE MİLLET KODURDU O BENİM GÖNLÜM ALAN

Dîn ü millet kodurdı ol benüm gönlüm alan
Anı gören kişiye ne gönül kalur ne cân

Tuymayanlar hâlümi dînin kodı dir bana
Neyile dîn beslesin cânsuz gönülsüz kalan

Sûretümde varlıgum cânıla gönülidi
Kodurdı kamusını bana ışk bagışlayan

Işkun serhengi beni komaz hîç bir nesneye
Ne İslâm'da ne dînde anılmaz küfr ü imân

Şart u farz olmaz anda cânı ışkda kalanda
Cevâb sözi dil söyler niçe bilsün bu lisân

Işka mesel baglanmaz ışk işi hisâb olmaz
Dostlık ticâretinde anılmaz assı-ziyân

Beni benlikden kodı varlık defterin yudı
Havf u recâ göstermez hayr u şer elden koyan

Elden iş bırakdurdı niteliksüz bakdurdı
Bizüm ahvâlümüzde anılmaz nâmla nişân

Sorman Yûnus'dan haber dost kandasa anda var
Yüz bin gevherden fârig ışk denizine talan

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Din ve millet kodurdu o benim gönlüm alan,
Onu gören kişiye ne gönül kalır ne can.

Duymayanlar halimi, dinin kodu der bana,
Ne ile din beslesin cansız gönülsüz kalan.

Suretimde varlığım can ile gönül idi,
Kodurdu kamusunu bana aşk bağışlayan.

Aşkın serhengi beni komaz hiç bir nesneye,
Ne İslamda ne dinde anılmaz küfr ve iman.

Şart ve farz olmaz onda, canı aşkta kalanda,
Cevap sözü dil söyler, nice bilsin bu lisan.

Aşka mesel bağlanmaz, aşk işi hesap olmaz,
Dostluk ticaretinde anılmaz kar ve ziyan.

Beni benlikten kodu, varlık defterin yudu,
Havf ve rica göstermez hayr ve şer elden koyan.

Elden iş bıraktırdı, niteliksiz baktırdı,
Bizim ahvalimizde anılmaz namla nişan.

Sorman Yunus'dan haber, dost nerdeyse orda var,
Yüz bin elmastan geçer aşk denizine dalan.

DİN VE MİLLET SORAR İSEN

Dîn ü millet sorarısan âşıklara dîn ne hâcet
Âşık kişi harâb olur âşık bilmez dîn diyânet

Âşıklarun gönli gözi ma'şûkın isteyü gider
Ayruk sûretde ne kalur kim kılısar zühd ü tâ'at

Tâat kılan uçmagıçün dîn tutmayan Tamu içün
Ol ikiden fârig olur neye benzer bu işâret

Her kim dostı severise dostdan yana gitmek gerek
İşi güci dost olıcak cümle işden olur âzât

Anun gibi ma'şûkanun haberini kim getürür
Cebrâîl-i mürsel sıgmaz anda olıcak münâcât

Sorı hisâb olmayısar dünyâ âhiret koyana
Münker ü Nekir ne sorar terk olıcak cümle murâd

Havf ü recâ nice gelür varlık yokluk bıragana
İlm ü amel sıgmaz anda ne terâzû ne hod sırat

Ol kıyâmet bâzârında her bir kula baş kayısı
Yûnus sen âşıklarıla hîç görmeyesin kıyâmet

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Din ve millet sorar isen, aşıklara din ne hacet,
Aşık kişi harap olur, aşık bilmez din diyanet.

Aşıkların gönlü gözü, maşuğun isteyi gider,
Ayrık surette ne kalır, kim kılacak zühd ve taat?

Taat kılan Cennet için, din tutmayan Tamu için,
O ikiden kim vazgeçer, neye benzer bu işaret?

Her kim dost sever ise, dosttan yana gitmek gerek,
İşi gücü dost olacak, cümle işten olur azat.

Onun gibi maşukanın haberini kim getirir?
Cebrail-i mürsel sığmaz onda olacak münacat.

Soru hesap olmayacak dünya ahiret koyana,
Münker ve Nekir ne sorar, terk olacak cümle murat.

Havf ve reca nice gelir varlık yokluk bırakana,
İlm ve amel sığmaz onda, ne terazi ne hod sırat.

O kıyamet pazarında, her bir kula baş kayısı,
Yunus sen aşıklar ile hiç görmeyesin kıyamet.

DÜN GİDER GÜNDÜZ GELİR

Dün gider gündüz gelür gör niçesi uz gelür
Emr-i Hakk'un ser-be-ser cihâna düp-düz gelür

Karanulık sürilür âlem münevver olur
Karanulık yirine nûrıla gündüz gelür

İbrete kalmaz mısın ya hod anlamaz mısın
Dinle kuşlar ünini niçe dürlü sâz gelür

Kuş hod yumurtayıdı yuva hod perdeyidi
Ün hod kudret ünidür bilmeyene kaz gelür

Dinle sözüm ma'nîsin anlayayum dirisen
Ârifün kulagına kudret üni tîz gelür

Bir bakgıl saga sola tagılma degme yola
Kudret bâgından sana gör niçe âvâz gelür

Söz issi sözin alur sûret toprakda kalur
Her kim bu hâli bilür kendözinden vaz gelür

Aklum bu yola gitdi beni benden iletdi
Yûnus'un yüki yitdi bilmeyene az gelür

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Dün gider gündüz gelir, gör nicesi uz gelir,
Hakk'ın emri serbeser, cihana düpdüz gelir.

Karanlıklar sürülür, alem münevver olur,
Karanlıklar yerine nur ile gündüz gelir.

İbrete kalmaz mısın, ya da anlamaz mısın,
Dinle kuşlar ününü, nice türlü saz gelir.

Kuş bir yumurta idi, yuva bir perde idi,
Ün bir kudret ünüdür, bilmeyene kaz gelir.

Dinle sözüm manasın, anlayayım der isen,
Arifin kulağına kudret ünü tez gelir.

Bir bak da sağa sola, takılma değme yola,
Kudret bağından sana gör nice avaz gelir.

Söz ıssı sözün alır, suret toprakta kalır,
Her kim bu hali bilir, kendözünden vazgelir.

Aklım bu yola gitti, beni benden iletti,
Yunus'un yükü yetti, bilmeyene az gelir.

DÜNYAYA GELEN KİŞİLER

Dünyeye gelen kişiler yola bile gelmek gerek
Ölümini anubanı dün ü gün aglamak gerek

Bu dünye kahır evidür hem bâkî degül fânîdür
Aldanuban kalma buna tîz tevbeye gelmek gerek

Ne durur dünye çoklıgı eşkere durur yoklıgı
Varlık sarâyın hakîkat âhireti bilmek gerek

Gel imdi tur bu fânîden mahrûm kalmadın bâkîden
Tâat kılup bu dünyeden kullar nasîb almak gerek

Korkarısan sen Tamu'dan gel alçak olgıl kamudan
Ol güni ince köpriden bil kamular geçmek gerek

Geçüp gitmek dilerisen yâ düşmeyeyin dirisen
Şol kazandugun mâlunı Tanrı'yıçün virmek gerek

Kazandugunı virüben yoksulları hoş görüben
Hak hazretine varuban oddan o kurtulmak gerek

Kur'ân eydür ki vattakû gine eydür ki tezraû
Kâhil olup oturmagıl tîz tevbeye gelmek gerek

Yûnus'un sözi şiirden ammâ aslıdur kitâbdan
Hadîsile dinene key bilgil sâdık olmak gerek

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Dünyaya gelen kisiler, yola bile gelmek gerek,
Ölümünü anıp anıp, dün bugün ağlamak gerek.

Bu dünya kahır evidir, hem baki değil fanidir,
Aldanıp da kanma buna, tez tövbeye gelmek gerek.

Ne durur dünya çokluğu, eşkere durur yokluğu,
Varlık sarayın hakikat, ahireti bilmek gerek.

Gel şimdi dur bu faniden, mahrum kalmadan bakiden,
Taat kılıp bu dünyadan, kullar nasip almak gerek.

Korkar isen sen Tamu'dan, alçak olasın kamudan,
O günü ince köprüden, bil kamular geçmek gerek.

Geçip gitmek diler isen, ya düşmeyeyim der isen,
Su kazandığın malını, Tanrı için vermek gerek.

Kazandığını verenler, yoksulları hos görenler,
Hak hazretine varanlar, oddan o kurtulmak gerek.

Kuran diyor ki vetteku yine diyor ki tezraû,
Kahil olup boş oturma, tez tövbeye gelmek gerek.

Yunus'un sözü şiirden, amma aslıdır kitaptan,
Hadis ile dinene çok bilgil sadık olmak gerek.

DOST BAKALI YÜZÜME

Dost bakalı yüzüme ben şehi görüp geldüm
Ol yüce yücesine bî-gümân irüp geldüm

Esrikligüme bakma adum delüye takma
Esrikligüm ezelden işreti sürüp geldüm

Ezelden bileyidüm Elest'de Belâ didüm
Ol kadîmî denizden sil olup akup geldüm

İşretüne irmişem sala diyü durmışam
Cânı dîn ü îmânı şükrâne virüp geldüm

Nûr bana Îsâ oldı erenler duâ kıldı
Niçe kezin toprakdan ben öri turup geldüm

Mansûr eydür Ene'l-Hak dir sûretün oda yak
Dinüz dâra gelsünler ben dârı kurup geldüm

Sorman Yûnus'dan haber dost kandasa anda var
Haberi gören virür ben anı görüp geldüm

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Dost bakalı yüzüme ben şahı görüp geldim,
O yüce yücesine gümansız erip geldim.

Esrikliğime bakma, adım deliye takma,
Esrikliğim ezelden, sohbeti sürüp geldim.

Ezelden bile idim, Elest'de Bela dedim,
O kadimi denizden sel olup akıp geldim.

İşretine ermişim, sala deyip durmuşum,
Canı, dini, imanı şükrane verip geldim.

Nur bana İsa oldu, erenler dua kıldı,
Nice kezin toprakdan ben ölüp dura geldim.

Mansur dedi Enel Hak her suretin oda yak,
Deyin dara gelsinler ben darı kurup geldim.

Sorman Yunus'tan haber, dost nerdeyse orda var,
Haberi gören verir, ben onu görüp geldim.

DOST İLİNİN HABERİN

(günümüze aktarımı)
Dost ilinin haberin desem işite misin?
Yoldaş olup o yola sen bile gide misin?

O ilin bağı olur, şerbeti ağı olur,
Kadeh tutmaz o ağı, nuş edip yuda mısın?

O elin zevadesi, cefa tuta gidesi.
Şekeri ayrı sunup, sen ağı tada mısın?

O ilde ay gün olmaz, ay gün gidilip dolmaz,
Tertipler terk idüben, hesap unuda mısın?

Senlik benlik terk edip, yokluk eline gidip,
Aşktan içip esriyip, varlık terk ede misin?

İşbu tenin tertibi, ateş, yel, toprak, sudur,
Yunus sen gör özünü, suda, toprakta mısın?

DOST SENİN AŞKIN OKU

Dost senün ışkun okı key katı taşdan geçer
Işkuna düşen âşık cânıla başdan geçer

Işkuna düşenlerün yüregi yanar olur
Kendüyi sana viren dükeli işden geçer

Dün ü güni zâr olur ışkunıla yâr olur
Endîşesi sen olan cümle teşvîşden geçer

Âriflere bu dünyâ hayâl ü düş gibidür
Kendüyi sana viren hayâl ü düşden geçer

Dünyânun mahabbeti agulu aşa benzer
Âhirin sanan kişi agulu aşdan geçer

Başında aklı olan âhrete amel itmez
Hûrîlere aldanmaz gözile kaşdan geçer

Girçek âşık ol ola cân virmege ol ive
Dostıla bâzâr içün niçe bin başdan geçer

Yûnus'un gönli gözi toludur Hak sevgüsi
Sohbet ihtiyâr iden yâd u bilişden geçer

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Dost senin aşkın oku key katı taştan geçer,
Aşkına düşen aşık can ile baştan geçer.

Aşkına düşenlerin yüreği yanar olur,
Kendini sana veren dükeli işten geçer.

Gece gündüz zar olur, aşkın ile yar olur,
Endişesi sen olan cümle teşvişten geçer.

Ariflere bu dünya hayal ve düş gibidir,
Kendini sana veren hayal ve düşten geçer.

Dünyanın muhabbeti ağılı aşa benzer,
Ahirin sanan kişi ağılı aştan geçer.

Başında aklı olan ahrete amel etmez,
Hurilere aldanmaz, göz ile kaştan geçer.

Gerçek aşık o ola, can vermiye o ive,
Dost ile pazar için nice bin baştan geçer.

Yunus'un gönlü gözü doludur Hak sevgisi,
Sohbet ihtiyar eden yad ve bilişten geçer.

DOSTTAN BANA HABER GELDİ

Dostdan bana haber geldi turayım andan varayım
Kurbânlıga bu cânumı vireyim andan varayım

Şol bir iki arşın bizün ne yini var ne yakası
Kaftân idüben egnüme sarayım andan varayım

Cân alıcı hod geliser emâneti vir diyiser
Ben emâneti ıssına vireyim andan varayım

Gitdi cânum kaldum eyle nâ-çâr olup girdüm yola
Dostlar şâd oldugın bile göreyim andan varayım

Münker ü Nekir geliser yir ü gök ünle tolısar
Ben bunlara cevâbını vireyim andan varayım

Yazugum çok günâh öküş yürür idüm dünyâda hoş
İtdüklerümün hisâbın vireyim andan varayım

Besledügüm nâzük teni terk itmeyem dirdüm anı
Kara topraga ben anı koyayum andan varayım

Ben bu ömür hırmenini dögdüm getürdüm uş yine
Yûnus eydür bu dükkânı direyim andan varayım

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Dosttan bana haber geldi, durayım ondan varayım,
Kurbanlığa bu canımı vereyim ondan varayım.

Şu bir iki arşın bezin ne yeni var, ne yakası,
Kaftan edeyim eğnime sarayım ondan varayım.

Can alıcı hod gelecek, emaneti ver diyecek,
Emaneti sahibine vereyim ondan varayım.

Gitti canım, kaldım öyle, naçar olup girdim yola,
Dostlar şad olduğun bile, göreyim ondan varayım.

Münker ve Nekir gelecek, yer gök ün ile dolacak,
Ben bunlara cevabını vereyim ondan varayım.

Yazığım çok, günah öküş, yürür idim dünyada hoş,
Ettiklerimin hesabın vereyim ondan varayım.

Beslediğim nazik teni terketmeyem derdim onu,
Kara toprağa ben onu, koyayım ondan varayım.

Ben bu ömür harmanını döğdüm getirdim uş yine,
Yunus der ki: Bu dükkanı dereyim ondan varayım.

DOSTTAN HABER GELDİ YİNE

Dosttan haber geldi gene dostlar yarağ etsin demiş
Dirgensinler meşâyihe er eteğin tutsun demiş

Ben severim şol kulumu yoksul ola sabreyleye
Benden ona yol eyledim mi'râcıma ersin demiş

Şol kahr ile kazananlar güle güle yedirenler
Götürdüm perdelerini didârıma baksın demiş

Ne bir acını doyuran, ne bir yoksulu giydiren,
Ne bir gönüle giren ya bana nice etsin demiş.

Her bir kişi dosta vara armağanın dosta vere
Anda bizi anmayanlar bunda da utansın demiş

Fâni dünyadan geçeriz bâki mülküne göçeriz
Armağan gerektir dosta yüklü yükün tutsun demiş

Eyidin Yunus'a dursun yüzünü toprağa sürsün
Öğüdün kendiye versin okuduğun tutsun demiş

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Dosttan haber geldi yine, dostlar hazırlansın demiş,
Bir araya gelsin şeyhler, er eteğin tutsun demiş.

Ben severim şu kulumu, yoksul ola sabreyleye,
Benden ona yol eyledim, miracıma ersin demiş.

Kahır ile kazananlar, güle güle yedirenler,
Açtım onlara perdemi, didarıma baksın demiş.

