Divanu Lugati't-Türk

Dîvânü Lugati't-Türk (Arapça: ديوان لغات الترك) (Türkçe: Türk Dilleri Sözlüğü), Orta Türkçe döneminde Kaşgarlı Mahmud tarafından Bağdat'ta 1072-1074 yılları arasında yazılan Türkçe-Arapça bir sözlüktür. Türkçenin bilinen en eski sözlüğü olup, batı Asya yazı Türkçesiyle ilgili var olan en kapsamlı ve önemli dil yapıtıdır. Kitabın bulunan tek nüshası, İstanbul Millet Kütüphanesi'nde sergilenir.
- Divânu Lügati't-Türk ─ kitabın tıpkı-basım aslıdır.
- Eski Türkçe Sözlük ─ kitabın içinde geçen kelimeleri, çevirili dizin halinde yükledik.
- Atasözleri ─ kitabın içinde geçen Atasözleri.
- Şiirler ─ kitabın içinde geçen şiirlerden bazıları.
- Alp Er Tunga Destanı ─ Alp Er Tunga Destanı dörtlükler halinde bu kitabın içinde geçer.
Divanu Lugatit-Türk Hakkında
Türk lehçelerinin ve ağızlarının dil özelliklerini belirleyen, söz varlığını derleyerek bir araya getiren Kâşgarlı Mahmud, elde ettiği bu bilgileri yazıya geçirerek ortaya koyduğu eserine Dîvânu Lugâti't-Türk adını vermiştir.
Döneminin yazı dilinin dil bilgisi kurallarını ve söz varlığını eserinde toplayan Kâşgarlı Mahmud, bu ölçülü dil çerçevesinde diğer Türk boylarının ağız özelliklerini hem ses hem de söz varlığı bakımından ayrıntılı biçimde ele almıştır.
Zaman zaman biçim bilgisi yönünden belirlediği farklılıklara da işaret eden Kâşgarlı Mahmud bu nedenle eserine Türk Lehçeleri (veya Ağızları) Sözlüğü adını vermiştir.
Dîvânu Lugâti't-Türk Ne Zaman Yazıldı?
Kaşgarlı Mahmut, eserini Bağdat'a gelmeden önce mi yoksa Bağdat'ta mı yazdığı konusunda farklı görüşler olsa da, elimizdeki tek nüshanın son sayfasında verilen bilgiye göre, bu eseri 25 Ocak 1072 günü yazmaya başlamış ve 10 Şubat 1074 günü bitirmiştir.
Kitabı el yazısı ile çoğaltan Muhammed bin ebî Bekr ibn ebi'l-Feth, Dîvânu Lugâti't-Türk'ün son sayfasındaki ketebe (yazılış) bölümünde Kâşgarlı Mahmud'un nüshasına bakarak bunu yazdığını belirtir ve Kâşgarlı'nın kendi el yazısıyla yazdığı asıl kitabı ise şu sözlerle bitirdiğini belirtir:
Kitap dört yüz altmış dört yılının Cümad-el-ula ayının ilk günü (25 Ocak 1072) yazılmaya başlanıp dört kez düzeltildikten sonra dört yüz altmış altı yılının Cümad-el-ahire ayının onuncu günü olan (10 Şubat 1074) Pazartesi bitirilmiştir. Güç ve kudret yüce ve büyük Allah'ındır. O bize yeter. Himaye ondandır...
Her ne kadar Nag (timsah) yılı sözünün açıklandığı bölümde:
"Biz bu kitabı yazdığımız 469 yılı nag yılıdır"
on iki hayvanlı Türk takviminin anlatıldığı bars maddesinde de:
"Biz şu kitabı yazdığımızda dört yüz altmış altı yılının Muharrem ayı idi, yılan yılı girmişti. Bu yıl geçip de dört yüz yetmiş yılı olunca yund yılı girecekti"
diye farklı bir tarih vermişse de bunun bir yazım hatası olduğu düşünülür çünkü, 466 yılından sonra 470 değil 467 yılının gelmesi gerekir.
Bu bölümde sonradan el yazısıyla yapılan düzeltmeyle 466'dan sonra 467 yılının geldiği de belirtilmiştir.
Dîvânu Lugâti't-Türk'ün Millet Kütüphanesinde sergilenen tek nüshası ise, Sava'dan gelerek Şam'a yerleşen Muhammed bin ebî Bekr ibn ebi'l-Feth tarafından Kâşgarlı'dan yaklaşık iki yüz yıl sonra, 1 Ağustos 1266'da el yazısıyla yazılmıştır.
Kâşgarlı Mahmud Dîvânu Lugâti't-Türk'ü Neden ve Nasıl Yazdı?
Kâşgarlı Mahmud, anıtsal eseri Dîvânu Lugâti't-Türk'ü yazış nedenini ilk sayfadaki Tanrı'ya ve Hz. Muhammed'e övgü bölümünden hemen sonra açıklar.
Talih güneşinin Türk burcunda doğduğunu, Tanrı'nın Türk kağanlığını gökyüzünün katmanları arasına yerleştirdiğini, onlara Türk adını ve egemenliği verdiğini yazar.