Her bir kişi dosta vara, armağanın dosta vere,
Orda bizi anmayanlar, burda da utansın demiş.

Ne bir acını doyuran, ne bir yoksulu giydiren,
Ne de bir gönüle giren, bana nice etsin demiş.

Fani dünyadan geçeriz, baki mülküne göçeriz,
Armağan gerektir dosta, yüklü yükün tutsun demiş.

Söyleyin Yunus'a dursun, yüzünü toprağa sürsün,
Öğüdün kendine versin, okuduğun tutsun demiş.

DOST YÜZÜNE BAKMAYA

Dost yüzine bakmaga key safâ nazar gerek
Dostıla bilişmege cân gözi bîdâr gerek

İzz ü nâzdan geçüben tertîbler terk idüben
Varlıklar dükedüben yüz bin ol kadar gerek

Varlıkdur hicâb katı kim yıka bu hicâbı
Dost yüzinden nikâbı götürmege er gerek

Sen hicâb oldun sana ne bakarsın dört yana
Kaykımaz öne sona kime ki dîdâr gerek

Gel imdi hicâbun yık hırs evinden taşra çık
Hak bagışlaya tevfîk kasdıla hüner gerek

Âşıka izzet ü âr va'llâh bedi' bu haber
Âşıkısan cânsuz gel ne ser ü destâr gerek

Sen seni elden bırak dost yüzine sensüz bak
Mansûr'layın Ene'l-Hak dahı sebûk-bâr gerek

Kim dostıla bilişe lâ-cerem derde düşe
Âşık cânı hemîşe ser-mest ü humâr gerek

Sen seni aradan al cism ü sûret cânsuz kal
Anda bulasın visâl ayruk ne bâzâr gerek

Dostıla bilişen cân oldur kendüye kıyan
Varlık leşkerin sıyan dahı çâpük-ter gerek

Terk eyle kıyl u kâli dosta virgil mecâli
Yoklıkdadur visâli kamudan güzer gerek

Bu göz gördügi degül bu akl irdügi degül
Dil vasf virdügi degül bî-lisân basar gerek

İşit işit key işit dost katına sensüz git
Dosta gidene öndin kendüsüz sefer gerek

Az bakmagıl sen çoga çün dost içünden doga
Varlıgun saygıl yoga bunca ne haber gerek

Unıt unıt kamusın söylegil sözün hâsın
Dilersen dost göresin bundan gayrı ser gerek

Dünyâ vü âhiretden niçe dürlü nimetden
Dost yüzini görmege kamudan geçer gerek

Dünyâ âhret ahvâli zen ü ferzend vebâli
Dilersen dost visâli varlıkdan hazer gerek

Boncuk degül sır sözi gel gidelüm ko sözi
Dostı görmez baş gözi ayruksı basar gerek

Yûnus imdi yavı var bulmayasun il ü şâr
Kim Hak disün kim bâtıl dervîş burc u bâr gerek

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Dost yüzüne bakmaya çok safa nazar gerek,
Dost ile bilişmeye can gözü bidar gerek.

Kibirden nazdan geçen, tertipleri terkeden,
Varlığından vazgeçen yüz bin ol kadar gerek.

Varlıktır hicap katı, kim yıka bu hicabı?
Dost yüzünden nikabı götürmeye er gerek.

Hicap oldun sen sana, ne bakarsın dört yana?
Kaykımaz öne sona kime ki didar gerek.

Gel şimdi hicabın yık, hırs evinden taşra çık,
Hak bağışlaya tevfik, kasd ile hüner gerek.

Aşığa izzet ve ar, vallah bedi bu haber,
Aşık isen cansız gel, ne ser ne destar gerek.

Sen seni elden bırak, dost yüzüne sensiz bak,
Mansur'layın Enel HAK dahi sebükbar gerek.

Kim dost ile bilişe, elbette derde düşe,
Aşık canı hemişe sermest ve humar gerek.

Sen seni aradan al, cisim suret cansız kal,
Onda bulasın visal, ayrık ne pazar gerek.

Dost ile bilişen can, odur kendine kıyan,
Varlık askerin sıyan, dahi çabuk er gerek.

Terk eyle kıylükali, dosta ver sen mecali.
Yokluktadır visali, kamudan güzer gerek.

Bu göz gördüğü değil, akıl erdiği değil,
Dil vasf verdiği değil, lisansız basar gerek.

İşit işit çok işit, dost katına sensiz git,
Dosta gidene önden, kendisiz sefer gerek.

Az bakmayasın çoğa, çün dost içinden doğa,
Varlıgını say yoğa, bunca ne haber gerek.

Unut unut kamusun, söyle sen sözün hasın,
Dilersen dost göresin, bundan gayrı ser gerek.

Dünya ve ahiretten, nice türlü nimetten,
Dost yüzünü görmeğe kamudan geçer gerek.

Dünya ahret ahvali, zen ve ferzend vebali,
Dilersen dost visali, varlıkdan hazer gerek.

Boncuk degil sır sözü, gel gidelim ko sözü,
Dostu görmez baş gözü, ayrıksı basar gerek.

Yunus şimdi yavı var, bulmayasın il ve şar,
Kim Hak desin kim batıl, derviş burcu bar gerek.

ECEL OKU ERDİ CANA

(günümüze aktarımı)
Ecel oku erdi cana, kafle göçtü dur diyeler,
Gafil olan yolda kalır, hazırlığı gör diyeler.

Anmaz idim o sultanı, ne işe gönderdi beni,
Emanet verilen canı, sahibine ver diyeler.

Çün can bedenden çekile, şu elif kamet büküle,
Gözünden gevher döküle, gel merteben sor diyeler.

Şöyle yürürken naz ile, adın deftere yazıla,
Kara yerde ev düzile, gel günahkar gir diyeler.

Kabrin sual eder sana, hani armağının bana,
Armağansız gelen burda, yılan çiyan yer diyeler.

Münafıkın aklı şaşa, Rabbim bilmem diye haşa,
Kabir dar ola kavuşa, Hak buyurdu kır diyeler.

Mümin olan gele dile, cevap vere güle güle,
Cennet'ten huriler gele, kabrin dolu nur diyeler.

Yunus sabret bu mihnete, bir gün eresin rahata,
Yine Hakkın lütfu yete, gel Cennet'e gir diyeler.

EĞER AŞKI SEVERSEN CAN OLASIN

Eger ışkı seversen cân olasın
Gönüller tahtına sultân olasın

Seversen dünyeyi mihnet bulasın
Erenler sırrını kaçan duyasın

Cihân köhne-sarâydur sen begisin
Niçe bir eskiye hasretlenesin

Agudur bal degül dünyâ murâdı
Niçe bir aguya parmak banasın

Kanadsuz kuşlayın kaldun yabanda
Kanadlu kuşlara kanda iresin

Diken olma gül ol eren yolında
Diken olurısan oda yanasın

Niyâz içün buyurdı Hak namâzı
Niyâzdan vay sana gâfil olasın

Sana erden asâ gerek bu yolda
Tayanursan asâya tayanasın

Erenler nefesin asâ idin sen
Eger nefsüne uyarsan fenâsın

İbâdetler başıdur terk-i dünyâ
Eger mü'minsen ana inanasın

Atan anan hak'ı yitürdünise
Yeşil tonlar geyesin tonanasın

Eger konşı hak'ı boynundayısa
Cehennem'de yarın bâkî kalasın

Yûnus bu sözleri erenden aldı
Sana dahı geregise alasın

Gönüle gireni gönendi dirler
Gönüle sen de gir kim gönenesin

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Eğer aşkı seversen can olasın,
Gönüller tahtına sultan olasın.

Seversen dünyayı mihnet bulasın,
Erenler sırrını ne gün duyasın.

Cihan köhne saraydır, sen beyisin,
Nice bir eskiye hasretlenesin.

Ağıdır bal değil dünya muradı,
Nice bir ağıya parmak banasın.

Kanatsız kuş gibi kaldın yabanda,
Kanatlı kuşlara nerde eresin.

Diken olma gül ol eren yolunda,
Diken olur isen oda yanasın.

Niyaz için buyurdu Hak namazı,
Niyazdan vay sana gafil olasın.

Sana erden asa gerek bu yolda,
Dayanırsan asaya dayanasın.

Erenler nefesin asa edin sen,
Eğer nefsine uyarsan fenasın.

İbadetler başıdar dünya terki,
Eğer müminsen ona inanasın.

Atan anan hakkın yetirdin ise,
Yeşil donlar giyesin donanasın.

Eğer komşu hakkı boynunda ise,
Cehennemde yarın baki kalasın.

Yunus bu sözleri erenden aldı,
Sana dahi gerek ise alasın.

Gönüle gireni gönendi derler,
Gönüle sen de gir ki gönenesin.

EĞER GERÇEK AŞIK İSEN

Eger gerçek âşıkısan boynundagı menşûr nedür
Hak yolına sâdıkısan yanlış sanu tezvîr nedür

Sımak gerek gönlün bûtın fâsiddür cümle tâatün
Geçmeyince ibâdetün Hak'dan sana ma'zûr nedür

Çün kim adın oldı fülân hep dirligün oldı yalan
Disün bize ma'nî bilen hakîkatde mestûr nedür

Terk eylegil ten tertîbin gider senden benlik adın
İçün imâret olmadın taşundagı mamûr nedür

Eydürsin kim gözüm görür da'vîyi ma'nîye irür
Gündüz güneş şû'le virür gice yanan ol nûr nedür

Günde birün gide turur konşun sefer ide turur
Ecel bir bir yuda turur bu dünyâya magrûr nedür

Küfr ile tutdun dinüni vir yagmâya gümânunı
Getür görelüm burhânun belki haber takrîr nedür

Hiç yogıken oldun diri aç gözüni yolca yüri
Anlayasın sen bu sırrı bellü haber manzûr nedür

Dahı yakın haber diyem anlayasın bellü beyân
Nefs dilegin terk eyleyen ol ezelî magfûr nedür

Mü'minisen gelgil berü Cebbâr ola burc u bârû
Fahr idelüm mürşidile ma'lûm ola münkir nedür

Bunda “Belî” diyen kişi anda tamâm olur işi
Bizden nişân isteyene ol Hallâc-ı Mansûr nedür

Yûnus imdi söyle Hakk'ı Allah oldı sana sâkî
Gider gönüldeki şeki elündeki menkûr nedür

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Eğer gerçek aşık isen, boynundaki menşur nedir?
Hak yoluna sadık isen, yanlış sanı tezvir nedir?

Sımak gerek gönlün bütün fasiddir cümle taatın,
Geçmeyince ibadetin, Hak'tan sana mazur nedir?

Çünkü adın oldu filan, hep dirliğin oldu yalan,
Desin bize mana bilen, hakîkatte mestur nedir?

Terkeyle gel ten tertibin, gider senden benlik adın,
İçin imaret olmadan, dışındaki mamur nedir?

Diyorsun ki gözüm görür, davaya manaya erer,
Gündüz güneş şule verir, gece yanan o nur nedir?

Günde birin gide durur, komşun sefer ede durur,
Ecel bir bir yuta durur, bu dünyaya mağrur nedir?

Küfürle tuttun dinini, ver yağmaya gümanını,
Getir görelim burhanın belki haber takrir nedir?

Hiç yok iken oldun diri, aç gözünü yolca yürü,
Anlayasın sen bu sırrı belli haber manzur nedir?

Daha yakın haber diyem, anlayasın belli beyan,
Nefs dilegin terk eyleyen o ezeli magfur nedir?

Mümin isen gel gel beri, cebbar ola burc u baru,
Övünelim murşit ile, malum ola münkir nedir?

Burda Belî diyen kişi, orda tamam olur işi,
Bizden nişan isteyene, o Hallacı Mansur nedir?

Yunus şimdi söyle Hakk'ı, Allah oldu sana saki,
Gider gönlündeki şeki, elindeki menkur nedir?

ERENLER BİR DENİZDİR

Erenler bir denizdür âşık gerek talası
Bahrî gerek denizden girüp gevher alası

Gine biz bahrî olduk denizden gevher alduk
Sarrâf gerek gevherün kıymetini bilesi

Yüri var epsem ol a ne simsârlık satarsın
Alî gibi er gerek iş bu sırra eresi

Muhammed Hakk'ı bildi Hakk'ı kendüde gördi
Cümle yirde Hak hâzır göz gerekdür göresi

Dile rızkını Hak'dan nahnu kesemnâ pinhân
Nefsin bilmiş er gerek göz hicâbın silesi

Didüm iş bu nefesi âşıklar hükmiyile
Bâhıllıksuz er gerek bir karâra durası

Âlimler kitâb düzer karayı aka yazar
Gönüllerde yazılur bu kitâbun sûresi

Yüri hey sûfî zerrâk ne sâlûslık satarsın
Hak'dan artuk kim ola kula dilek viresi

Hak duragı gönülde âyâtı var Kur'ân'da
Arş'dan yukarı cânda ışk burcınun kulesi

Şöyle delü olmışam bilmezin dünden güni
Yüregümde işledi ışk okınun yaresi

Gel imdi miskîn Yûnus tut erenler etegin
Cümlesi miskînlikde yoklugımış çâresi

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Erenler bir denizdir, aşık gerek dalası,
Bahri gerek denizden girip gevher alası.

Yine biz bahri olduk, denizden gevher aldık,
Sarraf gerek gevherin kıymetini bilesi.

Yürü var epsem ol sen, ne simsarlık satarsın?
Ali gibi er gerek isbu sırra eresi.

Muhammed Hakk'ı bildi, Hakk'ı kendinde gördü,
Cümle yerde Hak hazır, göz gerektir göresi.

Dile rızkını Hak'tan, nahnu kesemna pinhan,
Nefsin bilmiş er gerek, göz hicabın silesi.

Dedim isbu nefesi asıklar hükmü ile,
Eli açık er gerek bir karara durası.

Alimler kitap düzer, karayı aka yazar,
Gönüllerde yazılır bu kitabın süresi.

Yürü hey sahte sofu, ne sahtelik satarsın?
Hak'tan artık kim ola kula dilek veresi.

Hak durağı gönülde, ayeti var Kuran'da,
Arş'tan yukarı canda ask burcunun kulesi.

Şöyle deli olmuşum, bilmezim dünden günü,
Yüreğimde işledi ask okunun yarası.

Gel şimdi miskin Yunus, tut erenler eteğin,
Cümlesi miskinlikte, yokluk imis çaresi.

ERENLERİN HİMMETİNİ BEN BANA YOLDAŞ EYLEYEM

Erenlerün himmetini ben bana yoldaş eyleyem
Her kancaru varurısam cümle işüm hoş eyleyem

Koyam bu dünyâyı gidem çün âhrete sefer idem
Ol Uçmak'da Hûrîleri ben bana yoldaş eyleyem

Tene yumışak geymeyem cümlesinden fârig olam
Döşegümi toprak idüp yasdugumı taş eyleyem

Uram yıkam nefs evini oda yana hırs u hevâ
El götürem şimden girü nefsile savaş eyleyem

Tenüm dahı cânum dahı hîç bilmedi Ene'l-Hak'ı
Şimdiye dek bilmedise şimden girü tuş eyleyem

Bugün gülen kişi bunda yarın aglayısar anda
Revân döküp göz yaşını yasdugumı yaş eyleyem

Miskîn Yûnus dir çagırur âşıkıyam miskînlerün
Dervîş degülise taşum içümi dervîş eyleyem

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Erenlerin himmetini ben bana yoldaş eyleyem,
Her nereye varır isem, cümle işim hoş eyleyem.

Koyam bu dünyayı gidem, çün ahrete sefer edem,
Cennetteki hurileri ben bana yoldaş eyleyem.

Tene yumuşak giymeyem, cümlesinden fariğ olam,
Döşeğimi toprak edip yastığımı taş eyleyem.

Vuram yıkam nefs evini, oda yana hırs ve heva,
El götürem şimden geri, nefs ile savaş eyleyem.

Tenim dahi, canım dahi hiç bilmedi Enel Hakk'ı,
Şimdiye dek bilmediyse, şimden geri tuş eyleyem.

Bugün gülen kişi bunda, yarın ağlar imiş onda,
Revan döküp gözyaşını, yastığımı yaş eyleyem.

Miskin Yunus çağırıp der, aşıkıyım miskinlerin,
Dervîş değil ise dışım içimi dervîş eyleyem.

EĞRİLİĞİN KOYASIN

Egriligün koyasın togrı yola gelesin
Kibr ü kîni çıkargıl erden nasîb alasın

Ne virsen elünile şol varur senünile
Ben disem inanmazsın varıcagaz göresin

Gönülde pas oturur anda seni yitürür
İçerü şâh oturur girimezsin göresin

On ikidür hücresi yidi dervâzesi vardur
Anda iki dilber var bilmezsin ki sorasın

Var kardaşunı öldür dahı avretün boşa
Anana kâbin kıydur Hakk'ı ıyân göresin

Bî-çâre miskîn Yûnus ışkdan davî kılursın
Dostdan haber gelicek yüz süriyi varasın

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Eğriliğin koyasın, doğru yola gelesin,
Kinden kibirden vazgeç, erden nasip alasın.

Ne versen elin ile, o varır senin ile,
Ben desem inanmazsın, varacağız göresin.

Gönülde pas oturur, orda seni yitirir,
İçeri şah oturur, giremezsin göresin.

On ikidir hücresi, yedi dervazesi var,
Orda iki dilber var, bilmezsin ki sorasın.

Var kardaşını öldür, dahi avradın boşa,
Anana kabin kıydır, Hakk'ı ayan göresin.

Biçare miskin Yunus aşktan dava kılarsın,
Dosttan haber gelecek yüz sürüyü varasın.

EVVEL BİZE VACİP BUDUR

Evvel bize vâcib budur hoş hulkıla amel gerek
İslâm adı okınıcak yoldaşumuz îmân gerek

İsrâfîl sûrın urıcak cümle mahlûk uyanıcak
Sorı hisâb sorılıcak Arab dili lisân gerek

Gök perdelerin açalar eyü yavuzdan seçeler
Ol dem kancaru kaçalar baş kurtarası yir gerek

Çerge kurup oturalar ser-mâyemüz getüreler
Ol siyâset meydânında bu tertîbleri bil gerek

Çagrışalar ata ana kardaş kardaşdan usana
Yalvaralar ol Sübhân'a niyâz kılası er gerek

Dükelinden bu ışk yakın Yûnus hatâ kılma sakın
Işkdan su'âl sorılıcak cevâb viresi hâl gerek

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Evvel bize vacip budur, hoş hulk ile amel gerek,
İslam adı okunacak yoldaşımız iman gerek.

İsrafîl surun vuracak, cümle mahluk uyanacak,
Soru hesap sorulacak, Arab dili lisan gerek.

Gök perdelerin açalar, iyi yavuzdan seçeler,
O dem nereye kaçalar, baş kurtarası yer gerek.

Çerge kurup oturalar, sermayemiz getireler,
O siyaset meydanında bu tertipleri bil gerek.

Çağrışalar ata ana, kardaş kardaşdan usana,
Yalvaralar o Sübhan'a, niyaz kılası er gerek.

Dükelinden bu aşk yakın, Yûnus hata kılma sakın,
Aşktan sual sorulacak, cevap veresi hal gerek.

EVVEL DAHİ VAR İDİ CANIMDA BU AŞK ODU

Evvel dahı varıdı cânumda bu ışk odı
Eşkere itmez idüm bilürdüm ki dost kodı

Dört kitâbı şerh iden bulmadı ışka çâre
Ne begler ne sultânlar ne müderris ne kâdî

Yir gök kâ'im ırılmaz yiller esüp deprenmez
Her nesne muhkem olur ışk olıcak bünyâdı

Işk anadan dogmadı kimseye kul olmadı
Hükmile esîr kılur cümle bilişi yadı

Günde bin kez yanaram râzîyam ben şol oda
Zîrâ şekkerden şîrîn bana ışkunun odı

Işka Mecnûn olanlar assı-ziyândan fârig
Korkmaz ıssı sovukdan pes ne biliser odı

Ezelden benüm fikrüm Ene'l Hak'ıdı zikrüm
Henüz dahı togmadın ol Mansûr-ı Bagdâdî

Işk odı cûş eyledi cânumı hoş eyledi
Kimse söyündüremez cânumda yanan odı

Işk çengine düşenün melâmet olur işi
Anun içün bed-nâmdur miskîn Yûnus'un adı

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Evvel dahi var idi, canımda bu aşk odu,
Eşkere etmez idim, bilirdim ki dost kodu.

Dört kitabı okuyan, bulmadı aşka çare.
Ne beyler, ne sultanlar, ne müderris, ne kadı.

Yer gök kaim ırılmaz, yeller esip deprenmez,
Her nesne muhkem olur, aşk olacak bünyadı.

Aşk anadan doğmadı, kimseye kul olmadı,
Hükmüne esir kılar cümle bilişi yadı.

Günde bin kez yanaram, razıyım ben şu oda,
Zîra şekerden şirin bana aşkının odu.

Aşka mecnun olanlar, ne kar bilir ne zarar,
Korkutmaz soğuk sıcak, neyler ki aşkın odu.

Ezelde benim fikrim, Enel Hak idi zikrim,
Henüz dahı doğmadan, o Mansur-ı Bağdadi.

Aşk odu cuş eyledi, canımı hoş eyledi,
Kimse söyündüremez canımda yanan odu.

Aşk çengine düşenin, melamet olur işi,
Onun için bednamdır, miskin Yunus'un adı.

EVVEL KADİM ÖNDEN SONA

Evvel kadîm önden sona zevâli yok sultân benem
Yidi iklîme hükm idüp yiri gögi dutan benem

Ben bu yiri yaradıcak yir üstine gök turıcak
Ulu deniz mevc urıcak Nûh'a tûfân viren benem

Kün didüm bu yire turdı gökler dahı karâr kıldı
Yüz bin dürlü âdem geldi getürüp gideren benem

Yûsuf ile çâha inen terâzûya altûn vuran
Keffesine basaduran Mısır ıssı sultân benem

Sofîyılan sofî olan sûfîyile sâfî olan
Bel baglayup tâat kılan o Kerîm ü Rahmân benem

Kâf'dan Kâf'a hükm eyleyen dîvleri hükmine koyan
Yile binüp seyrân kılan bu mülke Süleymân benem

Et ü deri endâm çatan âlemlere gönül katan
Âdem tonın tonanuban mülke kadem basan benem

Sekiz Uçmak âşıklara köşk ü sarâydur anlara
Mûsâ'layın Tûr Tagı'nda hayrân olup kalan benem

Ben âbidem ben ma'bûdam kamu yirlerde hâzıram
Zâlimlerden dâd alıcı miskînleri dutan benem

Tapduk diyem cümle dile inanmışam degme kula
Yûnus dahı hod kim ola bu sözleri diyen benem

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Evvel kadim önden sona, zevali yok sultan benim,
Yedi iklîme hükmedip, yeri göğü tutan benim.

Ben bu yeri yaradacak, yer üstüne gök duracak,
Ulu deniz mevc vuracak, Nuh'a tufan veren benim.

Kün dedim bu yere durdu, gökler dahi karar kıldı,
Yüz bin türlü adem geldi, getirip götüren benim.

Yusuf ile çaha inen, teraziye altın vuran,
Kefesini basaduran, Mısır ıssı sultan benim.

Sofu ile sofu olan, sûfî ile sâfî olan,
Bel bağlayıp taat kılan, o Kerim ve Rahman benim

Kaf'tan kaf'a hükmeyleyen, devleri hükmüne koyan,
Yele binip seyran kılan, bu mülke Süleyman benim.

Et ve deri endam çatan, alemlere gönül katan,
Adem'i donla donatan, mülke kadem basan benim.

Sekiz Uçmak aşıklara, köşk ve saraydır onlara,
Musa gibi Tûr Dağı'nda hayran olup kalan benim.

Ben abidim, ben mabudum, kamu yerlerde hazırım,
Zalimlerden tat alıcı, miskinleri tutan benim.

Tapduk diyem cümle dile, inanmışım değme kula,
Yunus dahi hod kim ola, bu sözleri diyen benim.

EY AŞK DELİSİ OLAN

İy ışk delüsi olan ne kaldun perâkende
Ol seni delü kılan yine sendedür sende

Dünyâ âhiret ol Hak yir-gök toludur mutlak
Hîç gözlere görinmez kim bilür ne nişânda

Her kim anı gördüm dise gerek oda yakalar
Her kim ana şek getürür ne dînde ne îmânda

Ger meyhâneye vardum ansuz yir göremedüm
Yine ana sataşdum girdüm dahı külhânda

Her kim aradı cismin cisminde buldı hasmın
Ne dünyâ âhret ana ne assı ne ziyânda

Bir niçesine kaç dir bir niçesine tut dir
Kaçanla bile kaçar bile turur turanda

Ugrı diyü kullarını giriftâr iden ol
Meded idüp irişen gine bile zindânda

Eydürler miskîn Yûnus niçün delü oldun sen
Ne akl u ne fehm kalsun iş bu sırrı tuyanda

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey aşk delisi olan, ne kaldın perakende,
O seni deli kılan yine sendedir sende.

Dünyada, ahrette Hak, yer gök doludur mutlak,
Hiç gözlere görünmez, kim bilir ne nişanda.

Her kim onu gördüm dese gerek oda yakalar,
Her kim ona şek getirir ne dinde ne imanda.

Ger meyhaneye vardım, onsuz yer göremedim,
Yine ona sataştım, girdim ise külhanda.

Her kim aradı cismin, cisminde buldu hasmın,
Ne dünya ahret ona, ne karda ne ziyanda.

Bir nicesine kaç der, bir nicesine tut der,
Kaçanla bile kaçar, yine durur duranda.

Uğrı diye kullarını giriftar eden o,
Medet edip erişen odur yine zindanda.

Derler ki: Miskin Yunus, niçin deli oldun sen,
Ne akıl, ne fehm kalsın, işbu sırrı duyanda.

EY AŞK ERİ AÇ GÖZÜNÜ

İy ışk eri aç gözüni yir yüzine kılgıl nazar
Gör bu latîf çiçekleri bezenüben Hakk'a gider

Bunlar yazın bezenüben dostdan yana uzanuban
Bir sor ahî bunlara sen kancarudur azm-i sefer

Her bir çiçek bin nâzıla öger Hakk'ı niyâzıla
Her murgı hoş âvâzıla ol pâdişâhı zikreder

Öger anun Kâdırlıgın her bir işe hâzırlıgın
İllâ ömür kâsırlıgın anıcagız rengi döner

Rengi döner günden güne topraga dökilür gine
İbret durur anlayana bu ibreti ârif tuyar

Bu sırrı ger tuyayıdun ya bu gamı yiyeyidün
Yiründe eriyeyidün gideydi senden kâr u bâr

Ne gelmegün gelmek durur ne bilmegün bilmek durur
Son menzilün ölmek durur tuymadun ışkdan bir eser

Bildük gelen geçerimiş konan girü göçerimiş
Işk şerbetin içerimiş her kim bu ma'nîden tuyar

Yûnus bu sözleri kogıl kendözünden elün yugıl
Senden ne gele bir digil çün Hak'dan ola hayr u şer

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey aşk eri aç gözünü, yeryüzüne eyle nazar,
Gör bu latif çiçekleri, bezenerek geldi geçer.

Bunlar yazın bezenirken, dosttan yana uzanırken,
Bir sor ahi sen bunlara, nereyedir azm-i sefer.

Her bir çiçek bin naz ile, öğer Hakk'ı niyaz ile,
Her kuş hoş bir avaz ile, o padişahı zikreder.

Öğer onun kadirliğin, her bir işe hazırlığın,
İlla ömür kasırlığın, anacağız rengi döner.

Rengi döner günden güne, toprağa dökülür yine,
İbret olur anlayana, bu ibreti arif duyar.

Bu sırrı ger duyaydın, ya bu gamı yiyeydin.
Yerinde eriyeydin, gideydi senden kar ve kir.

Ne gelmeğin gelmek olur, ne bilmeğin bilmek olur,
Son menzilin ölmek olur, duymadın aşktan bir eser.

Bildik gelen geçer imiş, konan geri göçer imiş.
Aşk şerbetin içer imiş, her kim bu manadan duyar.

Yunus bu sözleri kogil, kendözünden elin yugil,
Senden ne gele bir değil, çün Hak'tan gelir hayır şer.

EY BANA DERVİŞ DİYEN

Ey bana derviş diyen, nem ola derviş benim,
Ya bu adıma layık, hani elimde iş benim.

Derviş derler adıma, bakarlar suratıma,
Bilmezler ki dirliğim, külli sitayiş benim

Dil ile şeyhim ulu, yolda aludan alu
Aklım evi kaygılı, nefsim asayiş benim

Sureti güler halka, ya kani kulluk Hakka
Bu dirliğime bak a, hem işim yanlış benim

Kendi izimi bilirem, saluslanuben yürürem
Buğz ü kibr ü adavet, gönlümü almış benim

Suçumu örter hırkam, dirliğim cümlesi ham
Bir gün yırtılısar perdem, zehi düşvar iş benim

Derviş neye dolundum, ulu suçta bulundum
Yunus umduğum Haktan, ol rahmet imiş benim

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey bana derviş diyen, nem ola derviş benim,
Ya bu adıma layık, hani elimde iş benim.

Derviş derler adıma, bakarlar suratıma,
Bilmezler ki dirliğim, külli sitayiş benim.

Dil ile şeyhim ulu, yolda aludan alu,
Aklım evi kaygılı, nefsim asayiş benim.

Sureti güler halka, ya kani kulluk Hakk'a,
Bu dirliğime bak a, hem işim yanlış benim.

Kendi izim bilirim, saluslana yürürüm,
Buğuz, kibir, düşmanlık, gönlümü almış benim.

Suçumu örter hırkam, dirliğim cümlesi ham,
Bir gün yırtılır perdem, o gün en zor iş benim.

Derviş neye dolundum, ulu suçta bulundum,
Yunus umduğum Haktan, o rahmet imiş benim.

EY BANA İYİ DİYEN BENİM KAMUDAN KEMTER

İy bana eyü diyen benem kamudan kemter
Şöyle mücrimem yolda mücrimler benden server

Benüm gibi mücrim kul gel iste bir dahı bul
Dilümde ilm ü usûl gönlüm de dünyâ sever

Zâhirüm eyü adda gönlüm fâsid tâatda
Bulunmaya Bagdâd'da bencileyin bir ayyâr

Taşum biliş içüm yâd dilüm hoş gönlüm murtad
Yavuz işe eyü ad böyle fitne kanda var

Taşum göyner içüm ham dirligüm budur müdâm
Yol varmadum bir kadem Arş'dan virürem haber

Hırkam suçuma perde endîşem fâsid yirde
Gönlüm ayruk bâzârda dilümde sözüm esrâr

Kime kim ögüt virdüm ol Hakk'a irdi gördüm
Bana benüm ögüdüm hîç eylemedi eser

Dakındum şeyhlik adın kodum ma'şûk tâatın
Virdüm nefsün murâdın kanı Hakk'ıla bâzâr

Yayıldı Yûnus adı suçdur cümle tâatı
Çalab'um inâyeti suçın geçüre meger

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey bana iyi diyen, benim kamudan kemter,
Şöyle suçlarım yolda, suçlular benden server.

Benim gibi suçlu kul, gel iste bir daha bul,
Dilim ilim ve usul, gönlüm de dünya sever.

Görüntüm iyi adda, gönlüm fesat taatta,
Bulunmaya Bağdad'da, bencileyin bir ayyar.

Dışım biliş, içim yad, dilim hoş, gönlüm mürted,
Kötü işe iyi ad, böyle fitne nerde var.

Dışım göyner, içim ham, dirliğim budur müdam.
Yol varmadım bir kadem, Arş'tan veririm haber.