Çağının kağanlarını Tanrı'nın Türkler arasından çıkardığını ve ulusları yönetme dizginlerini Türklere vererek bütün insanlığa egemen kıldığını belirtir. Türkleri doğruluğa yönelten Tanrı'nın, Türklerle birlikte olanları, birlikte çalışanları ve onlara katılanları aziz kıldığını, Türkler sayesinde onları isteklerine eriştirdiğini, yağmacıların kötülüklerinden onları koruduğunu anlatır.
Türklerin oklarından korunmak için akıl sahibi olanların, Türklere katılması gerektiğini yazan Kâşgarlı Mahmud, en doğrusunun Türklerin gönlünü almak olduğunu, derdini dinletebilmek için onların diliyle konuşmak gerektiğini ifade eder.
Bu görüşlerini kanıtlamak amacıyla Buharalı ve Nişaburlu iki ayrı imamdan işittiği bir hadisi tanık gösterir.
Her iki imam da Hz. Muhammed'in kıyamet belirtilerinden, ahir zamandaki azaplardan ve Oğuz Türklerinin ortaya çıkışından söz ederken “Türklerin dilini öğreniniz, çünkü onların egemenliği uzun sürecektir... buyurduğunu Kâşgarlı Mahmud'a anlatmıştır.
Bu bir sahih hadis ise Türk dilini öğrenmenin Peygamber buyruğu ve dinî bir gereklilik olduğunu yazan Kâşgarlı Mahmud, hadisin sahih olmaması durumunda da aklın Türk dilini öğrenmeyi buyurduğunu söyler.
Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan'ın Malazgirt zaferinden hemen sonra İslam dünyasında Türklerin, Türklüğün ve Türk dilinin öneminin daha da arttığı bir dönemde Araplara Türkçeyi öğretmek, Türkçenin Arapça kadar zengin dil olduğunu ortaya koymak amacıyla Dîvânu Lugâti't-Türk'ü yazmıştır Kâşgarlı Mahmud...
Yıllarca birçok güçlüğe göğüs gererek hazırladığını belirttiği Dîvânu Lugâti't-Türk'te sözleri arayanlar kolayca bulsun diye belirli bir düzene göre sıraladığını da belirten Kâşgarlı, atasözü, deyim ve şiir gibi edebî ürünlerle Türkçenin anlatım derinliğini ortaya çıkardığını söyler. Bunun için eserinin sözlük bölümünde tanımladığı hemen her sözün, içinde geçtiği örnek cümleleri, şiirleri, atasözleri ve deyimleri vermeye özen gösteren Kâşgarlı Mahmud:
"Türklerin görgülerini, bilgilerini göstermek için söyledikleri şiirlerden örnekleri kitaba serpiştirdim. Sıkıntılı veya sevinçli günlerde yüksek düşüncelerle söylenmiş olan ve ilk söyleyenden sonra kuşaktan kuşağa aktarılan atasözlerini de kitaba aldım. Böylece kitap en üst düzeyde yetkinliğe ve mükemmel arılığa ulaştı."
diyerek örnekli bir sözlük yazmasının gerekçelerini de açıklar. Günümüzden dokuz yüz otuz altı yıl önce yazmaya başladığı Dîvânu Lugâti't-Türk'te tanımları örneklerle pekiştiren Kâşgarlı Mahmud'un tuttuğu bu yol, çağdaş sözlük biliminde bugün de uygulanan bir yöntemdir. Türk sözlük biliminde açtığı bu çığır, Kâşgarlı Mahmud'a Türk sözlükçülüğünün atası unvanını kazandırmıştır.
Kâşgarlı Mahmud'a Göre Türk Boyları
Türklerin her bir boyunun çeşitli kollara ayrıldığını belirten Kâşgarlı Mahmud bu kolların sayısını ancak Tanrı'nın bilebileceğini belirtir ve yalnızca büyük boyları ve ana kollarını eserinde anar. Ancak Kâşgarlı Mahmud'un Oğuzlara özel bir önem verdiği, Oğuzların bütün kollarını adlarıyla, damgalarıyla birlikte ayrıntılı bir biçimde tanıttığı görülür. Bunun nedeni, Kâşgarlı'nın eserini yazdığı sırada Oğuzların arasında bulunması olabileceği gibi aynı dönemde Oğuzların çoğunluğunu oluşturduğu Selçuklu Sultanı Alparslan'ın ordularının Anadolu'da ilerlemesi ve siyasi bir güç olarak ortaya çıkışı düşünülebilir. Kâşgarlı'nın Oğuz kollarını ve hayvanlarına vurdukları damgaları herkesin bilmesi gerektiğini de yazması, bu düşüncenin doğru olabileceğini gösterir.