Hırkam suçuma perde, endişem fesat yerde,
Gönlüm ayrık pazarda, dilimde sözüm esrar.

Kime ki öğüt verdim, o Hakk'a erdi gördüm.
Bana benim öğüdüm, hiç eylemedi eser.

Takındım şeyhlik adın, kodum maşuk taatın.
Verdim nefsin muradın, kanı Hak ile pazar.

Yayıldı Yunus adı, suçtur cümle taatı,
Çalab'ım inayeti, suçun geçire meğer.

EY BANA İYİ DİYEN BENİM KAMUDAN YAVUZ

İy bana eyü diyen benem kamudan yavuz
Alnumı ay bilürem bu gözlerümi yılduz

Bu vücûdum şehrinde buçuk pûlluk uçuk yok
Amelüm mahalleri ser-te-ser kalmış ıssuz

Hücrede vü bucakda Hakk'a lâyık olmadum
Kiminde derd ü firâk kiminde eserlü söz

Halk hep ayagın turur ben segirdüm oturdum
Geçdüm sadır yirine kalın döşek yirüm düz

Bunun gibi sâlûslık çün kim elüme girdi
Ayruk n'işüme yarar derd ü firâk âh u sûz

Olmaz sözi dimezem ben marifet ehline
Zîrâ disem inanmaz agaçda bitdi karpuz

Ben bir kitâb okıdum kalem anı yazmadı
Mürekkeb eylerisem yitmeye yidi deniz

Ben oruç-namâz içün süçi içdüm esridüm
Tesbîh-seccâde içün dinlerem şeşte-kopuz

Yûnus'un bu sözinden sen ma'nî anlarısan
Konya menâresini göresin bir çuvalduz

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey bana iyi diyen, benim kamudan yavuz,
Alnımı ay bilirim, bu gözlerimi yıldız.

Bu vücudum şehrinde buçuk pulluk uçuk yok,
Amelim mahalleri serteser kalmış ıssız.

Hücrede ve bucakta Hakk'a layık amel yok,
Kiminde derdi firak, kiminde eserli söz.

Halk hep ayakta durur, ben seğirdim oturdum,
Geçtim sadır yerine, döşek kalın, yerim düz.

Bunun gibi salusluk çünkim elime girdi,
Ne işime yarar ki dert ve firak ah ve suz.

Olmaz sözü demezim ben marifet ehline,
Zira desem inanmaz ağaçta bitti karpuz.

Ben bir kitap okudum, kalem onu yazmadı,
Mürekkep eyler isem, yetmeye yedi deniz.

Ben oruç namaz için sücü içtim esridim,
Tesbih seccade için dinlerim şeşte kopuz.

Yunus'un bu sözünden sen mana anlar isen,
Konya minaresini görürsün bir çuvaldız.

EY BANA İYİ DİYEN ADIMI SOFU KOYAN

(günümüze aktarımı)
Ey bana iyi diyen, adımı sofu koyan.
Acep sofu mu olur, hırka ile taç giyen.

Başıma taç giyindim, halka sofu göründüm.
Dışıma hırka giydim, içim bir kuru kovan.

Bu dilim zikir söyler, gönlüm fesad fikreyler.
Hiç böyle mi zikreyler, Hakkı aşk ile seven.

Gözüm yolun gözetmez, kulük işidir tutmaz.
Dilim yerinde yatmaz, davalar kılar yalan.

Yunus gümansız bilir, yalancı yolda kalır.
Bir gün maksudun bulur, gerçeklik ile yalan.

EY BENİ AYIPLAYAN GEL BENİ AŞKTAN KURTAR

İy beni ayıblayan gel beni ışkdan kurtar
Ger elünden gelmezse söyleme fâsid haber

Âşıklarun ahvâli ma'şûk katında biter
Sözün var ana söyle benüm elümde ne var

Dost yüzinden nikâbı her kim giderdiyise
Hicâb kalmadı ana ayruk ne hayr u ne şer

Hîç kimesne kendüden hâlden hâle gelmedi
Âşıklarun cânına ma'şûka urur minkâr

Kim ki ışk kadehinden bir zerre içdiyise
Ana ne akl u ne us ne esrük ü ne humâr

Tek ben degilem âşık ol ma'şûk nazarında
Işk yolına cân fidî benüm gibi sâd-hezâr

Âşıklarun hâlini âşık olanlar bilür
Işk bir gizlü haznedür gizlü gerekdür esrâr

Korkaram söylemege şerî'at edebinden
Yohsa eydeydüm sana dahı ayruksı haber

Kim vire bu dilile ol ma'şûkadan haber
Meger ol kimseler kim cân içinde cânı var

Yûnus ölürse ne gam ışk içinde kardaşlar
Işk yolına uyagan ma'şûk burcında togar

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey beni ayıplayan, gel beni aşktan kurtar,
Elinden gelmez ise söyleme fesat haber.

Aşıkların ahvali maşuk katında biter,
Sözün var ona söyle, benim elimde ne var.

Dost yüzünden nikabı her kim giderdi ise,
Hicap kalmadı ona, artık ne hayır ne şer.

Hiç kimesne kendinden halden hale gelmedi,
Aşıkların canına maşuka vurur minkar.

Kim ki aşk kadehinden bir zerre içti ise,
Ona ne akıl, ne us, ne esrik, ne de humar.

Tek ben değilim aşık, o maşuk nazarında,
Aşk yoluna can feda, benim gibi sad hezar.

Aşıkların halini aşık olanlar bilir,
Aşk bir gizli haznedir, gizli gerektir esrar.

Korkarım söylemeğe şeriat edebinden,
Yok ise söyleyeyim daha ayrıksı haber.

Kim vere bu dil ile o maşukadan haber,
Meğer o kimseler ki, can içinde canı var.

Yunus ölürse ne gam, aşk içinde kardaşlar,
Aşk yoluna uyanan, maşuk burcunda doğar.

EY DERVİŞ DİYEN BANA NEM DURUR DERVİŞ BENİM

İy dervîş diyen bana nem durur dervîş benüm
Dervîşlik yaylasında hareketüm kış benüm

Kendözümi görürem sallanuban yürürem
Bugz u kibr ü adâvet gönlümi almış benüm

Dervîş adın idindüm dervîş tonın tonandum
Yola bakdum utandum hep işüm yanlış benüm

Şeyhüm kamudan ulu yolda uludan ulu
Gönlüm idi kaygulu nefsüm âsâyiş benüm

Hırkam tâcum gözlerem fâsid işler işlerem
Her yanumdan gizlerem bin bir fâsid iş benüm

Yoldan haber sorarlar eydürem inanurlar
Kalbüm sâfî sanurlar vay ne düşvâr iş benüm

İçerüme bakarsan buçuk pulluk nesne yok
Taşramun gavgâsından âlemler tolmış benüm

Sûretüm güler halka kanı ya kullık Hakk'a
Bu dirligüme baka hep işüm yanlış benüm

Yûnus eydür yârenler iy gerçegüm erenler
Bu yolda olan hâller Allâh'a kalmış benüm

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey derviş diyen bana nem durur derviş benim.
Dervişlik yaylasında hareketim kış benim.

Kendözümü görürüm, sallanarak yürürüm,
Buğuz, kibir, adavet gönlümü almış benim.

Derviş adın edindim, derviş donun donandım.
Yola baktım utandım, hep işim yanlış benim.

Şeyhim kamudan ulu, yolda uludan ulu,
Gönlüm idi kaygılı, nefsim asayiş benim.

Hırkam, tacım gözlerim, fesat işler işlerim,
Her yanımdan gizlerim, bin bir fesat iş benim.

Yoldan haber sorarlar, ne desem inanırlar,
Kalbimi saf sanırlar, vay ne düşvar iş benim.

İçerime bakarsan, buçuk pulluk nesne yok,
Dışımın kavgasından, alemler dolmuş benim.

Suretim güler halka, hani ya kulluk Hakk'a,
Bu dirliğime baka, hep işim yanlış benim.

Yunus der ki: Yarenler, ey gerçeğe erenler,
Bu yolda olan haller, Allah'a kalmış benim.

EY BİZİMLE YAR OLUP DOSTA GİDEN GELSİN BERİ

İy bizümle yâr olup dosta giden gelsün berü
Yok eyleyüp kendözin cân terk iden gelsün berü

Terk idelüm kâl ü kıylı isteyelüm togrı yolı
Hem bulalum gevher kânın cevher alan gelsün berü

Gevher bu cân maksûdıdur cân maksûdun Mansûr'ıdur
Maksûd içün Mansûr'layın ber-dâr olan gelsün berü

İrmek dilersen maksûda çok hizmet eyle her işde
Sen senligünden usan nûr-ı dîdâr olan gelsün berü

Pinhân idenler kendözin anlar görürler Hak yüzin
Görmek dilersen Hak yüzin ikrâr iden gelsün berü

Yûnus gel anlat hâlüni bildür nedür ahvâlüni
Derde bırakdı cânını dermân iden gelsün berü

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey bizimle yar olup, dosta giden gelsin beri,
Yok eyleyip kendözün can terk eden gelsin beri.

Terkedelim kılükali, isteyelim doğru yolu,
Hem bulalım gevher kanın, gevher alan gelsin beri.

Gevher bu can maksududur, can maksudun Mansur'udur,
Maksud için Mansur'layın, berdar olan gelsin beri.

Emek dilersen maksuda, çok hizmet eyle her işte,
Sen gel senliğinden ayrıl, nuru didar gelsin beri.

Pinhan edenler kendözün, onlar görürler Hak yüzün.
Görmek dilersen bil sözün, ikrar eden gelsin beri.

Yunus gel anlat halini, bildir nedir ahvalini.
Derde bırak gel kendini, derman eden gelsin beri.

EY CANIMA CANANIM

(günümüze aktarımı)
Ey canıma cananım, ey derdime dermanım,
Alemlere sultanım, medet Allah'ım medet.

Bu derdim onmaz gibi, Azrail gülmez gibi,
Umduğum olmaz gibi, medet Allah'ım medet.

Dünyayı baki sandım, gaflet içinde kaldım,
Ölüm var imiş bildim, medet Allah'ım medet.

Yine zari kılayım, Çalab'a yalvarayım,
Allah'a sığınayım, medet Allah'ım medet.

Aşık Yunus kıl zari, günahın yuğsun bari.
Göresin Peygamberi, medet Allah'ım medet.

EY DERVİŞLER EY KARDAŞLAR

(günümüze aktarımı)
Ey dervişler, ey kardaşlar,
Ne acep derdim var benim.
Mecnun olmus der görenler,
Ne acep derdim var benim.

Dervis olan ar eylemez,
Aşık olan zar eylemez.
Hekimler timar eylemez,
Ne acep derdim var benim.

Deryanın mevci cağladı,
Hasret yüreğim dağladı.
Halim görenler ağladı,
Ne acep derdim var benim.

Derdine düştüm Mevla'nın,
Avarasıyım sevdanın.
Mevci yenilmez deryanın,
Ne acep derdim var benim.

Aşık Yunus düştün yine,
Düştün hemen aşk derdine.
Girdin hakikat yurduna,
Ne acep derdim var benim.

EY DÜN BUGÜN HAK İSTEYEN

İy dün ü gün Hak isteyen bilmez misin Hak kandadur
Her kandasam anda hâzır kanda bakarsam andadur

İstemegil Hak'ı ırak gönüldedür Hakk'a turak
Sen senligün elden bırak tenden içerü cândadur

Gir gönüle bulasın Tûr sen-ben dimek defterin dür
Key güher er gönlindedür sanma ki ol ummândadur

Ol ummânda yüz bin güher bir katreye benzer tamâm
Ol câna yok zamân-zevâl zevâlli cân hayvândadur

Her kanda ki gözin baka Çalap hâzırdur mutlaka
Şol cân ki tapmadı Hak'a assısı yok ziyândadur

Eyle sûretüni vîrân cân sırrıdur ana iren
Bâtın gözidür dost gören zâhir gözi yabandadur

Çün sûretün vîrân ola gönlün bâgı cinân ola
Cânun genci vîrân ola çünki bu genc vîrândadur

Her kim gaflet içre geçer cânı zevâl suyın içer
Derviş sırrı Arş'dan uçar gerçegi yir yüzindedür

Miskîn Yûnus gözün aç bak iki cihân toptolu Hak
Sıdk odına gümânı yak ol eşkere pinhândadur

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey dün bugün Hak isteyen, bilmez misin Hak nerdedir,
Her nerdeysem orda hazır, nerde bakarsam ordadır.

Sakın olma Hakk'a ırak, gönüldedir Hakk'a durak,
Sen senliğin elden bırak, tenden içeri candadır.

Gir gönüle bulasın Tur, sen ben demek defterin dür,
Key güher er gönlündedir, sanma ki o ummandadır.

O ummanda yüzbin güher, bir katreye benzer tamam,
O cana yok zaman zeval, zevalli can hayvandadır.

Her nerde ki gözün baka, Çalap hazırdır mutlaka,
Şu can ki tapmadı Hak'a, faydası yok ziyandadır.

Eyle suretini viran, can sırrıdır ona eren,
Batın gözüdür dost gören, zahir gözü yabandadır.

Çün suretin viran ola, gönlün bağı cinan ola,
Canın genci vîran ola, çünkü bu genc virandadır.

Her kim gaflet içre geçer, canı zeval suyun içer,
Derviş sırrı arştan uçar, gerçegi yeryüzündedir.

Miskin Yunus gözün aç bak, iki cihan doludur Hak,
Sıdk oduna gümanı yak, o eşkere pinhandadır.

EY DÜNYAYI SEVEN KİŞİ

(günümüze aktarımı)
Ey dünyayı seven kişi, bir gün koyup gitmek gerek,
Senin dileğinle değil, naçardır, ne etmek gerek?

Gözün ile gördüğünü, şu hasretin olanları.
Akil isen an bunları, her kimseyi anmak gerek.

Şu kahr ile kazandığın, bir gün kalısar körlüğe,
Şu mal ki körlüğe kalır, şaylığa harc etmek gerek.

Kudret kandilinden senin, destur ile indi canın,
Bir gün geri gel deniser, şu sözü işitmek gerek.

Ne hak buyruğun tutarsın, ne kul sözün işitirsin,
Hiç bilmezsin mana nedir, ne dilde çağırmak gerek?

Uydun bu nefsin sözüne, battın günah denizine,
Çirk getirdin can yüzüne, tövb'eteğin tutmak gerek.

Yunus, şimdi sen dil ile, ben Hakkı severim deme,

EY DOST BUNCA KİLÜKAL

İy dost bunca kıyl u kâl ne maksûd hod bir haber durur
Yâ bunca cüst ü cû nedür görene bir nazar durur

Taglar aşup berye söküp ırak yire emek döküp
İstedügün bundayiken bu ne aceb sefer durur

Hîç ırak isteme anı cânından içerü cânı
Senünle biledür anı görmemek bibasar durur

Hîç varmagıl ırak sefer ömrün geçer ecel irer
Dost bundadur halvet sever ne galaba haşar durur

Cânundan ol dahı yakın key edeb bekle key sakın
Bilürisen dostlık hakın dâyim sana ol yâr durur

Dilün eydür Çalap hâzır pes kulagun niçün sagır
Senün sözüne sen münkir va'llâh bu iş hatar durur

Sen uyursın ol uyanık eksügüni bilgil bayık
Dahı niçe bulam tanık yoldaş u hem râz-dâr durur

Mescîd ü medrese sende sen yürürsin perâkende
Irak kaldun bu erkânda katı bu iş düşvâr durur

Bu tevhîd tonını geyen varlıgını yoga sayan
İş bu yola kâyım turan mutlak bilün ol er durur

Ol işler tamâm olıcak ol düzenlik dirilicek
Gözün hicâbın silicek yir-gök tolu dîdâr durur

Yûnus derdile girüben ışkun yolında dem-be-dem
Varlıgın yoga sayuban ma'şûka intizâr durur

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey dost bunca kilükal ne maksut hod bir haber olur,
Ya bunca arama nedir, görene bir nazar olur.

Dağlar aşıp berye söküp, ırak yire emek döküp,
İstediğin bunda iken, bu ne aceb sefer olur.

Hiç ırak isteme onu, canından içeri canı,
Seninle bile duranı, görmemek bi basar olur.

Hiç varma sen ırak sefer, ömrün geçer, ecel erer,
Dost bundadır halvet sever, ne kalaba haşer olur.

Canından o daha yakın, key edeb bekle key sakın,
Bilir isen dostluk hakın, dayim sana o yar olur.

Dilin ey der Çalap hazır, pes kulağın niçin sağır,
Senin sözüne sen münkir, vallah bu iş hatar olur.

Sen uyursun o uyanık, eksiğini bilgil bayık,
Daha nice bulam tanık, yoldaşın hem razdar olur.

Mescîd ve medrese sende, sen yürürsün perakende,
Irak kaldın bu erkanda, katı bu iş düşvar olur.

Bu tevhit donunu giyen, varlıgını yoğa sayan,
İşbu yola kayım duran, mutlak bilin o er olur.

O işler tamam olacak, o düzenlik dirilecek,
Gözün hicabın silecek, yer gök dolu didar olur.

Yunus derdi ile yürür aşkın yolunda dembedem,
Varlığını yoğa sayan maşuka intizar olur.

EY DOST SENİN AŞKIN ODU

İy dost senün ışkun odı cigerüm pâre baş kılur
Işkundan yanar yüregüm yandugum bana hoş gelür

Işkun odına yandugum aglamak oldı güldügüm
Dost sana zâri kıldugum münkirlere savaş gelür

Söylerisem sözüm savaş söylemezsem cigerüm baş
Cihân tolu durur kallâş her birinden bir taş gelür

Gör niçe taşlar atılur dost içün başlar tutılur
Gelür gönüle batılur hâlünüze hâldaş gelür

Bizüm hâlümüzden bilen kimdür ışka münkir olan
Bizüm sevdügümüz Hak'dur bu halka göz ü kaş gelür

Niçe selâtînler zebûn olur bu ışkun elinden
Her kim bu yola düşerse ol bu yola yavaş gelür

Erenler buna kalmadı vardı yolına turmadı
Hakk'ı girçek sevenlere cümle âlem kardaş gelür

Miskîn Yûnus bil sözüni dosta açup şol gözüni
Kangı burcdan bakarısan ol sultâna güneş gelür

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey dost senin aşkın odu, ciğerim pare baş kılar,
Aşkından yanar yüreğim, yandığım bana hoş gelir.

Aşkın oduna yandığım, ağlamak oldu güldüğüm,
Dost sana zarı kıldığım, münkirlere savaş gelir.

Söyler isem sözüm savaş, söylemezsem ciğerim baş,
Cihan dolu olur kalleş, her birinden bir taş gelir.

Gör nice taşlar atılır, dost için başlar tutulur,
Gelir gönüle batılır, halimize haldaş gelir.

Bizim halimizden bilen, kimdir aşka münkir olan,
Bizim sevdiğimiz Hak'tır, bu halka göz ve kaş gelir.

Nice sultanlar aciz olur bu aşkın elinden,
Her kim bu yola düşerse, o bu yola yavaş gelir.

Erenler buna kalmadı, vardı yoluna durmadı,
Hakk'ı gerçek sevenlere, cümle alem kardeş gelir.

Miskin Yunus bil özünü, dosta açıp şu gözünü,
Hangi burçtan bakar isen, o sultana güneş gelir.

EY GÖNÜL BİZE KEREM KIL

İy gönül bize kerem kıl bile seyrân idelüm
Cân u tenden geçüben gel azm-i cânân idelüm

Ten nedür dostun yolında ben anı terk itmeyem
Dost cemâlin görmege gel cânı kurbân idelüm

Bu fenâ-ender-fenâyı terk idelüm dost içün
Öz bekâ-ender-bekâ milkinde cevlân idelüm

Âsitân-ı mürşidün gel kıble-i cân kılalum
Ol şeh-i şâhlar şâhın gel biz de mihmân idelüm

Gel beri tagılmayalum katre-i bârân gibi
Cem' olup deryâlayın gel kasd-ı ummân idelüm

Ben anun ışkı şarâbın içmişem her dem-be-dem
Dost cemâlin görmege gel Arş-ı Rahmân idelüm

Bu za'îf Yûnus'a çünki bile yoldaş olmadun
İy gönül ol şâhı gel taht-ı Süleymân idelüm

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey gönül bize kerem kıl, bile seyran edelim,
Candan, tenden geçelim, gel azm-i canan edelim.

Ten nedir dost yolunda, ben onu terk etmeyim,
Dost cemalin görmeye, gel canı kurban edelim.

Bu fena ender, fenayı terk edelim dost için,
Öz beka ender, beka mülkünde seyran edelim.

Asitanı mürşidin gel, kıbleyi can kılalım,
O şeh ki şahlar şahın, gel biz de mihman edelim.

Gel beri dağılmayalım yağmur damlası gibi,
Cem olup derya gibi gel kasd-ı umman edelim.

Ben onun aşk şarabını içmişim her dembedem,
Dost cemalin görmeğe gel arş-ı Rahman edelim.

Çünkü bu zaif Yûnus'a yoldaş bile olmadın,
Ey gönül o şahı gel taht-ı Süleyman edelim.

EY GÖNLÜMÜN EĞLENCESİ

İy gönlümün eglencesi eyit bana n'eyleyeyin
Işkundan oldum âvâre derdüm kime söyleyeyin

Mülk-i fenâdan geçeyin ol dost iline uçayın
Talayın ışk ummânına denizlerin kaynadayın

Işkun od urdı cânuma gelsün âşıklar yanuma
Dökeyin ışkun hânını âşıkları toylayayın

Çü girdüm ışkun bâgına bakdum soluma saguma
Dürlü yemişlerün yiyüp güllerini yıylayayın

Dün-gün kılayın âh u zâr âşık olayın il ü şâr
Dökeyin kanlu yaşumı zârılıklar eyleyeyin

Âşık olayın şol güle tolsun cihâna gulgule
Hezâr destân olubanı dost bâgını yaylayayın

Miskîn Yûnus âşıklarun dirligini dirilmedün
Bâri gücüm yitdügince soylarını soylayayın

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey gönlümün eğlencesi, anlat bana n'eyleyeyim?
Aşkından oldum avare, derdim kime söyleyeyim?

Fena mülkünden geçeyim, o dost iline uçayım,
Dalayım aşk ummanına, denizlerin kaynatayım.

Aşkın od vurdu canıma, gelsin aşıklar yanıma,
Dökeyim aşkın hanını, aşıkları toylayayım.

Girdim bu aşkın bağına, baktım sağıma soluma,
Türlü yemişlerin yiyip, güllerini koklayayım.

Dün gün kılayım ah ve zar, aşık olayım il ve şar,
Dökeyim kanlı yaşımı, zarılıklar eyleyeyim.

Aşık olayım şu güle, dolsun cihana gülgüle,
Hezar destan olayım ben, dost bağını yaylayayım.

Miskin Yunus aşıkların dirliğini dirilmedin.
Bari gücüm yettiğince soylarını soylayayım.

EY AŞIKLAR

İy âşıkan iy âşıkan ışk mezhebi dîndür bana
Gördi gözüm dost yüzüni yas kamu dügündür bana

Ayruk bize yas eylemez gönlümüzi pâs eylemez
Hak'dan gelen görklü âvâz andan gelen ündür bana

Ayruk bana ben dimeyem kimesneye sen dimeyem
Ya kul ya sultân dimeyem kalsun işidenler tana

Senden sana varur yolum senden seni söyler dilüm
Allah sana irmez elüm bu hikmete kaldum tana

Ben ışkundan ırılmayam dergâhundan sürülmeyem
Bundan dahı giderisem senün ile varam sana

Ol dost bizi viribidi var dünyayı bir gör didi
Geldüm gördüm bir ârâyiş seni seven kalmaz ana

Kullarına va'deyledi yarınki gün görnem didi
Ol dostlarun sevindügi yarınum bugündür bana

Dost ışka ulaşalıdan dünyâ âhiret bir oldı
Ezel-ebed sorarısan dün ile bugündür bana

Yûnus seni dîn idindi dîn nedür îman idindi
Işka bugün yarın n'olur işi nedür öndin sona

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey aşıklar, ey aşıklar, aşk mezhebi dindir bana,
Gördü gözüm dost yüzünü, yas kamu düğündür bana.

Ayrık bize yas eylemez, gönlümüzü pas eylemez,
Hak'dan gelen görklü avaz, ondan gelen ündür bana.

Ayrık bana ben demeyem, kimesneye sen demeyem,
Ya kul ya sultan demeyem, kalsın işitenler tana.

Senden sana varır yolum, senden seni söyler dilim,
Allah sana ermez elim, bu hikmete kaldım tana.

Ben aşkından ırılmayam, dergahından sürülmeyem,
Eğer benden gider isem, senin ile varam sana.

O dost buraya gönderdi, var dünyayı bir gör dedi,
Geldim, gördüm bir arayış, seni seven kalmaz ona.

Kullarına vadeyledi, yarınki gün cennet dedi,
O dostların sevindiği, yarınım bugündür bana.

Dost aşka ulaşıladan, dünya ahiret bir oldu,
Ezel ebed sorar isen, dün ile bugündür bana.

Yunus seni din edindi, din nedir iman edindi,
Aşka bugün yarın n'olur, işi nedir önden sona.

EY KOPUZ İLE ÇEŞTE

İy kopuzıla çeşte aslun nedür ne işde
Sana su'âl soraram eydivir bana üşde

Eydür ki aslum agaç koyın kirişi bir kaç
Gel işretüm dinle geç aklı koma beleşde

Eydürler bana harâm ben ugrulık degülem
Çünki aslum mismildür ne varımış kirişde

Bana kiriş didiler ışka giriş didiler
Benüm adum ışk virdi ben durmazam kolmaşda

Şâdılıgıla geldüm iş bu âleme toldum
Mürvetlere düzüldüm kodılar iş bu düşde

Agaç deri dirildi kirişile bir oldı
Işk denizine taldı bahâne yok bu işde

Mevlânâ sohbetinde sâzıla işret oldı
Ârif manîye taldı çün biledür ferişde

Ferişteyi anmakdan bilesin murâd nedür
Gice gündüz biledür senünile her işde

Ol ferişteler adı Kirâmen Kâtibîn'dür
Yazmakdan usanmazlar armazlar yaz u kışda

Birisi sag omzunda birisi sol omzunda
Birisi hayrun yazar birisi şer cünbişde

Kâgıdları dükenmez ne hod mürekkebleri
Aşınmaz kalemleri kâ'imlerdür ol işde

Hem meyhâneye varur hem büt-hâneye girür
Bunlar saklarlar seni sen gâfilsin bu işde

Yûnus imdi Sübhân'ı vasf eylegil gönülde
Ayru degül ârifden bu kopuzıla çeşde

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey kopuz ile çeşte aslın nedir ne işte,
Sana sual sorarım cevap ver bana üşte.

Söyler ki; aslım ağaç, koyun kirişi birkaç,
Gel nağmemi dinle geç, aklı koma beleşte.

Bana haram diyorlar, ben uğruluk değilim,
Çünkü aslım mısmıldır, ne var imiş kirişte?

Bana kiriş dediler, aşka giriş dediler,
Adımı aşk verdiler, ben durmazam kolmaşta.

Şadilik ile geldim, işbu aleme doldum,
Mürvetlere düzüldüm, kodular işbu düşte.

Ağaç deri derildi, kiriş ile bir oldu,
Aşk denizine daldı, bahane yok bu işte.

Mevlana sohbetinde saz ile işret oldu,
Arif manaya daldı, çün biledir ferişte.

Ferişteyi anmaktan bilesin murat nedir,
Gece gündüz biledir senin ile her işte.

O ferişteler adı Kiramen Katibin'dir,
Yazmaktan usanmazlar, armazlar yazda kışta.

Birisi sağ omzunda, birisi sol omzunda,
Birisi hayrın yazar, birisi şer cünbüşte.

Kâğıtları tükenmez, ne hot mürekkepleri,
Aşınmaz kalemleri, kaimlerdir o işte.

Hem meyhaneye varır, hem puthaneye girer,
Bunlar saklarlar seni, sen gafilsin bu işte.

Yunus şimdi Süphân'ı vasfeyle gel gönülde,
Ayrı değil ariften bu kopuz ile çeşte.

EY ÇOK KİTAPLAR OKUYAN

İy çok kitâblar okıyan sen kim dutarsın bana dak
Tâ bilesin sırrı ıyân gel ışkdan okı bir varak

Okımagıl ilmün yüzin ilme amel eyle güzin
Aç gönülden bâtın gözin âşık-ma'şûk hâline bak

Gör ma'şûkun ne işdedür âşık dahı ol işdedür
İkisi bir sır işdedür iki sanup kalma ırak

İkilikden geçemedün hâli kâlden seçemedün
Hak'dan yana uçamadun fakîlık oldı sana fak

Cübbe vü hırka taht u tâc bular virürler ışka bâc
Dört yüz mürîd ü elli hac terk eyledi Abdü'r-rezzâk

Anun gibi dîn ulusı hâç öpdi çaldı nâkûsı
Sen dahı bırak nâmûsı nefsün itini oda yak

Ger sen sana geldünise sıfat nedür bildünise
Hakk'a mutî' oldunısa ne kim dirisen bana hak

Bilmeyesin bed-nâm u nâm bir ola sana hâs u âm
Bildünise ilmi tamâm gel imdi okı bir varak

Yirde vü gökde ışkıla ışkdan gelür her söz dile
Bî-çâre Yûnus ne bile ne kara okıdı ne ak

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey çok kitaplar okuyan, sen ki tutarsın bana dak,
Ta bilesin sırrı ayan, gel aşktan oku bir varak,

Okumalı ilmin yüzün, ilme amel gerek güzin,
Aç gönülden batın gözün, aşık maşuk haline bak.

Gör maşuğun ne iştedir, aşık dahi o iştedir,
İkisi bir sır iştedir, iki sanıp kalma ırak.

İkilikten geçemedin, hali kalden seçemedin,
Dosttan yana uçamadın, fakilik oldu sana fak.

Cübbeyle hırka, tahtla tac, bunlar verirler aşka bac,
Dört yüz mürit ve elli hac, terk eyledi Abdülrezzak.

Onun gibi din ulusu, hac öptü, çaldı nakusu,
Sen dahi bırak namusu, nefsin itini oda yak.

Sen kendine geldin ise, sıfat nedir bildin ise,
Hakk'a bağlı oldun ise, ne söyler isen bana hak.

Bilmeyesin bednam ve nam, bir ola sana hasuam,
Bildim ise ilmi tamam, gel şimdi oku bir varak.

Yerde ve gökde aşk ile, aşktan gelir her söz dile,
Biçare Yûnus ne bile, ne kara okudu, ne ak.

EY PADİŞAH, EY PADİŞAH

İy pâdişâh iy pâdişâh her dem işin düze durur
Dünyâ anun bostânıdur sevdügini üze durur

Yavuzlık eyleme sakın ecel sana senden yakın
Niçelerün aslın kökin yord eyleyüp boza durur

Sen anda varursın anda çok yarag eylegil bunda
Cânlar bâkî degül tende di bir kaç gün geze durur

Sorucı gelür yir yırtup sorar Tanrı'n kimdür diyü
İş bu cânum anı tuyup sünüklerüm sıza durur

İy Tanrı'yı bir bilenler cân Hakk'a kurbân kılanlar
Ölü degüldür bu cânlar ışk gölinde yüze durur

Ben gördüm erenler uçdı ışk kadehin tolu içdi
Hak katında nâzı geçdi şöyle yüzi yire durur

Erenlerün kulıyısan ölümün ana tur Yûnus
Niç'erenler geldi geçdi nevbet şimdi bize durur

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey padişah, ey padişah, her dem işin düze gelir,
Dünya onun bostanıdır, sevdiğini üze gelir.