Oğuzlara böylesine büyük önem veren Kâşgarlı Mahmud, her Türk boyunun yaşadığı bölgeleri en batıdan başlayarak doğuya doğru sıralamıştır:
"Rum (Bizans) ülkesine en yakın olandan başlayarak hem gayrimüslimleri hem de Müslümanları belirli bir düzen içerisinde doğuya doğru sıraladım. Rum ülkesine en yakın boy Beçenek ‘Peçenek'tir. Sonra Kıfçak ‘Kıpçak', Oğuz, Yemek, Başgırt, Basmıl, Kay, Yabagu, Tatar, Kırgız gelir. Kırgızlar Çin ülkesine yakındırlar. Daha sonra Çigil, Tohsı, Yagma, Ograk, Çaruk, Çomul, Uygur, Tangut ve Çin'de olan Hıtay gelir. Bundan sonra Tavgaç gelir, bunların ülkesi de Maçin'dir."
Yirmi boyu, batıdan doğuya doğru sıralayan ve bunları Türk adı altında toplayan Kâşgarlı Mahmud günümüzde, çeşitli adlarla anılan soydaş boyların nasıl tanımlanması gerektiğine de bin yıl öncesinden ışık tutar.
Kâşgarlı Mahmud, Türk boylarının yaşadığı coğrafyayı anmakla kalmamış Bu boyların her biri şu haritada gösterilmiştir diyerek eserine eklediği harita üzerinde Türk soylu halkların yaşadığı bölgeleri göstermiştir.
Eserinin sözlük bölümünde Kençek, Kıfçak, Taŋut, Tatar, Yagma, Yemek gibi çeşitli Türk boylarının adlarını kısaca açıklayan Kâşgarlı Mahmud Türk adının yanı sıra Oğuz, Türkmen, Uygur, Çigil'i ele alırken bu Türk boylarıyla ilgili ayrıntılı bilgiler vermiştir.
Kaşgarlı Mahmud'un Haritası (aslı ve çevirisi)
Türklerin yaşadığı bölgeler Oğuz ülkesi, Kıpçak ve Oğuz yerleşimleri, Başkırt bozkırları, Ötüken, Horasan, Harezm, Azerbaycan adlarıyla da belirtilir. Haritada renklerle gösterilen deniz, nehir ve dağların yanı sıra Seyhun, Ceyhun, Ila, İtil, İrtiş nehirleri, Karaçuk ve Serendip dağları adları anılarak belirtilen coğrafya adlarıdır.
Haritada Türklerin yerleşim alanları ayrıntısıyla gösterildiği gibi aynı bölgede Türklerle ilişki içerisinde olan yabancı ülkeler ve topluluklar da belirtilmiştir. Ancak Türklerle herhangi bir ilişkisi olmayan alanlar ve ülkeler dikkate alınmamıştır.
Kâşgarlı'ya Göre Türk Yazısı
Türk boylarının dili ile ilgili böylesine ayrıntılı ve Türk dili tarihi araştırmaları açısından son derece önemli bilgiler sunan Kâşgarlı Mahmud, Türklerin Arap kaynaklı yazıdan önce kullandığı ve Türklük bilgisinde Uygur alfabesi diye tanınan yazıyı Dîvânu Lugâti't-Türk'te özel bir bölümde tanıtmıştır. Türkçe kaynaklarda bu konudaki en eski bilgileri içeren ve iki ayrı tabloda Uygur alfabesini veren Kâşgarlı Mahmud'un bu alfabeyi heca-i el-Türkiyye ‘Türk alfabesi' diye adlandırması dikkate değerdir. Ancak XVIII. yüzyıldan sonra bu alfabe bilim çevrelerinde Uygur alfabesi olarak tanınmıştır.
Kâşgarlı Mahmud, eserinin beşinci sayfasında Türk Sözlerini Kuran Harfler Üzerine başlığıyla şu bilgileri verir:
"Bütün Türk lehçelerinde kullanılan harfler on sekiz harften ibarettir. Bunlar Türk yazısını meydana getirirler, Türk yazısı bu harflerle yazılır."
"Bu harfler Arapçadaki hece düzeninde ا ب ت ث harflerine karşılık gelir. Yazılışta yeri olmayan, fakat söylenişte gerekli bulunan, temel harfler arasında bulunmayan yedi harf daha vardır. Türk lehçeleri bunlar olmadan olmaz."
Bu yazının nasıl yazılması gerektiğini de belirttikten sonra kullanıldığı alanları;
"Eskiden beri Kâşgar'dan yukarı Çin'e dek, çepeçevre bütün Türk ülkelerinde hakanların ve sultanların yarlık (ferman) ve mektupları bu yazı ile yazılagelmiştir"
diye kaydeden Kâşgarlı Mahmud on birinci yüzyıl Türk dünyasında geniş ölçüde bu yazının kullanıldığını haber verir.
- Divânu Lügati't-Türk ─ kitabın tıpkı-basım aslı
- Eski Türkçe Sözlük ─ kitabın içinde geçen kelimeler.
- Atasözleri ─ kitabın içinde geçen Atasözleri.
- Şiirler ─ kitabın içinde geçen şiirlerden bazıları.
- Alp Er Tunga Destanı ─ Alp Er Tunga Destanı dörtlükler halinde bu kitabın içinde geçer.