Yavuzluk eyleme sakın, ecel sana senden yakın,
Nicelerin aslın kökün, yurt eyleyip boza gelir.

Sen orda varırsın orda, çok hazırlık yap gel burda,
Canlar baki değil tende, de birkaç gün geze gelir.

Sorucu gelir yer yırtıp, sorar Tanrı'n kimdir diye,
İşbu canım onu duyup, kemiklerim sıza gelir.

Ey Tanrı'yı bir bilenler, can Hakk'a kurban kılanlar,
Ölü değildir bu canlar, aşk gölünde yüze gelir.

Ben gördüm erenler uçtu, aşk kadehin dolu içti,
Hak katında nazı geçti, şöyle yüzü yere gelir.

Erenlerin kulu isen, ölümün anadur Yunus,
Nic'erenler geldi geçti, nöbet şimdi bize gelir.

EY PADİŞAH-I LEM YEZEL

İy pâdişâh-ı Lem-yezel kıldum yönüm senden yana
İş bu yüzüm karasıyla vasl isterem senden yana

Sensin bu gözümde gören sensin dilümde söyleyen
Sensin beni var eyleyen sensin hemin öndin sona

Sen kim didün yâ Rab bana ben yakınam senden sana
Çün yakınsın benden bana görklü yüzün göster bana

Niçe yakınsın bana sen müştâk u hasret sana ben
Dün-gün seni gözleyüben göremezem kaldum tana

Her gelen oldur giden ol görinen oldur gören ol
Ulvî vü süflî cümleten oldur ger bana görine

Yûnus bu sır Hak durur bu dilile gelmek yok durur
Bilmesi bunun zevk durur aklıla fehm irmez ana

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey padişah-ı lem yezel, kıldım yönüm senden yana,
İşbu yüzüm karasıyla, vasl isterem senden yana.

Sensin bu gözümde gören, sensin dilimde söyleyen,
Sensin beni var eyleyen, sensin hemen önden sona.

Sen ki dedin ya Rab bana, ben yakınım senden sana,
Sen yakınsın benden bana, görklü yüzün göster bana.

Nice yakınsın bana sen, müştak ve hasret sana ben,
Gece gündüz gözlerim ben, göremezim kaldım tana.

Her gelen odur, giden o, görünen odur, gören o,
Gökte ve yerde cümleten odur, ger bana görüne.

Yunus bu sır Hak olur, bu dil ile gelmek yok olur,
Bilmesi bunun zevk olur, akıl fehim ermez ona.

EY SÖZLERİN ASLIN BİLEN

İy sözlerün aslın bilen gel di bu söz kandan gelür
Söz aslını anlamayan sanur bu söz benden gelür

Söz var kılur gönüli şâd söz var kılur bilişi yad
Eger horluk eger izzet her kişiye sözden gelür

Söz karadan akdan degül yazup okımakdan degül
Bu yüriyen halkdan degül Hâlik âvâzından gelür

Ne elif okıdum ne cim ne varlıkdandur kelecim
Bilmeye yüz bin müneccim tâliüm ne ılduzdan gelür

Şu'le bize aydan degül ışk eri bu soydan degül
Rızkumuz bu evden degül deryâ-yı ummândan gelür

Evvel gönül levhinde Hak yazmışıdı çün bir varak
Bu şimdi okınan sebak ezel-i âzâldan gelür

Evvel hitâb kılur câna cânı andan gelür tene
Biz âletüz bahâne ayruk ne elümüzden gelür

Aklumuz ol levhe bakar gizli marazlarum açar
Söz gelür gönlüme akar söz dile ansuzın gelür

Biz bir bahâne arada ayruk di elden ne gele
Hak çün emir eyler câna bu keleci andan gelür

Yûnus bu derd ile âh it kahr evinde neyler râhat
Bu derde dermân keferet bir âh ile sûzdan gelür

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey sözlerin aslın bilen, gel de bu söz nerden gelir,
Söz aslını anlamayan, sanır bu söz benden gelir.

Söz var kılar gönülü şad, söz var kılar bilişi yad.
Eğer horluk, eğer izzet, her kişiye sözden gelir.

Söz karadan aktan değil, yazıp okumaktan değil,
Bu yürüyen halktan değil, halik avazından gelir.

Ne elif okudum, ne cim, ne varlıktandır kelecim,
Bilmeye yüz bin müneccim, talihim yıldızdan gelir.

Şule bize aydan değil, aşk eri bu soydan değil,
Rızkımız bu evden değil, deryayı ummandan gelir.

Evvel gönül levhinde Hak, yazmıştı çünkü bir varak,
Bu şimdi okunan sebak, ezeli azaldan gelir.

Evvel hitap kılar cana, canı ondan gelir tene,
Biz aletiz bahane ayrık ne elimizden gelir.

Aklımız o levhe bakar, gizli marazlarım açar,
Söz gelir gönlüme akar, söz dile ansızın gelir.

Biz bir bahane arada, ayrık de elden ne gele,
Çünkü Hak emreder cana, bu keleci ondan gelir.

Yunus bu dert ile ah et, kahr evinde n'eyler rahat,
Bu derde derman kefaret, bir ah ile suzdan gelir.

EY YARANLAR EY KARDAŞLAR

İy yârânlar iy kardaşlar korkaram ben ölem diyü
Öldügümi kayurmazam itdügümi bulam diyü

Bir gün görinür gözüme aybum urulur yüzüme
Endîşeden del'olmışam n'idem ben ne kılam diyü

Eger gerçek kulımışsam ana kullık kılayıdum
Aglayadum bu dünyede yarın anda gülem diyü

Hemin geldüm bu dünyâya nefsüme kullık itmege
Eyü amel işlemedüm azâbdan kurtulam diyü

İy bî-çâre miskîn Yûnus günâhun çok neyleyesin
Sıgındum ol Allâh'uma didi hem afv kılam diyü

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey yaranlar ey kardaşlar, korkaram ben ölem diye,
Öldüğümü kayırmazım, ettiğimi bulam diye.

Bir gün görünür gözüme, aybım vurulur yüzüme,
Endişeden del'olmuşum, n'idem ben ne kılam diye.

Eğer gerçek kul imişsem, ona kulluk kıla idim,
Ağlayaydım bu dünyada, yarın orda gülem diye.

Hemin geldim bu dünyaya, nefsime kulluk etmeye.
İyi amel işlemedim, azaptan kurtulam diye.

Ey biçare miskin Yunus, günahın çok n'eyleyesin,
Sığındım o Allah'ıma, n'olur bağışlanam diye.

EY YARENLER EY KARDAŞLAR SORUN BANA NERDE İDİM

(günümüze aktarımı)
Ey yarenler, ey kardaşlar, sorun bana nerde idim,
Aşk denizine dalan ben, deryayı ummanda idim.

Yere bünyad vurulmadan, yer gök melaik dolmadan,
levh ve kalem çalınmadan, mülkü yaradanda idim.

O ki beni bekler idi, her nerdeysem saklar idi,
Aşk urganı ucundaki kandildeki canda idim.

Kaygı eli ermez idi, gussa gözü görmez idi,
Endişe şehrinden taşra bir ulu mekanda idim.

Bu işlerde olan kişi, terk etsin cümle teşvîşi,
İçeriden içeri bir key latif nihanda idim.

Benim gibi bu cihana yüz bin gelirse az ola,
Benim gelişim şimdidir üstatda Kuran'da idim.

Dört kitabı okumadan, ayırıp seçmek olmadan,
Ezberledim sabakımı, bu aşkı hanende idim.

Padişahtan destur oldu, bizi burda mülke saldı,
İki cihan cennet oldu, cennette Rıdvan'da idim.

Yıldız idim bunca zaman, gökde melaik arzuman,
Cebbar-ı alem hükmeder, ben o zaman orda idim.

Doksan bin Hak kelamını söyleşecek Habip ile,
Otuz bini sır olacak, ben o sır olanda idim.

Ben bu suretten ileri adım Yunus değil iken,
Ben o idim, o ben idi, bu aşkı sunanda idim.

~ Yunus Emre


İy yârânlar iy kardaşlar sorun bana kandayıdum
Işk denizine taluban deryâ-yı ummândayıdum

Yire bünyâd urulmadın yir-gök melâik tolmadın
Levh ü kalem çalınmadın mülk-i yaradandayıdum

Ol kim beni bekleridi her kandasam saklarıdı
Işk urganı ucındagı kandîldagı cândayıdum

Kaygu eli irmezidi gussa gözi görmezidi
Endîşe şehrinden taşra bir ulu mekândayıdum

Bu işlerde olan kişi terk itsün cümle teşvîşi
İçerüden içerü bir key latîf nihândayıdum

Benüm gibi bu cihâna yüz bin gelürse az ola
Benüm gelişüm şimdidür üstâdda Kur'ân'dayıdum

Dört kitâbı okumadın ayırup seçmek olmadın
Ezberledüm sebakumı bu ışkı hânendeyidüm

Pâdişâhdan destûr oldı bizi bunda mülke saldı
İki cihân Uçmak oldı Uçmak'da Rıdvân'dayıdum

Yılduzıdum bunca zamân gökde melâik arzûmân
Cebbâr-ı âlem hükm ider ben ol zamân andayıdum

Toksan bin Hak kelâmını söyleşicek Habîb'ile
Otuz bini sırr olıcak ben ol sır olandayıdum

Ben bu sûretden ilerü adum Yûnus degül iken
Ben olıdum ol ben idüm bu ışkı sunandayıdum

EY YARENLER EY KARDAŞLAR GÖRÜN BENİ

İy yârânlar iy kardaşlar görün beni n'itdüm ahî
Ere irdüm eri buldum er etegin tutdum ahî

Cânum bir gözsüz cânıdı içi tolu sen ben idi
Tutdum miskînlik etegin ben menzile yitdüm ahî

Korkar oldum bir Tanrı'dan bîzâr oldum yatlu hûdan
İşbu işüm sagıncıla ben yoluma gitdüm ahî

Anladum kendü hâlümi gözledüm togru yolumı
Tutdum ulular etegin Hazret'e ben yitdüm ahî

Giderdüm gönlümden kîni kîn dutanun yokdur dîni
İy yârânlar ben bu sözi uludan işitdüm ahî

Âşıkısan miskîn Yûnus Hazret'e dutgıl yüzüni
Anlayana gevher durur söz sarrâfa satdum ahî

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey yarenler ey kardaşlar, görün beni n'ettim ahi,
Ere erdim, eri buldum, er eteğin tuttum ahi.

Canım bir gözsüz can idi, içi dolu sen ben idi,
Tuttum miskinlik eteğin, ben menzile yettim ahi.

Korkar oldum bir Tanrı'dan, bizar oldum yatlı hudan,
İşbu işim sağınc ile, ben yoluma gittim ahi.

Anladım kendi halimi, gözledim doğru yolumu,
Tuttum ulular eteğin, Hazret'e ben yettim ahi.

Giderdim gönülden kîni, kin tutanın yoktur dini,
Ey yarenler, ben bu sözü uludan işittim ahi.

Aşık isen miskin Yunus, Hazret'e tut sen yüzünü,
Anlayana gevher olur, söz sarrafa sattım ahi.

EY YARENLER EY KARDAŞLAR SORUN BANA NERDE İDİM 2

İy yârânlar iy kardaşlar sorun bana kandayıdum
Dinlersenüz eydivirem ezelî vatandayıdum

Ezelîden dilümde uş Tanrı birdür Hak'dur Resûl
Bunı böyle bilmeziken bir aceb makâmdayıdum

Kalû belâ söylenmedin tertîb düzen eylenmedin
Hak'dan ayru degülidüm ol ulu dîvândayıdum

Yire bünyâd urulmadın Âdem dünyâya gelmedin
Öküz balık eylenmedin ben ezelî andayıdum

Eyyûb'ıla derde esîr iniledüm çekdüm cezâ
Belkîs'ıla taht üzere mühr-i Süleymân'dayıdum

Yûnus'ıla balık beni çekdi deme yutdı bile
Zekeriyyâ'yıla kaçdum Nûh'ıla tûfândayıdum

Asâyıla Mûsâ'yıla kaçdum çıkdum Tûr Tagı'na
İbrâhîm'ile Mekke'ye bünyâd bıragandayıdum

İsmâ'île çaldum bıçak bıçak ana kâr itmedi
Hak beni âzâd eyledi koçıla kurbândayıdum

Yûsuf'ıla ben kuyıda yatdum bile çekdüm cezâ
Ya'kûb'ıla çok agladum bulınca figândayıdum

Mi'râc gicesi Ahmed'ün dönderdüm Arş'da na'linin
Üveys'ile urdum tâcı Mansûr'ıla urgandayıdum

Alî'yile urdum kılıç Ömer'ile adl eyledüm
On sekiz yıl Kâf Tagında Hamza'yla meydândayıdum

Yûnus senün âşık cânun ezelî âşıklarıla
Ol Allah'un dergâhında seyrân u cevlândayıdum

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey yarenler, ey kardaşlar, sorun bana nerde idim,
Dinlerseniz söyleyeyim ezeli vatanda idim.

Ezeliden dilim söyler Tanrı birdir Hak'tır Resul,
Bunu böyle bilmez iken, bir acep makamda idim.

Kalu bela söylenmeden, tertip düzen eylenmeden,
Hak'dan ayrı değil idim, o ulu divanda idim.

Yere bünyad vurulmadın Adem dünyaya gelmeden,
Öküz balık eylenmeden, ben ezeli onda idim.

Eyyûb ile derde esir, iniledim çektim ceza,
Belkis ile taht üzere Mührü Süleyman'da idim.

Yunus ile balık beni, çekti deme yuttu bile,
Zekeriya ile kaçtım, Nuh ile tufanda idim.

Asa ile, Musa ile kaçtım çıktım Tur Dağı'na,
İbrahim ile Mekke'ye bünyad bırakanda idim.

İsmail'e çaldım bıçak, bıçak ona kar etmedi,
Hak beni azad eyledi, koç ile kurbanda idim.

Yusuf ile ben kuyuda yattım bile çektim ceza,
Yakup ile çok ağladım, bulunca figanda idim.

Miraç gecesi Ahmed'in dönderdim Arş'da nalını,
Üveys ile vurdum tacı Mansur ile urganda idim.

Ali ile vurdum kılıç, Ömer ile adil oldum,
On sekiz yıl Kâf Dağında Hamza'yla meydanda idim.

Yunus senin aşık canın, ezelî aşıklar ile,
Ol Allah'ın dergahında seyran ve cevlanda idim.

EY YARENLER EY KARDEŞLER ECEL ERE ÖLEM BİR GÜN

İy yârânlar iy kardaşlar ecel ire ölem birgün
İşlerüme pişmân olup kendözüme gelem birgün

Yanlaruma kona elüm söz söylemez ola dilüm
Karşuma gele amelüm n'itdümise görem birgün

Oglan gider dânışmâna saladur dosta düşmâna
Şol dört tekbîr namâzıla vaktum tamâm kılam birgün

Beş karış bez durur tonum ılan-çıyan yiye tenüm
Yıl geçe obrıla sinüm unıdılup kalam birgün

Başuma dikeler hece ne irte bilem ne gice
Âlemler ümidi hâce sana fermân olam birgün

Yûnus Emre sen bu sözi dahı tamâm itmemişsin
Tek yüriyeyin n'eyleyem üstâduma gelem birgün

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey yarenler, ey kardeşler, ecel ere ölem bir gün,
İşlerime pişman olup, kendözüme gelem bir gün.

Yanlarıma kona elim, söz söylemez ola dilim,
Karşıma gele amelim, n'ettim ise görem bir gün.

Oğlan gider danışmana, saladır dosta düşmana,
Şu dört tekbir namaz ile, vaktim tamam kılam bir gün.

Beş karış bezden kefenim, yılan, çiyan yiye tenim,
Yıl geçe obrula sinim, unutulup kalam bir gün.

Başıma dikeler hece, ne erte bilem, ne gece,
Alemler ümidi hace, sana ferman olam bir gün.

~ Yunus Emre sen bu sözü, daha tamam etmemişsin,
Tek yürüyeyim, n'eyleyim, üstadıma gelem bir gün.

EY YARENLER SÖYLEN BANA BEN NİCESİ DOLANAYIM

Ey yârenler aydın bana ben nicesi dolanayım
Ne türlü tedbir edeyim ya nice sağınç sanayım

Canımda ol büt bitiptir gönülümü ol alıptır
Hey beni ol avutuptur ayrık neye bağlanayım

Öyle ediptir ol beni seçemezem dünden günü
Alsın teni alsın canı ko ben ona alınayım

Ben gevheriyim kânım ben bir kulum sultânım ol
Aklım u canım gönlüm ol ondan niçin usanayım

Onsuzluğum bana haram ondandurur nakdim tamam
Bunculayım lûtf u kerem nerde bulup dinleneyim

Odur bana Yûnus deyen odur benim bağrım delen
Odur beni bensiz koyan hem ben oyum bu ben neyim

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey yarenler söylen bana, ben nicesi dolanayım,
Ne türlü tedbir edeyim, ya nice sağınç sanayım.

Canımda o büt bitiptir, gönülümü o alıptır,
Hey beni o avutuptur, ayrık neye bağlanayım.

Öyle ediptir o beni, seçemezim dünden günü,
Alsın teni, alsın canı, ko ben ona alınayım.

Ben gevheriyim, kanım o, ben bir kulum sultanım o,
Aklım ve canım gönlüm o, ondan niçin usanayım.

Onsuzluğum bana haram, ondan olur nakdim tamam,
Buncalayın lûtf ve kerem, nerde bulup dinleyeyim.

Odur bana Yunus diyen, odur benim bağrım delen,
Odur beni bensiz koyan, hem ben oyum, bu ben neyim.

EY YARENLER TINMAN BANA

İy yârânlar tınman bana ben yine n'oldum bilmezem
İlm ü amel sorman bana dîvâne oldum bilmezem

Ayruksı nesne tatmışam bildüklerüm unutmışam
Cânumı ışka atmışam anda ne buldum bilmezem

Aklum yavı vardı besi tagıldı fikrüm kamusı
Boşaldum uş toldum velî neyile toldum bilmezem

Işkun beni yakup durur gönlüm dosta akup durur
Divşürimezem ben beni dem-beste kaldum bilmezem

Ben ışksuzın olımazam ışk olıcak ben ölmezem
Işkdur hayâtum hâsılı ışkdan gayrısın bilmezem

Bu ışk ile bulanugam ne esrügem ne ayıgam
Ne uyuram ne uyanugam hayrân u mestüm bilmezem

Sen beni şeyh oldı diyü benden nasîhat isteme
Ben sanuram key bilürem uş şimdi bildüm bilmezem

Âşık Yûnus sen cânunı Hak yolına eyle fidâ
Bu şeyhıla buldum Hak'ı ben gayrı nesne bilmezem

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey yarenler tınman bana, ben yine n'oldum bilmezim,
İlim amel sorman bana, divane oldum bilmezim.

Ayrıksı nesne tutmuşum, bildiklerim unutmuşum,
Canımı aşka atmışım, onda ne buldum bilmezim.

Aklım yavu vardı besi, dağıldı fikrim kamusu,
Boşaldım uş doldum veli, ne ile doldum bilmezim.

Aşkım beni yakıp durur, gönlüm dosta akıp durur,
Devşiremezsem ben beni, dembeste kaldım bilmezim.

Ben aşksızın olamazım, aşk olunca ben ölmezim,
Aşktır hayatım hasılı, aşktan gayrısın bilmezim.

Bu aşk ile bulanayım, ne esriğim, ne ayığım,
Ne uyur, ne uyanığım, mestu hayranım bilmezim.

Sen beni şeyh oldu deme, benden nasihat isteme,
Ben sanırım ki bilirim, şimdi bildim ki bilmezim.

Yunus sen canını ada, dost yoluna eyle feda,
Bu şeyh ile buldum Hüda, ben gayrı nesne bilmezim.

EY YA GAFİL AÇ GÖZÜNÜ

Eyâ gâfil aç gözüni gönlün yavlak uzatmagıl
Bakgıl kendü dirligüne kimse aybın gözetmegil

Şöyle dirilgil hulkıla ölicegiz söyleşeler
Bâkî dirlik budur cânum yavuz adıla gitmegil

Bir gün ola bu dünyâyı âhirete degşüresin
Dün ü güni kılgıl tâat ayak uzadup yatmagıl

Gördün ki bir dervîş gelür yüz vur anun kademine
Senden şey'ullah idicek kaşun karagun çatmagıl

Nefse uyup biş parmagun bir kezden iltme agzuna
Kes birisin vir miskîne gerek olur unutmagıl

Söyledügün keleciyi işitdügün gibi söyle
Kendözünden zîreklenüp bir kaç söz dahı katmagıl

Dünyâ çerb ü şîrîn durur âdem gerekdür yiyesi
Kem nesneye tama idüp kesüp kemürüp yutmagıl

Yûnus kim öldürür seni viren alur yine cânı
Yarın göresin sen anı er nazarından gitmegil

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey ya gafil aç gözünü, gönlünü yavlak uzatma,
Bak sen kendi dirliğine, kimsenin aybın gözetme.

Şöyle dirilip halk ile, öleceğiz söyleşeler,
Baki dirlik budur canım, kötü bir ad ile gitme.

Bir gün ola bu dünyayı ahirete değşiresin,
Gece gündüz kıl taatı, ayak uzatıp da yatma.

Gördün ki bir derviş gelir, yüz vur onun kademine,
Senden şeyullah edecek, kaşların karartıp çatma.

Nefse uyup beş parmağın bir kezden iltme ağzına,
Kes birisin ver miskine, gerek olur hiç unutma.

Söylediğin keleciyi işittiğin gibi söyle,
Kendözünden zeyreklenip birkaç sözü dahi katma.

Dünya çerb ve şirin olur, adem gerektir yiyesi,
Kem nesneye tamah edip, asla haram lokma yutma.

Yunus kim öldürür seni, veren alır yine canı,
Yarın göresin sen onu, onun nazarından gitme.

EY YARENLER EY DEMEZİM

İy yârenler eydimezem cânum neye taldugını
Dilile vasf idemezem gönlümi kim aldugını

Gönlüm tolı sıgmaz dile âşıkdur ol kim hâl bile
Işk niçeyi virdi sile anlayamaz n'oldugını

Işkdan haber bilenlerün ışk derdile tolanlarun
Küfri îmân olanlarun ayıblaman güldügini

Aglamak gülmek âşıka dirilmek ölmek âşıka
Kahırla lutfı bir bilür bilmez melûl oldugını

Işk Yûnus'ı eyledi lâl Yûnus kanı ışka helâl
Kon varın itsün pâyimâl görmesün ayruldugını

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ey yarenler ey demezim, canım neye daldığını,
Dil ile vasfedemezim, gönlümü kim aldığını.

Gönlüm dolu, sığmaz dile, aşıktır o kim hal bile,
Aşk niceyi verdi sele, anlayamaz n'olduğunu.

Aşktan haber bilenlerin, aşk derdiyle dolanların,
Küfrü iman olanların, ayıplaman güldüğünü.

Ağlamak, gülmek aşıka, dirilmek, ölmek aşıka.
Kahırla lütfü bir bilir, bilmez melul olduğunu.

Aşk Yunus'u eyledi lal, Yunus kanı aşka helal,
Koyverin etsin payimal, görmesin ayrıldığını.

EYYUB'UM GÖNLÜ DERTLİYİM

Eyyûb'am dil mübtelâyam derde dermân isterem
Âşıkam dil-hastayam câna cânân isterem

Yakûb'am agladum Yûsuf içün çekdüm firâk
Yûsuf'am zindân içinde fazl-ı Rahmân isterem

Mûsâ'nun Tûr'ına vardum dost cemâlin görmeyi
Gitdi aklum nâgeh ol dem sırr-ı Sübhân isterem

Bir mekâna varmışam ki ol benüm yurdum degül
Hızr'ıla zulmete irdüm Âb-ı Hayvân isterem

Defter-i amâlümi yüklendüm itdüm azm-i râh
Menzil-i maksûda Hak'dan emr ü fermân isterem

Yûnus Emrem kimseler hîç bilmedi hâlüm benüm
Hâlümi arz itmege bir merd-i irfân isterem

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Eyyub'um gönlü dertliyim, derde derman isterim,
Aşığım gönlü hastayım, cana canan isterim.

Yakup için ağladım, Yusuf için çektim firak,
Yusuf'um zindan içinde, fazlı rahman isterim.

Musa'nın Tur'una vardım dost cemalin görmeye,
Gitti aklım nageh o dem, sırrı Süphan isterim.

Bir mekana varmışım ki, o benim yurdum değil,
Hızır'la zulmete erdim, abıhayvan isterim.

Amel defterim yüklendim, arzettim seferimi,
Menzilime ermek için Hak'tan ferman isterim.

~ Yunus Emre'm, kimseler hiç bilmedi halim benim,
Halimi arzetmeye bir merdi irfan isterim.

GELDİK İDİ DÜNYAYA

(günümüze aktarımı)
Geldik idi dünyaya biz de zaman icinde,
Ömrüm de gelip gecti, güman, yaman icinde.

Ermedim, usanmadım, öleceğim sanmadım,
Gözlerim görmez oldu, kaldı duman icinde.

Var ey ahi sinleri, göre su ölenleri,
Ciğeri büryan olmuş, yatar gör kan icinde.

Yunus'layın kemter kul, değmez Tanrı`ya bir pul.
Onun değil bu usûl, üstad var can içinde.

GELİN BU FAKTAN GEÇELİM

(günümüze aktarımı)
Gelin bu faktan geçelim,
Lale gevherler biçelim.
Aşkın şarabın içelim,
İçebilirsen gel beri.

Şahımdan destur almışım,
Ben mürşidime kanmışım,
Kanadımı bağlamışım,
Uçabilirsen gel beri.

Dost bahçesinin gülüyüm,
Ben gülümün bülbülüyüm,
Dört kapının kilidiyim,
Açabilirsen gel beri.

Açıktır bahçe kapısı,
Misler kokuyor kokusu,
Kıldan incedir köprüsü,
Geçebilirsen gel beri.

Yunus der ki: Halim yaman,
Dağları bürüdü duman,
İşte İncil, işte Kuran,
Seçebilirsen gel beri.

GELİN SORUN BU CANLARA

Gelün sorun bu cânlara sûretleri n'oldı gider
Dün-gün senünven diriken ne bahâne buldı gider

Aceb degül giderise sûreti terk iderise
Yanlış yalan gaybet degül dostdan haber geldi gider

Kanı anun mülk ü mâlı terk eylemiş cümlesini
Ol pâdişâh dergâhına hulk-ı amel aldı gider

Eyle ki dost olmış iken niçe iş düzülmiş iken
Bellü bilün cân sûretün sakalına güldi gider

Eyler idi satu-bâzâr bir pûl içün girü bozar
Olmış bu dünyâdan bizâr yensüz gönlek geydi gider

Bin uyagur bin bir togar buyruk ile gelmiş meger
Kimdür bu dünyâya toyar peymânesi toldı gider

Gaflete virme özüni dünyâ-perestlik eyleyüp
Görme misin bu dünyâya eyü yavuz geldi gider

Kamu âlem ümid tutar âhiretde görem diye
Yûnus eydür dervîş olan bunda Hak'ı buldı gider

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Gelin sorun bu canlara, suretleri n'oldu gider,
Dün gün seninim der iken, ne bahane buldu gider.

Acep değil gider ise, tenini terk eder ise,
Yanlış yalan gaybet değil, dosttan haber geldi gider.

Hani onun malı mülkü, terkeylemiş cümlesini,
O padişah dergahına, ruhun amel aldı gider.

Öyle ki dost olmuş iken, nice iş düzülmüş iken,
Belli bilin can suretin, sakalına güldü gider.

Eyler idi çarşı pazar, bir pul için yine bozar,
Olmuş bu dünyadan bizar, yensiz gömlek giydi gider.

Bin ölürse, bin bir doğar, buyruk böyle gelmiş meğer,
Kimdir bu dünyaya doyar, kadehi de doldu gider.

Gaflete verme özünü, tamah kör eder gözünü,
Görmez misin yeryüzünü, iyi kötü geldi gider.

Kamu alem ümit eder ahirette görem diye,
Yunus der ki: Derviş olan burda Hak'ı buldu gider.

GEREKMEZ BU DÜNYA BİZE

Gerekmez dünyeyi bize çünki bâkî bünyâd degül
Bir kul bin de yaşarısa ölicek bir sâat degül

Bu dünye kahır evidür niçe ömürler eridür
Uçmak'da hûy satan kişi yalan yanlış gaybet degül

Şol senün mü'min kullarun dünyâ zindânı anlarun
Bu dünyâda mü'min olan hurrem oluban şâd degül

Bunda zâlimlik eyleyen nefsi harâmla toylayan
Yüzleri kara kopısar öz cânları râhat degül

Kim durur kim ire ana dün-gün tâat kılan ana
Virülür uçmak anlara zîrâ bilişdür yâd degül

Yûnus miskîn mestânesin sen seni gör ko bunları
Dünyâda riyâlu dirlik kişiye eyü ad degül

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Gerekmez bu dünya bize, çünkü baki bünyad değil,
Bir kul bin yıl yaşar ise, ölmesi bir saat değil.

Bu dünya kahır evidir, nice ömürler eritir,
Cennette huy satan kişi yalan yanlış gıybet değil.

Şu senin mümin kulların, dünya zindanı onların,
Bu dünyada mümin olan, hurrem olsa da şad değil.

Burda zalimlik eyleyen, nefsi haramla toylayan,
Yüzleri hep kara çıkar, öz canları rahat değil.

Kim olur, kim ere ona, dün gün taat kılan ona,
Verilir cennet onlara, zira biliştir yad değil.

Yunus miskin mestanesin, sen seni gör ko bunları,
Dünyada riyalı dirlik, kişiye iyi ad değil.

GER RAZIMI SÖYLER İSEM

Ger râzumı söylerisem kimse dilüm bilmez benüm
Eger sabır eylerisem gönlüm karâr kılmaz benüm

İy uslular iy uslular siz eyidün ben n'ideyüm
Ol dost yüzin göreliden aklum başa gelmez benüm

Bunun gibi tertîbile işüm niçe başa vara
Elümden iş kaldıyısa cânumdan iş kalmaz benüm

Ne usluyam ne delüyem neye benzer işüm benüm
Işk denizine gark olup gönlüm gözüm toymaz benüm

Bu mahabbet odı benüm yüregümde yana durur
Denize gark olurısam söynüp hatâ kılmaz benüm

Yıl on iki ay ışk odı içümde uş yanup durur
Yandugunca artar kokum devrüm geçüp solmaz benüm

Cümle Hak'a yol vardılar sabrıla Hakk'a irdiler
Işkun aslı oddan durur sabrumıla olmaz benüm

Niçe eyitdüm gönlüme var sabır eyle dek otur
Şol dem dahı bed-ter olur ögüdümi almaz benüm

Bu Yûnus'un çün sûreti ölüp toprak olurısa
Bâtınumdan ışk sevgüsi bilün ki hîç gitmez benüm

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ger razımı söyler isem, kimse dilim bilmez benim,
Eğer sabır eyler isem, gönlüm karar kılmaz benim.

Ey uslular, ey uslular, siz söyleyin ben n'ideyim,
O dost yüzün göreliden, aklım başa gelmez benim.

Bunun gibi tertip ile işim nice başa vara,
Elimden iş kaldı ise, canımdan iş kalmaz benim.

Ne usluyum, ne deliyim, neye benzer işim benim,
Aşk denizine gark olup gönlüm gözüm doymaz benim.

Bu muhabbet odu benim yüreğimde yana durur,
Denize gark olur isem, söynüp hata kılmaz benim.

Yıl on iki ay aşk odu içimde uş yanıp durur,
Yandığımca artar kokum, devrim geçip solmaz benim.

Cümle Hakk'a yol vardılar, sabırla Hakk'a erdiler,
Aşkın aslı oddan durur, sabrım ile olmaz benim.

Nice söyledim gönlüme var sabır eyle dek otur,
Şu dem dahi bedter olur, öğüdümü almaz benim.

Bu Yunus'un ten sureti ölüp toprak olur ise,
Batınımdan aşk sevgisi bilin ki hiç gitmez benim.

GER ULUYA VARDIN İSE

Ger uluya irdünise sûret nakşı nendür senün
Mânîye yol buldunısa iş bu dünyâ nendür senün

Görgeç yolundan kamusın terk it bu dünyâ davîsin
Kogıl bu âlem sevisin aşıklıcak nendür senün

Sen dünyânun terkin urgıl gelüp ışk evine girgil
İlerki menzile irgil girü kalmak nendür senün

Bu vücûdun ser-mâyesi od u su toprag u yildür
Her biri aslına gider gâfil olmak nendür senün

Dün ü gün kaygular yirsin n'ideyin yohsulın dirsin
Ol cömerddür rızkun virür kaygu yimek nendür senün

Büt-hâne vü şarâb-hâne mescid oldı gerçek câna
Bir pûlun varmaz ziyâna yalancılık nendür senün

Çün âhirete kavîsin ko bu yalancı davîsin
Bu mâl u hazne sevisin âşıkısan nendür senün

Yigil yidürgil bî-çâre eksilürse Tanrı'n vire
Bir gün tenün yire gire girü kalan nendür senün

Benüm diyüben dirersin hakîkat davî idersin
Pâdişâh suçuna kalmaz güm-râh olmak nendür senün

Yûnus ol ışk badyasından sen iñen esrük olmışsın
Bî-hod iken irdün Hakk'a ayuk olmak nendür senün

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Ger uluya vardın ise, sûret nakşı nendir senin?
Manaya yol buldun ise, işbu dünya nendir senin?

Gör geç yolundan kamusun, terk et bu dünya davasın,
Bırak bu alem sevisin, bu aşıklık nendir senin?

Sen dünyanın terkin vursan, gelip aşk oduna girsen,
İlerki menzile ersen, geri kalmak nendir senin?

Bu vücudun sermayesi ateş, su, toprak ve yeldir,
Her biri aslına gider gafil olmak nendir senin?

Gece gündüz kaygı yersin, n'ideyim yoksulum dersin,
Hak cömerttir rızkın verir, kaygı yemek nendir senin?

Puthane ve şaraphane mescit oldu gerçek cana,
Bir pulun varmaz ziyana, yalancılık nendir senin?

Çünkü ahrete kavisin, ko bu yalancı davasın,
Bu mal ve hazne sevisin aşık isen nendir senin?

Yer iken yedir biçare, eksilirse Tanrı vere,
Bir gün tenin yere gire, geri kalan nendir senin?

Benim diyerek derersin, hakikat dava edersin,
Padişah suçuna kalmaz, gümrah olmak nendir senin?

Yunus o aşk badyasından sen inen esrik olmuşsun,
Bi hod iken erdin Hakk'a, ayık olman nendir senin?

GİDER İDİM BEN YOL SIRA

Gideridüm ben yol sıra yavlak uzamış bir agaç
Böyle latîf böyle şîrîn gönlüm eydür bir kaç sır aç

Böyl' uzamak ne manîdür çünki bu dünyâ fânîdür
Bu fuzûllık nişânıdur gel beri miskînlige geç

Böyle latîf bezenüben böyle şîrîn düzünüben
Gönül Hakk'a uzanuban dilek nedür neye muhtâc

Agaç karır devrân döner kuş budaga bir kez konar
Dahı sana kuş konmamış ne gügercin ne hod duraç

Bir gün sana zevâl ire yüce kaddün ine yire
Budaklarun oda gire kaynaya kazan kıza saç

Er sırrıdur sırrun senün er yiridür yirün senün
Ne yirdedür yirün senün sana soraram iy agaç

Yûnus Emre sen bir niçe eksükligün yüz bin anca
Kur'agaca yol sorunca teferrüclen yoluna geç

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Gider idim ben yol sıra, yavlak uzamış bir ağaç,
Böyle latîf, böyle şirin, gönlüm der ki birkaç sır aç.

Böyl'uzamak ne manadır, çünkü bu dünya fanidir,
Bu fodulluk nişanıdır, gel beri miskinliğe geç.

Böyle latif bezenirken, böyle şirin düzenirken,
Gönül Hakk'a özenirken, dilek nedir, neye muhtaç?

Ağaç karır, devran döner, kuş budağa bir kez konar,
Daha sana kuş konmamış, ne güvercin, ne hod dürrraç.

Bir gün sana zevâl ere, yüce kaddin ine yere,
Budakların oda gire, kaynaya kazan, kıza saç.

Er sırrıdır sırrın senin, er yeridir yerin senin,
Ne yerdedir yerin senin, sana sorarım ey ağaç.

~ Yunus Emre sen bir nice, eksikliğin yüz bin onca,
Kur'ağaca yol sorunca, teferrücle yoluna geç.

GİTTİ BU KIŞ ZULMETİ

Gitdi bu kış zulmeti geldi bahâr yaz ile
Yeni nebâtlar bitdi mevc urdı hep nâz ile

Yine merg-zâr oldı uş yine gül-zâr oldı
Ter nagme düzer oldı mûsikîde sâz ile

Hoş haber geldi dostdan yaratdı bâg u bostân
İlm okur hezâr destân bülbülleri râz ile

Kim görmişdür baykuşun gülistâna girdügin
Leylekler zikr idemez bir latîf âvâz ile

Yâ niçe saklarısan dür-dâne gevher olmaz
Keklik keklikle uçar hemîşe bâz bâz ile

El kuşı elden ele gül kuşı gülden güle
Baykuş vîrâne sever şahinler pervâz ile

Kanda ki bir gevde var kerkesler anda üşer
Tûtîler evin şekker bulurlar kafes ile

Her şahsun kendü tuşın kendüye tuş eyledi
Sâdıklar ikrâr ile sûfîler namâz ile

Câhil münâfık münkir cümle aklına şâkir
Âşıklar dîdâr sever ârifler niyâz ile

Dervîşlik didükleri dilde haber degüldür
Hak ile Hak olana anda menzil düzile

Ben dervîşin diyenler yalan davî kılanlar
Yarın Hak dîdârını görmeyiser göz ile

İlm ü amel ne assı bir gönül yıkdunısa
Ârif gönül yapdugı berâber hicâz ile

Ulu dîvân kurıla anda kullık sorıla
Bin tekebbür virmeye bir garîb nevâz ile

Egriler egri ile togrular togru ile
Yalan yalanı sever gammâzlar gammâz ile

Kimi dükkândan bakar kimi hoşluklar sever
Kimi bir pûla muhtâc kimisi cân-bâz ile

Kula nasîb degicek sultân elden alamaz
Zülkarneyn neyledi yâ Hızır u İlyâs ile

Görmez misin Edhem'i tahtını terk eyledi
Hak katında hâs oldı bir eski palâs ile

Bu dünyâya inanma dünyâyı benüm sanma
Niçeler benüm dimiş giderler ham bez ile

Işk yagmurı tamlası gönül göginden tamar
Sevgü yili götürür yagmurı ayaz ile

Yûnus imdi gam yime n'idem ne kılam dime
Gelür kişi başına ezelde ne yazıla

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Gitti bu kış zulmeti, geldi bahar yaz ile,
Yeni nebatlar bitti, dalgalandı naz ile.

Yine mergizar oldu, uş yine gülzar oldu,
Ter nağme düzer oldu, musikide saz ile.

Hoş haber geldi dosttan, yarattı bağ ve bostan,
İlm okur hezar destan bülbülleri raz ile.

Kim görmüştür baykuşun gülistana girdiğin,
Leylekler zikredemez bir latif avaz ile.

Ya nice saklar isen dürdane gevher olmaz,
Keklik keklikle uçar, hemişe baz baz ile.

El kuşu elden ele, gül kuşu gülden güle,
Baykuş virane sever, şahinler pervaz ile.

Nerde ki bir gövde var, akbaba orda üşer,
Tutiler evde şeker bulurlar kafes ile.

Her şahsın kendi tuşu, kendine tuş eyledi,
Sadıklar ikrar ile, sofular namaz ile.

Cahil, münafık, münkir, cümle aklına şakir,
Aşıklar didar sever, arifler niyaz ile.

Dervişlik dedikleri dilde haber değildir,
Hak ile Hak olana orda menzil düzüle.

Ben dervişim diyenler, yalan dava kılanlar,
Yarın Hak didarını göremezler göz ile.

İlmi amel ne fayda bir gönül yıktın ise,
Arif gönül yaptığı beraber hicaz ile.

Ulu divan kurula, orda kulluk sorula,
Bin tekebbür vermeye bir garip nevaz ile.

Eğriler eğri ile, doğrular doğru ile,
Yalan yalanı sever, gammazlar gammaz ile.

Kimi dükkandan bakar, kimi hoşluklar sever,
Kimi bir pula muhtaç, kimisi canbaz ile.

Kula nasip değecek sultan elden alamaz,
Zülkarneyn neyledi ya, Hızır ve İlyas ile.

Görmez misin Edhem'i tahtını terk eyledi,
Hak katında has oldu, bir eski palas ile.

Bu dünyaya inanma, dünyayı benim sanma,
Niceler benim demiş giderler ham bez ile.

Aşk yağmuru damlası gönül göğünden damlar,
Sevgi yeli götürür yağmuru ayaz ile.

Yunus şimdi gam yeme, n'idem, ne kılam deme,
Gelir kişi başına ezelden ne yazıla.

GÖNÜL USANMADIN SEN BU SEFERDEN

Gönül usanmadun sen bu seferden
Çalab'um saklasun seni hatardan

Kişi kim kişinün kahrın çekince
Gidüp görünmemek yigdür nazardan

Togaldan bagrumı togradı gurbet
Sızar tamar ciger kanı tamardan

Vatan oldı diken gurbet gülistân
Agu içmek yig oldı ney-şekerden

Güher didükleri ilm-i hünerdür
Hüner-mende hüner yigdür güherden

Yûnus gögüs açup dosta giderken
Çalab'um saklasun seni hatardan

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Gönül usanmadın sen bu seferden,
Çalab'ım saklasın seni hatardan.

Kişi ki kişinin kahrın çekince,
Gidip görünmemek yeğdir nazardan.

Doğalı bağrımı doğradı gurbet,
Sızar damar çiğer kanı damardan.

Vatan oldu diken, gurbet gülistan,
Ağı içmek yeğ oldu ney şekerden.

Güher dedikleri ilmi hünerdir,
Hüner mende hüner yeğdir güherden.

Yunus göğsün açıp dosta giderken,
Çalab'ım saklasın seni hatardan.

GÖNLÜM DÜŞTÜ BİR SEVDAYA

Gönlüm düşdi bir sevdâya
Gel gör beni ışk n'eyledi
Başumı virdüm gavgâya
Gel gör beni ışk n'eyledi

Ben yürürem yana yana
Işk boyadı beni kana
Ne âkilem ne dîvâne
Gel gör beni ışk n'eyledi

Ben yürürem ilden ile
Dost soraram dilden dile
Gurbetde hâlüm kim bile
Gel gör beni ışk n'eyledi

Benzüm sarı gözlerüm yaş
Bagrum pâre yüregüm baş
Hâlüm bilen dertlü kardaş
Gel gör beni ışk n'eyledi

Gurbet ilinde yürürem
Dostı düşümde görürem
Uyanup Mecnûn oluram
Gel gör beni ışk n'eyledi

Gâh tozaram yirler gibi
Gâh eserem yeller gibi
Gâh çaglaram seller gibi
Gel gör beni ışk n'eyledi

Akar sulayın çaglaram
Dertlü cigerüm taglaram
Şeyhüm anuban aglaram
Gel gör beni ışk n'eyledi

Yâ elüm al kaldur beni
Yâ asluna irdür beni
Çok aglatdun güldür beni
Gel gör beni ışk n'eyledi

Miskin Yûnus bî-çâreyem
Başdan ayaga yareyem
Dost ilinde âvâreyem
Gel gör beni ışk n'eyledi

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Gönlüm düştü bir sevdaya,
Gel gör beni aşk n'eyledi?
Başımı verdim kavgaya,
Gel gör beni aşk n'eyledi?

Ben yürürüm yana yana,
Aşk boyadı beni kana.
Ne akilim ne divane,
Gel gör beni aşk n'eyledi?

Ben yürürüm ilden ile,
Dost sorarım dilden dile.
Gurbette halim kim bile,
Gel gör beni aşk n'eyledi?

Benzim sarı, gözlerim yaş,
Bağrım pare, yüreğim baş.
Halden bilen dertli kardaş,
Gel gör beni aşk n'eyledi?

Gurbet ilinde yürürüm,
Dostu düşümde görürüm,
Uyanıp Mecnun olurum
Gel gör beni aşk n'eyledi?

Gah tozarım yerler gibi,
Gah eserim yeller gibi,
Gah çağlarım seller gibi,
Gel gör beni aşk n'eyledi?

Akarsu gibi çağlarım,
Dertli ciğerim dağlarım.
Şeyhim anarak ağlarım,
Gel gör beni aşk n'eyledi?

Ya elim al kaldır beni,
Ya aslına erdir beni.
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni aşk n'eyledi?

Miskin Yunus biçareyim,
Baştan ayağa yareyim.
Dost ilinde avareyim,
Gel gör beni aşk n'eyledi?

GÖRENİN HALİ DÖNER

Görenün hâli döner nişânsuz bî-nişâna
Esritdün cümle halkı sırf içürdün peymâne

Sen bunca sıfat birle pinhân iken iy server
Âşıklar devletisin meşhûr oldun cihâna

Anı işiden kulak ebsem oldı kaldı sak
Cümle gönüller mutlak saddâk didi bürhâna

Sana biriken birlik oldur ebedî dirlik
Senden ayrugı bildük cümle kuru efsâne

Senün hikmetün ırak sensün cânlara turak
Sen yandurdugun çerâk bildük ebedî yana

Sen hâslarun bâbısın âşıklar kitâbısın
Mutlak dîdâr kapusın görenler mahlûk sana

Yir gök kâyım turdugı denizler mevc urdugı
Cennet ü Hûr oldugı cümle sensin bahâne

Dahı yir-gök yogıdı cümle söz mensûhıdı
Âşıklar taparlardı ol bî-nişân Sübhân'a

Senün kaşun turmadın ok atar yay kurmadın
İsrâfîl sûr urmadın niçe cânlar uyana

Bu göz kendözin görmez nişânun nişân virmez
Yûnus'un aklı irmez inen oldı dîvâne

~ Yunus Emre

(günümüze aktarımı)
Görenin hali döner nişansız bi nişana,
Esrittin cümle halkı, sırf içirdin peymane.

Sen bunca sıfat birle pinhan iken ey server,
Aşıklar devletisin meşhur oldun cihana.

Onu işiten kulak, ebsem oldu kaldı sak,
Cümle gönüller mutlak saddak dedi bürhana.

Sana biriken birlik oldur ebedî dirlik,
Senden ayrığı bildik cümle kuru efsane.

Senin hikmetin ırak, sensin canlara durak,
Sen yandırdığın çerak bildik ebedi yana.

Sen hasların babısın, aşıklar kitabısın,
Mutlak didar kapısın görenler mahluk sana.

Yer gök kayim durduğu, denizler mevc vurduğu,
Cennet ve Hur olduğu cümle sensin bahane.

Daha yer gök yok idi, cümle söz mensuh idi,
Aşıklar tapar idi o bi nişan Subhana.

Senin kaşın durmadan, ok atar yay kurmadan,
İsrafîl sur vurmadan nice canlar uyana.

Bu göz kendözün görmez, nişan nişanın vermez,
Yunus'un aklı ermez, inen oldu divane.

Soru ve tavsiyeleriniz için: İletişim